Yıllardır önlenemeyen enflasyonla kronikleşen ekonomik çöküşte "iktidar cephesi"ndeki oy erimesine karşı yeni siyasî atraksiyonlarla muhalefete "butlan" komplosu, seçilmiş belediye başkanlarının tutuklanması milletvekillerinin transferleri devam ediyor.
Bir yandan ana muhalefet Genel Başkanı'nın ifadesiyle bir yandan muhalefetten seçilen belediyelere peşpeşe baskınlar sürerken, Ankara'ya çağrılıp çocukları, yakınları üzerinden şantajlarla kimyaları bozdurularak iktidar partisine geçmeleri, geçenlerin haklarındaki soruşturmaları kaldırılması olayın vahametini ortaya koyuyor.
arpıklık, operasyonların sadece muhalefet belediyelerine yapılıp, iktidar belediyelerinin ıskalanması daha baştan furyanın siyasi olduğunu açığa çıkarıyor.
"AMUR AT, BELKİ TUTAR" ASPARAGASIYLA...
Ancak daha da vahimi, belediyelerdeki suçlamaların önemli bir kısmının önceki dönemde yapılan ihalelere dair soruşturmaların sonradan seçilen belediye başkanlarına yapılması.
Ana muhalefet partisi Genel Başkanı'nın ifadesiyle, İstanbul'daki bir ilçe belediyesiyle eski belediye başkanı dönemindeki imar yolsuzluklarının yeni başkanın üzerinde bir baskı aracı olarak kullanılması, vatandaşların hizmetlerinin devam etmesi ve mağdur olmaması için geçmişte yapılan yolsuzluklara dair ihalelerin paralarını müteahhitlere ödeyen yeni belediye başkanlarıyla çalışanlarının derdest edilmesi.
Skandallar bununla da kalmıyor; sözkonusu ihalelere imza atan eski belediye başkan yardımcılarıyla önceki dönem bürokratları dışarıda gezerken, hatta AKP'li belediyelerde yeniden başkan yardımcılığı ve benzeri görevlere atanırken, mevzubahis muallel ihalelerle hiçbir ilgisi olmayan belediye başkanlarıyla bürokratları âlây-ı vâlâyla tutuklanıyor.
Ve "siyasetin sopası" haline getirilmiş, bağımsızlığı ve tarafsızlığı berhava edilmiş "yargı"nın kullanılmasıyla, onlarca devlet kanalından, "yandaş" ya da el konularak TMSF'ye devriyle "iktidara iliştirilmiş iş adamları"na haraç-mezat satılarak âdeta peşkeş çekilerek "yandaşlaştırılmış medya" üzerinden algı operasyonlarıyla topyekûn muhalefetin kriminalize ediliyor.
Bütün milletin gözü önünde baskılarla, uydurulmuş "gizli tanıklar"la, "etkin pişmanlık"tan devşirilen ve şantajlarla istenilen isnadları savuran "itirafçılar"ın iftiralarıyla kara propagandanın yapılıyor.
Görünen o ki devletin bütün araç ve imkânları tepe tepe kullandırılarak montajlarla, seçim hileleri ve sandık sahtekârlıklarıyla "atı alan Üsküdar'ı geçti!" diye millet irâdesinin oldubittiye getirilmesindeki gibi, hukukun siyasallaştırması ve yargının siyasete alet edilmesiyle siyaset dizayn edilmek isteniyor.

23