Abdüllatif Uyan

Abdüllatif Uyan

Türkiye
Yaşam / Din 677 yazı 1 takipçi

"Ben, ateşi söndürmek isteyenlerin tarafındayım!"

Osmânlı Devletinin ikinci şeyhülislâmı olanFahreddîn-i Acemîhazretleri, 1460 (H.865) senesinde Edirne'de vefât etti.Dârülhadîs Câmii önüne defnedildi.Bu zât bir gün şunuanlattı sevdiklerine;Nemrut, İbrâhim aleyhisselâmı içine atmak için büyük bir ateşyakmıştı.O ara bir karınca, ağzına sualmış, ateşe doğru gidiyordu.Sordular ki:"Ey karınca! Böyle ne

"Dünyâ için hiçbir şeye kızma!"

Muînüddîn-i Çeştîhazretleri, talebelerinden Hamîdüddîn Nâgurî hazretlerine, bir gün;"Sen, dünyâ ve âhirette azîz ve mükerrem olmayı ister misin"diye sordu.Hamîdüddîn;"Kulun isteği olmaz"diye cevap verdi. Muînüddîn-i Çeştî hazretleri, bu cevâbı beğenip;"Dünyâyı terk eden Hamîdüddîn"buyurdu.● ● ●Nasîhat isteyen bir gence;"Dünyâ için hiçbir şeye kızma

"Ateş, hâlis müminezarar veremez!"

Büyük velîMuînüddîn-i Çeştîhazretlerinin zamânında Bağdat'ta "yedi kişi" vardı ki, ateşe tapıyorlardı.Açlık ve susuzluk çekerek sonunda "istidraca" kavuştular.Fakat câhil halk bunları"evliyâ" zannederlerdi.Bunlar, Muînüddîn-i Çeştî hazretlerini işitip, görüşmek istediler. Fakat onu görünce büyük bir dehşete kapıldılar!Sonra bir titremealdı bedenler

"Kıyâmet için ne hazırladın.."

Bir gün büyük velîMuînüddîn-i Çeştîhazretlerine, bâzı kimseler gelip, kendisine "namaz"dan sordular.Cevâben;"Namaz, çok mühim ibâdettir"buyurdu.Ve îzah etti:"İbâdetler îmândan değildir. Yâni bir ibâdeti terk etmek, îmânı gidermez. Ama namaz için hüküm böyle değil."Sordular:"Onun hükmü nasıldır efendim"Cevâben;"Birçok büyük âlimler'Bile bile namaz k

"Bunu sevdiklerinden eyle ya Rabbi"

Bir gün büyük velîMuînüddîn-i Çeştîhazretlerine bir kimse gelip karşısında edeple durdu.Ve arz etti ki."Efendim, Çoktandır zât-ı âlinizi görmek istiyordum. Çok şükür, bugün sizi görmekle şereflendim" dedi.Ama büyük velî, hiçiltifat etmedi bu söze.Kıymet vermedi.Üstelik sertçe bakıp;"Haydi, ne için geldinsehemen yap yapacağını!"buyurdu.Adamın hâli d

"Hakkından fazlasını alma!"

Muînüddîn-i Çeştîhazretleri; bir gün bir dostuyla yolda yürüyorlardı ki, bir kimse hiddetle gelip, o kimsenin yakasına yapıştı!Ve şiddetli çekip;"Öde borcunu!"diyerek tehdit etti!Ancak parası yoktu adamcağızın. Mahcup oldu tabii.Muînüddîn-i Çeştî;"Biraz mühlet veremez misin"buyurdu.Ama o, edepsizdi biraz..."Hayır veremem" dedi.Büyük velî cübbesini

"Hindistan Sultânlığı sana nasip olacak"

Muînüddîn-i Çeştî hazretleri, yanında olan müminlere;"Gidin, şu gâfil hükümdâra putperestliği bırakmasını söyleyin"buyurdu.Onlar da gidip;"Ey hükümdâr! Muînüddîn-i Çeştî hazretleri, putperestliği bırakmanızı istiyor" dediler.Ama o, aldırmadı.Küfründe inat etti.Geri dönüp durumu arz ettiler.Muînüddîn-i Çeştî gadaba geldi.Gayretine dokundu mübâreğin.

Sihirbaz Ecipal'in pişmanlığı!..

Meşhur sihirbaz Ecipal, mağlup ve ümitsiz hâlde geri döndü mecbûren.Hükümdâra gelip;"İzin ver, tek başıma gideyim!"dedi. Bir "ceylân derisi"nin üstüne oturdu. Ve havada uçarak geldi müminlerin üzerine. Muînüddîn-i Çeştî hazretlerini tehdit etti.Büyük velî sâkindi."Sen yerde ne yaptın ki,havada ne yapacaksın"buyurdu.Bu söz, dokundu ona. Postunun üze

"Benmağlup olmam!"

Kâfirler bir cinin başkanlığında müminlere saldırmışlardı! Lâkin o cin,Muînüddîn-i Çeştîhazretlerini görüp titremeye başladı!Sonra kapandı ayağına.Ve îmânla şereflendi...Hükümdâr müşrikti.İnanamadı duyduklarına. O devirde sihirbazlıkta meşhur "Ecipal" diye biri vardı ki, hükümdârın ümîdi bu sihirbazdaydı. Hükümdâra geldi ve"Bu işi bana bırak!.. Onl

"O diyâr İslâmın nûruyla aydınlanır"

Büyük velî,Muînüddîn-i Çeştîhazretleri; Ravda-i mübâreki ziyârete gittiğinde Peygamber Efendimiz mübârek kabrinden onu yanına çağırmıştı.O, bu sesi duyuncaağladı sevincinden.Ve edeple yaklaştı Ravda-i şerîfe.Efendimiz kendisine;"Yâ Muînüddîn! Hindistan'da, evlâdımdan biri küffârla savaşırken şehit düştü. Bu diyâr, kâfirlerin eline geçmeden acele or

"Şimdiden kabir suâllerine cevap hazırla!"

Muînüddîn-i Çeştîhazretleri seyyiddir. Evlâd-ı Resûldür yâni.Hindistan'da yaşadı.Yüz yaşında Ecmir'de vefât etti...Bu velî, nasîhatisteyen bir gence;"Evlâdım! Öleceğin vakit Azrâil aleyhisselâm rûhunu almaya gelirse kabul etme, kov gitsin!"buyurdu.Delikanlı şaşırdı;"Nasıl olur efendim, melek hiç kovulur mu"Buyurdu ki:"Öyleyse şimdiden ölüme hazırla

"Bana, Muînüddîn'i çağırınız!"

Büyük velîMuînüddîn-i Çeştîhazretleri bir seyahatte Beytullah'a uğradı.Kâbe-i şerîfi tavaf edip,sonra, Medîne'ye geldi.Ravda-yı şerîfte Resûl-i mücteba'yı baş gözüyle gördü.Şöyle ki;Mescid-i Nebî'ye girer girmez, Ravda-i şerîften"Gel yâ Muînüddîn!"diye bir ses işitti...Çok tatlı bir sesti.Üstelik Resûlullah'ın mübârek kabrinden geliyordu...Kendi ke