Halime Gürbüz

Halime Gürbüz

Türkiye
Yaşam 210 yazı 0 takipçi

Notlar

Yeni ay umutların kapısı;Hayallerimizin gerçeğe döndüğü, ruhumuzun canlandığı,maddi manevi bolluğun gönüllere aktığı, bereketin keselere dolduğu,sağlıkla aydınlandığımız güzel bir ay olsun.Hoş gelmiş kasım,Hoş gelmiş sonbaharın son ayı...Sararıp, dökülen sadece yapraklar olsun,Ama biz hep canlı hep mutlu kalalım.***Ne demişti Mevlâna;"Sanmasınlar y

Aman dikkat!

Aman dikkat salgın var! Öksürmekten ne yazı yazabiliyorum ne doğru düzgün nefes alabiliyorum. Pıh pıh, efem devlet hastanesiacil bölümünden bildiriyorum; nezleydi,domuz gribiydi, varyant Covid'di derken bende dâhil olmak üzere halkın çoğu grip, nezle. Bak şurada hanım hanımcık sıra bekliyorum, nasıl olsa kapmışız diye herkes umarsızca hapşırıp öksü

Su gibi aziz olun

Şükür az da olsa yağmur yağdı. Barajlar alarm veriyor, su savaşları'şimdilik' komplo teorisi olarak görülüyor lakin net olanşey şu ki; suyumuz bitiyor! Küresel ısınma tepemizde, su kaynakları da resti çekti. 'İkide bir sifon çekmeyin kardeşim' ihtarlarıylapsikolojimiz gerildi. Magazin dünyasında ise mankenlerin, San-artçı'ların yerine, 'eski gözdel

Yaprak sarması…

Dedektif Dik, yine esrarengiz bir olayla karşı karşıyaydı... Saldırgan, burnunu mıncırarak bayılttığı kurbanlarının kafasına limon sıkıyor, üzerinde "Emeğe Saygı" yazan bir asma yaprağını da bırakıp kaçıyordu... Yoğun çabalar sonucu saldırgan bulunmuştu. Rutubetli sorgu odasının loş ışığı altında masum yüzlü, ufak tefek, narin bir bayan oturuyordu.

Finansal analiz…

Parayı buldukları için Lidyalılara sövsek mi yoksa onları sevsek mi bilemedik. Kimi geçim derdinde, kimi yatırım tavsiyesi peşinde... Kimi borç, kimi de doymak bilmeyen bir tüketim çılgınlığı içinde...Tarihin ünlü düşünürlerindenSeneca'nın daha dediği gibi; "Para, zenginler için bir süs, fakirler için bir ihtiyaç, akıllılar için bir araç ve aptalla

Deyimler

Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak...Dimyat Mısır'da Süveyş Kanalı ağzında ve Portsait yakınlarında bir iskeledir. Eskiden Mısır'ın meşhur pirinçleri, buradan Türkiye'ye gelirdi. Dimyat'a pirinç almaya giden bir Türk tüccarın bindiği gemi Akdeniz'de Arap korsanları tarafından soyulmuş ve adamcağızın kemerindeki bütün altınlarını almış

Yol uzun

Köyün kenarında sükûnetiyle konuşan bir çeşme vardı. Kim bilir kaç yolcunun susuzluğunu dindirmiş, kaç garibin duasını işitmişti. O çeşmenin taş basamağında her akşam iki yaşlı adam buluşurdu. Biri Hasan Ağa, diğeri Derviş Ali idi. Her ikisi de ömrünün son demlerindeydi ama sözleri hâlâ genç bir kalbin sıcaklığıyla yankılanırdı.Hasan Ağa, gençliğin

Yük

Anne uyumuyordu. Yorgundu. Asabiydi, huysuzdu, kırgındı. Sürekli hasta olurdu... Ta ki bir gün, ansızın değişene kadar... Bir gün baba ona şöyle dedi:-Üç aydır iş arıyorum, ama bulamıyorum. Gidip arkadaşlarla takılacağım.Anne cevap verdi:-Peki, tamam.Oğlu dedi ki:-Anne, üniversitedeki tüm derslerden kaldım.Anne cevap verdi:-Sorun değil, telafi eder

Sözler…

Dostoyevski"İnsanlara olan saygımı korumak içinonlardan uzak durmaya çalışıyorum" derken, haksız değildi.Ve derlediğim diğer sözler de hayli haklı, anlamlıve kıymetli;Kendini besleyen kişinin elini ısıranlar, genellikle kendisini ezenlerinçizmesini yalarlar.Eric HofferBilgili bir ahmak, cahil bir ahmaktan daha çok ahmaktır.Moliereİnsan, erdemli ya

Gel pisi pisi…

Merhaba ben Minti, Halime'nin kedisiyim. Ablam depresyonda. Battaniyenin üstünde hayatı ve insanlığı sorguluyor... Ben de fırsat bu fırsat, klavyeyi patileyeyim dedim. Önce arkadaşlara selam ederim. Aşağı mahalleden Boncuk ve Tekir'e, yukarı damdan Tırmık'a sevgiler. Sarman, seni unutmadım; bizim paspasa bir şeyler olmuş, benim üzerime kaldı, hesap

Az yetmez, çok artmaz.

Bu hırs, doyumsuzluk niye ki Hiç kimse kazık çakmıyor ki dünyaya. Sabah bir sala, öğleden sonrakısa bir veda...Vakti zamanında bir yerlerde bir kral vezirine sormuş:"Hizmetçimin hayatta benden daha mutlu olduğunu görürüm, neden" Derin bir iç çeker ve eliyle hizmetçisini işaret eder; "Oysa onun hiçbir şeyi yok.Ben ise kralım, her şeye sahibim ancak

İşin özü…

Ağanın biri köyünde büyükçe bir konak yaptırmış. Açılış günü köyde yaşayan herkese yemek vermiş.Çoluk çocuk, kadın erkek, akıllı deli... Deli lafın gelişi değil, gerçekten deliyi de davet etmiş çünkü hemen her köyde olduğu gibi o köyün de bir delisi (meczup) varmış.Yemekler yenmiş. Köylüler ayrılırken Ağa, "Deliye sorun, bu konaktan ne istiyorsa al