Dinî cemaatlere operasyonun arka plânı - 1

Tam da kırk bin insanın katlinden sorumlu silahları bırakmayıp kendini feshetmeyen terör örgütü elebaşlarınca itiraf, resmî ağızlarca ikrar edilen "çerçeve yasa"nın Parlamento'dan apar topar geçirildiğinin ertesi günü Türkiye'nin kadim dinî cemaatlerinden "Süleymancılar"a operasyonun perde arkası tartışılıyor.

Vahim olan, Meclis Komisyonu raporunda şart koşulan demokratikleşme ve hukukun üstünlüğüne dair önerilerin bir teki yer almazken, "silahlı terör örgütü" terör örgütü için "infaz yasası" paravanında "özel af"ın uygulanması konuşulurken, hukuksuzca "silahsız terör örgütü" diye uydurdukları diğer sivil - dinî grupların hâlâ hedef alınması.

Ancak en vahimi, "tek kişilik otoriter rejim"de hukuka ve Anayasaya aykırı olarak hâlâ birer sivil toplum yapılanması kabul edilmesi gereken dinî cemaatlere müdahale edilmesi.

"CEMAATLERİN TAKİP VE FİŞLENMESİ!"

"Muhafazakâr demokrat" iddiasıyla yola çıkan AKP iktidarında devletin dine müdahalesiyle "dinî cemaatlerin tasfiyesi" katmerleştirildi. "Tekelci 'devlet refleksi"yle dinî grupların tâkip ve fişlenmesiyle, "hedef cemaatler" üzerinden diğer dinî cemaatleri itibarsızlaştırma kampanyaları tam gaz sürdürüldü.

Esasen "devletin dinî cemaatlere müdahalesi", 28 Şubat "postmodern darbe" sürecinin başörtüsü üzerinden devletin dine, dinî gruplara baskı ameliyesine tepkiyle ge(tiri)len AKP iktidarının daha ilk yılında özellikle "25 Ağustos 2004 tarihli 481 sayılı MGK kararı" uyarınca, Başbakanlık Uygulamayı Tâkip ve Koordinasyon Kurulu'nun "irtica ile mücadele"ye dair devlet kurumlarına gönderilen "gizli" damgalı "eylem plânları"yla yeniden tetiklendi.

Akabinde 24 Ekim 2005'te MGK'da kabulünden sonra 20 Mart 2006'daki Bakanlar Kurulu'nda kamuoyunda "kırmızı kitap"/"gizli anayasa" olarak tanımlanan Millî Güvenlik Siyaset Belgesi'nde "iç tehdit" bölümünde çıkarılan "irtica tehdidi"nin yerine "din istismarı"nın yazılması; başta PKK olmak üzere "devrimci aşırı sol örgütler"le birlikte "aşırı dinci örgütler" tek tek sayılarak cemaatleri tâkibat uygulamaları yoğunlaştırıldı.

Peşinden Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı'nın Türkiye genelinde bütün dinî akım ve tarikatların "millî güvenliği tehdit ettiği" kaydedilerek "yurtiçi ve yurtdışı faaliyetleri"nin izlenip fişlenmesi"ne dair 9 Kasım 2009'da 81 valiliğe gönderdiği yazıyla "dinî cemaatlerin/gruplarının, mensuplarının izlenip fişlenmesi" direktifleri verildi.

Başbakanlık Müsteşarının bakanlıklara, MGK'ye, MİT'e, YÖK'e gönderdiği "İrticaî Faaliyetlere Karşı Yürütülecek Ek Eylem Plânı"nda kişiye özel gizli"" "eylem plânları, genelgeleri"yle dinî grupların tâkip edilip fişlenerek tesbiti, resmî izleme-fişleme yazışmalarıyla kurumların "geri bildirim"leriyle "takip, fişleme operasyonları" yapıldı.