İsrafil Bayrakçı

İsrafil Bayrakçı

Milli Gazete
Gündem 24 yazı 0 takipçi

Yakamızı bırakmayan yoksulluk ve siyasetin ali cengiz oyunları

24 yıllık bir iktidar dönemi... Dile kolay, çeyrek asra merdiven dayamış bir zaman dilimi. Bu süreçte ne fırtınalar koptu, ne badireler atlatıldı, ne krizler "teğet geçti" denilerek bir şekilde geride bırakıldı. Evet, siyasi krizler çözüldü, askeri ve diplomatik dönemeçler sıkıntılı da olsa dönüldü ama gelin görün ki bu necip milletin yakasını bir

Bu milletin gerçeği kimin umurunda

Bir iktidar düşünün... Kendi sinesinden çıktığı toplumun feryadına kulaklarını tıkamış, halkın en temel arz ve taleplerini bir kenara fırlatmış. Sokaktaki yangını, mutfaktaki fukaralığı görmezden gelen bir anlayış, ne hikmetse uluslararası platformlarda adeta bir "olağanüstü hal" titizliğiyle arz-ı endam ediyor. Evet, NATO Zirvesi'nden ve o zirveni

Sis perdesini aralamak ve üçüncü yol

Son günlerde siyaset arenasının tek bir gündemi var: Ana muhalefet partisinde bitmek bilmeyen iç kavgalar, koltuk savaşları ve kliklerin birbirini tasfiye etme yarışı. Gazeteleri açıyoruz aynı tantana, televizyonları açıyoruz aynı gürültü. İnsan ister istemez soruyor: Bu bulanık suda balık avlamak kimin işine yarar Bu yapay gerilimlerden, milletin

İçeride yoksulluk, dışarıda "Trumpçılık"

Bir Kurban Bayramı'nı daha geride bıraktık. Kimileri içinden derin bir ah çekip "Bayram benim neyime" diyerek geçim derdiyle baş başa kaldı; kimileri ise "Bayram bayramdır, tadını çıkaralım" diyerek teselli aradı. Ancak ne acıdır ki, bayram günlerinde bile ülkenin asıl gerçeğini, yani yoksulluğu ve yoksulun derdini layığıyla konuşmaya fırsat bulama

Engelliye engel, yoksula gurbet... Yeter artık!

Eskiler bilir; Kurban Bayramı yaklaşırken havada sadece kurbanlık kokusu değil, bir ay öncesinden başlayan bir huzur ve sevinç rüzgârı eserdi. Memlekete gitme telaşı tatlı bir heyecan, akraba ziyareti bir borç, komşu kapısını çalmak ise gönüllere şifaydı. Sıla-i rahim, inancımızın ve kültürümüzün sarsılmaz bir kalesiydi. Peki, bugün ne haldeyiz Maa

8 Mayıs 2026: Engellilerin miladı

Son günlerde siyaset arenasındaki toz duman arasında bir ses yükseliyor ki, her cümlesi adeta birer manifesto niteliğinde. Saadet Partisi liderinin kurduğu her cümle, sadece siyasi bir söylem değil, halkın damarlarında dolaşan o derin sızının tercümanı oluyor. Bugün sokaktaki vatandaştan, tarlasındaki çiftçiye, atama bekleyen öğretmenden evine ekme

Aynadaki Suretine Taş Atanlar Ve İklim Suikastçıları

Halk arasında ariflerin ferasetiyle süzülüp bugüne gelen, her kelimesi bir balyoz gibi yerine oturan meşhur bir deyimimiz vardır: "Dinime küfreden bari Müslüman olsa!" Bu söz, sadece bir sitem değil; aynı zamanda bir tutarsızlığın, bir yüzsüzlüğün ve kendi kusurunu görmeden başkasına ayar vermeye kalkanların suratına çarpılan ilahi bir tokattır. So

Toplumun temelleri çatırdarken kurtuluş reçetesi nerede

Çocukların silahla suç işlemesi ekonomik değil ahlaki bir çöküş göstergesi midir, yoksa sistemin tıkanması mı bunu tetiklemektedir?

Milli duruş mu, siyasi horoz dövüşü mü

İktidar ve muhalefet "horoz dövüşüne" tutuşurken, Milli Görüş belediyelerinin hizmet modelinin cevabı neden hiç sorulmaz?

Engelli haklarında "mevzuat" var, "icraat" yok

Saadet Partisi, engellilerin sofrada değil, hayatta eşit yaşama hakkı için sesi yükseltiyor; peki, sesli anons gibi basit çözümler üç yıldır neden bekleme odasında kalıyor?

"3Y'nin gölgesinde 23 yıl"

3 Kasım 2002 tarihinde iktidara gelen AK Parti, o günkü söylemleriyle bu ülke insanının yüreğinde bir umut ışığı yakmıştı. Millet, yıllardır özlemini çektiği adaletin, refahın ve özgürlüğün bu kadrolar eliyle geleceğine inanmıştı. AK Parti'nin dilinde o günlerde milletin ortak sesi, halkın vicdanı vardı. "Yoksullukla, yolsuzlukla, yasaklarla mücad

"Toplum, sistemsel olarak fakirleştiriliyor"

Bugün ülkemizde öylesine bir tabloyla karşı karşıyayız ki, insan ister istemez merhum Erbakan Hoca'nın yıllar önce yaptığı o uyarıları hatırlıyor. "Siyonizm, ben mi bana mı" türküsünü söyleterek kendine hizmet ettiriyor dediğinde birçokları bunu abartı sanmıştı; oysa bugün yaşananlar, o sözlerin ne kadar derin bir tespit olduğunu açıkça gösteriyor