Cevher İlhan

Yeni Asya

"İç cephe tahkimi" demokrasi ve adâletle olur

ABD ve İsrail'in İran'a saldırısıyla gündem dışı kalan iç siyasette, "süreç" üzerinden özellikle Ramazan ve dinî değerler başta olmak üzere ülke meseleleri üzerinden bir dizi istismar sürüyor.Özellikle İsrail'in zulüm, işgal ve küstahlıkla Gazze'yi ifnası, Venezuela Devlet Başkanı'nın haydutça bir baskınla kaçırılması ve İran'a saldırısı karşısında

Siyonist mihrakların İran çıkmazı

VAZİYETABD ve İsrail'in daha ilk günde uluslararası hukuku çiğneyerek yüzlerce çocuğu bombaladığı, iki bin sivili katlettiği uluslararası hukuka aykırı savaş gittikçe giriftleşiyor. Özellikle İran'ın "demir kubbe"yi delik deşik edip İsrail'in birçok kentini füzelerle, kamikaze dronlarla vurmasının yanısıra Birleşik Arap Emirliklerinden Bahreyn'e,

Siyonist savaşa kırılganlık…

Son Cenevre görüşmelerinde Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi'nin, "İran'ın zenginleştirilmiş uranyumu stoklamamaya râzı olup nükleer kapasiteyi sivil amaçlarla kullanması' teminatlı 'kalıcı barış" açıklamasıyla tam da dünyanın rahat nefes aldığı sırada ABD-İsrail'in Siyonist eşkıyalıkla İran'a saldırı ve suikastlarının perde arkası t

Saldırıya "tarafsızlık" tepkisizliği!

Gerçek şu ki ABD, dünyanın ekonomik ve siyasî gücünün Asya'ya kaymasına, Güney Amerika ve Afrika ülkelerinin, Avrupa'nın eski sömürgelerinin başta Çin'le ticaret yapmalarına, küresel enerji kaynaklarının, kıymetli madenlerin elden gitmesiyle "güç kaybetmesi"ne karşı konumunu koruma panik ve telâşına düşmüş, bahaneler arıyor.Bu yüzden ABD'nin dünyan

Ankara'nın İran çekingenliği…

Bilindiği gibi Haziran 2025'teki "on iki gün savaşları" da İran heyeti ile Amerikan heyetinin görüşmelere başlamasının hemen akabinde yine İsrail'in İran'a saldırısıyla tetiklenmişti.En son haftalardır 6 Şubat'ta, ardından 17 ve 26 Şubat'ta Umman Dışişleri Bakanı'nın öncülüğünde önce Başkent Muskat'ta, ardından İsviçre'nin Cenevre şehrinde Amerikal

"Entegrasyon sağlan(a)madı" itirafı

VAZİYETTam da terörist başının bütün terör örgütü unsurlarına "silâh bırakıp kendilerini fesih çağrısı"nın yıldönümünde silâh bırakmayan PKK gruplarının başında gelen "Suriye kolu" PYD/YPG'nin "federatif özerklik" ısrarının sürdüğü muhtelif kaynaklarca kaydediliyor. Zira "Bahçeli'nin "PKK silâh bıraktığı" çıkışının ardından Cumhurbaşkanı'nın Sarayd

"Süreç"in "dış cephe" saptırması

Terör örgütünü "meşrulaştıran" "terörsüz Türkiye komisyonu"nun "muğlak raporu" dış cephede de muallel.Zira iktidardakilerin "PKK silâh bıraktı" yanıltmalı propagandalarının aksine terör örgütünün İran kolu PJAK'tan Kuzey Irak ve Kandil kamplarındakilerin yanısıra başta "Suriye PKK'sı" PYD/YPG olmak üzere PKK'nın çatı yapılanması KCK bünyesindeki un

"Süreç"le siyasî tezgâhlar!

Âlây-ı vâlâ ile ilân edilen "süreç raporu"nda demokratikleşmenin yanısıra yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığıyla âdil yargılanma hakkının muğlak ifadelerle geçiştirilmesi dikkat çekici.Vakıa şu ki terörist başına "umut hakkı" ve terör örgütü militanlarına "yasal düzenleme"nin dışında de-mokratikleşme söylemde kalıyor. Öncelikle AKP-MHP-DEM temsil

"Süreç raporu"nun akıbeti

Şerh yazılmasının engellendiği "ortak rapor"un hazırlanmasıyla, "komisyon"un görevinin sona erdiği ve "süreç"in sonuna gelindiği görülüyor.Görünen o ki "Süreç"in, kırk bin insanın katlinden sorumlu müebbet hapse mahkûm terörist başını "Kürtlerin temsilcisi" ve "lideri" olarak meşrulaştırma; "umut hakkı"nı verme; ülkeye 400 milyar dolara mal olan te

Köprülerle otoyolların satılması

VAZİYETİBB Meclisi'nde iktidar partili bir üyenin inadına da olsa "köprüleri özelleştireceğiz" deyip "inandığımız ekonomik sistemi vatanın ve milletin faydasına devam edeceğiz" çıkışıyla elli yıl önce inşa edilmiş İstanbul Boğazı'ndaki iki köprünün satılması yeniden gündeme geldi. Her fırsatta "yerlilik" ve "millîlikten"ten dem vuran AKP iktidarını