Yine siyasî katakullilerle 'süreç'in akameti

Gerçek şu ki Meclis'teki beş partinin altına imza attığı "Meclis komisyonu raporu"nda taahhüd edilen, demokratikleşmenin yer almadığı, yangından mal kaçırırcasına panikle iktidar partisi milletvekillerinden de kaçırılan "çerçeve yasa"nın akıbeti sorgulanıyor.

Öncelikle "terörist başı-Kandil-Saray üçgeni"nde kotarılıp hiçbir mutâbakat aranmadan apar topar geçirilen "yasa"da "terör örgütünün silah bırakıp bırakmadığı"nın MİT ve MGK'ye bırakılıp "altı ay süre" verilmesi, iktidardakilerin "terör örgütünün silahsızlanarak kendini feshettiği" iddiasını boşa çıkarıyor.

Aslında sözkonusu "infaz yasası"nın yalnızca "terör örgütü"nü kapsaması, Adalet Bakanı'nın AKP'lilere "Bu yasa sadece PKK'yı kapsıyor, Demirtaş evine, Ahmetler'in göreve başlamasını kapsamıyor" açık ikrarıyla ortada.

"OTORİTER REJİMİ" İKAME PAZARLIĞI KUMPASI

Zira "tek kişilik otoriter rejim"de yürütmenin yanısıra yasama ve yargıyı bütünüyle güdümüne alan, seçimlerde devlet imkân ve araçlarını, kanallarını parti propagandasında tepe tepe kullanan, önceki bütün "çözüm', millî birlik, kardeşlik ve barış süreçleri"ni siyasî rant hesâpları uğruna hoyratça harcayan Saray iktidarının, siyasî çıkarlarına göre istihbarat ve güvenlik birimlerine istediği kararları aldıracağı herkesçe biliniyor.

En son Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı'nın, kıtalararası "narko ülke" haline getirilen Türkiye'deki uyuşturucu ticaretiyle kaçakçılığının önemli bir kısmını terör eylemleri finansmanında kullanan PKK/KCK terör örgütünü "2024 Türkiye Uyuşturucu Raporu"ndan çıkarması bunun bariz göstergesi.

Oysa "Kürt meselesi"nin, kapalı kapılar arkasında dar kadro kıskacına sıkıştırılarak oldubittiye getirilmeden, milletin mutâbakatıyla Meclis zemininde ve denetiminde ele alınması; demokratik hak ve hürriyetler, eşit vatandaşlık, barış, adalet, millî birlik ve bütünlük ekseninde şeffaf olarak çözümü gerekiyor.

Ne var ki apar topar çıkarılan "yasa"da demokratikleşmenin olmaması, partili Cumhurbaşkanı'nın ömür boyu koltukta kalmasını amaçlayan, "tek kişilik rejim"i tahkim edip kalıcılaştıran siyasî rant hesaplarıyla "anayasa pazarlığı"na dönüştürülmesi, istifhamları arttırıyor.

arpık olan, "iktidar cephesi"nin bir yandan "barış'tan dem vurup, diğer yandan demokratikleşmeyi "terör örgütünün silah bırakması"na bağlaması.

Siyasallaştırılıp "siyasetin sopası" haline getirilen "tâlimatlı yargı"yı araçsallaştırarak muhalefet belediyelerine baskınlarla seçilmiş belediye başkanlarıyla yüzlerce çalışanını hukuksuz operasyonlarla tutuklatmakla toplumda kutuplaşma fitnesini ateşlemesi.

SİYASÎ ATRAKSİYONLARDA SU-İ İSTİMAL!