Güven Baykan

Güven Baykan

Cumhuriyet
Kültür-Sanat / Kitap-Edebiyat 27 yazı 0 takipçi

Yayla, Kitap ve 2 Bin 600 Kilometre Asfalt

"Bu ne acayip başlık" diyeceksiniz belki. Haklısınız, ilk bakışta tuhaf duruyor. Ama Ordu'da birkaç gün geçirince insanın önüne üç ayrı görüntü çıkıyor: Yaylaların üstüne düşen maden gölgesi, yağmur altında kitaba gelen insanlar ve şehrin dört bir yanından bakan "2 bin 600 kilometre asfalt döktük" afişleri... Öyleyse, önce yaylalardan başlayalım.

Bir Mahallenin Unutulan Sesleri

Mahallelerin sessizleşmesi yalnız çocukluk anılarını değil, toplumun birbirine değme kabiliyetini de çalmış—peki bu kayıp geri alınabilir mi?

Sıradanlaşan Haksızlık

Adaletin yokluğundan daha yıkıcı olan, adaletin yokluğuna alışmış olmaktır; peki bu alışkanlık ne zaman geri dönülemez hale gelir?

Okul Koridorları Karanlığa Teslim Olmasın

Okul kapısına polis dikseniz bile şiddet zaten çocuğun evinde, sokağında, ekranında büyümüştür—peki, güvenlik önlemleri olmaksızın toplumsal iklimi değiştirmek mümkün müdür?

Kitapların Arasında Memleketin Yüzü

Kitap fuarlarında bastırılan bir kitap yalnızca kâğıt ve mürekkeple değil, düşüncenin dolaşım hakkıyla yere düşer—peki biz bunu anlamaya hazır mıyız?

Ordu'nun hafızası kazılamaz

Ordu'nun madene karşı direnci çevre aktivizmi değil, yüzyıllardır kurduğu hayat biçimini savunması—peki ekonomik kalkınma söylemi bu memleket duygusunu haksız kılmaya yeter mi?

Ankara'da bir iç yolculuk: Hüsamettin Koçan'ın 'Ben Bu'su

Hüsamettin Koçan'ın CerModern sergisi izleyiciyi gösterişli dünyadır değil kendi içine bakmaya çağırıyor—ama bu çağrı herkese yetebilir mi?

ArtAnkara ve Cumhuriyet'in Barış Yüzü

İsrail-ABD-İran hattında savaş büyürken, Yemen'den Gazze'ye, Lübnan'dan Körfez'e kadar Ortadoğu yeniden ateşin diliyle konuşuyor. Tam da böyle bir zamanda Ankara'da bir sanat fuarının koridorlarında dolaşmak, yalnızca resme değil, Cumhuriyet'in neden kurulduğuna da yeniden bakmayı gerektiriyor. Pazartesi sabahına ArtAnkara'nın ardından giriyoruz. D

Notun da bir hakkı var

Ağzından helalliği, adaleti düşürmeyenler olabilir. Ama insanın asıl ölçüsü, başkasının emeği karşısındaki tutumunda belli olur. Bayram günleri belki de tam bu yüzden sadece kutlama değil, vicdanı yoklama zamanıdır. Bugün önümüze başarı diye sürülen bazı hikâyeleri yeniden düşünmek gerekiyor. ünkü her çalışkanlık anlatısının içinde yalnızca emek yo

Savaş Önce Dilde Başlar

Bazı kelimeler vardır; yalnızca bir şeyi anlatmaz, insanlığın iç karanlığını da ele verir. "War" ve "savaş" böyle kelimeler. İki ayrı dilin içinden gelirler ama aynı yaraya dokunurlar. Biri Batı dillerinde kargaşanın, çekişmenin, altüst oluşun izini taşır; öteki bizim dilimizde karşı karşıya gelişin, çatışmanın, kimi yorumlara göre de doğrudan darb

Bebeklerin Ulusu Yok

Başlığını Ataol Behramoğlu'nun aynı adlı şiirinden ödünç alıyorum. ünkü bazı sözler yalnızca şiirde kalmaz; bir gün gelir, çağın vicdanına dönüşür. Minab'dan gelen haber, insanın içine çöken türdendi. Bir ilkokul vuruldu. Yüz altmış sekiz kız çocuğu öldürüldü. Bir okulun vurulması, yalnızca bir binanın yıkılması değildir; o anda teneffüs de vurulur

Bir El Daha: İki Sandalye Arasında Kalan Hayat

23 Şubat akşamı kendime küçük bir ödül verdim. Uzun zamandır ertelediğim o "iyi gelir" duygusunu, fazla büyütmeden, fazla gerekçelendirmeden... ankaya Sahne'nin yolunu tuttum. Şehrin kalabalığı üzerimden tam çekilmemişti; yine de insan bazen tam da o kalabalığın içinden bir kapı bulup içeri giriyor. Işıklar sönünce, günün gürültüsü bir süreliğine