Bayram taze bir nefestir

Bayramlar sevinç günleri şüphesiz. Halbuki şahsi ve toplum hayatımızda ümidimizi, sevincimizi kıran olaylar var. Peki ne yapalım Ümitsiz olmak bir mü'mine yaraşır mı Bu ağır ekonomik ve sosyal şartlarda sevinçli olmak mümkün mü

Hz. Peygamber (s.a.v) sevinçli olmamızı tavsiye ediyor. Öksüzlük ve yetimlik, fakirlik, hakikati bilmenin dayanılmaz ağırlığı, peygamberliğin ağır yükü, en yakın akrabadan başlayan düşman çemberine rağmen mesud olabilmek!

Hz. Peygamber (s.a.v) dünyanın en dertsiz insanı değildi hiç şüphesiz; ama dünyanın en mesud insanı idi. Çünkü 'her hadisede Rahmet-i İlahiyenin izini, özünü, yüzünü' görüyor ve O'na tevekkül ediyordu. Çok şefkatli ve merhametli olmasına rağmen, şefkatini rahmet-i Îlahiden daha ileri sürmüyordu.

Mutluluk formülü burada gizliydi sanki!

Bir peygamber varisi olan Bediüzzaman da bize aynı hakikati öğütlüyor: "Rahmet-i İlâhiyeden ileri şefkat olunmaz. Hikmet-i Rabbaniyeden daha ekmel hikmet, daire-i imkânda olamaz. Asiler, cezalarını; masumlar, mazlumlar, zahmetlerinden on derece ziyade mükâfatlarını alacaklarını düşün. Senin daire-i iktidarının haricinde olan hâdisâta, onun merhamet ve hikmet ve adaleti ve rububiyeti noktasında bakmalısın." (K. Lahikası)

Asıl bayram; bize verilen duygu ve latifelerimizi yerli yerinde inkişaf ettirmekti. Her vesile ile barışı, adaleti, muhabbeti teneffüs etmekti.

Unuttuk mu; ilim ve dua vasıtasıyla tekemmül edeceğimizi Mü'mine yakışan; akıl, iman ve vicdan ile hak ve hakikati bilip ona taraftar olmak; batılı, çirkini, kötüyü, zulmü bilip ondan uzak durmak değil mi

Öyleyse kaybolan, gizlenen insanî duygularımızın bayram ikliminde yeniden yeşermesi için gayret sarf edelim. Hayatı kendi elimizle cehenneme çevirmeyelim. Bir nefis muhasebesi yapıp, sevinç ve şükür iklimine kanat açalım mı

BAYRAM SEVİNCİ

Anne babaların, büyüklerin, hastaların, komşuların, akraba ve dostların ziyaret edilerek Allah'ın rızasının kazanıldığı hayır günleridir bayram.

Bu günlerde dargınlar ve küskünler barışır.

Fakir aileler, öğrenciler, yatalak hastalar ve sakatlar sevindirilir. Bayram sevincinin onlara da ulaşması sağlanır.

Kadın-erkek, yaşlı-genç, fakir-zengin ayrımı yapılmaksızın, her sınıftan insan bayramlarda bir nefes tazeler.

Birbirlerinin neşelerine ortak olur ve kederlerini paylaşırlar. Cezaevinde, huzurevinde, esaret altında bayram bekleyenlere mümkün olduğunca ziyaret yapılır, hediyeler verilir. Bu mümkün değilse dua edilir.