Zeynep Oral

Zeynep Oral

Cumhuriyet
Kültür-Sanat 205 yazı 1 takipçi

Ben unutmadım. Ya siz

Bugün 2 Temmuz. Aklımdaki soru şu: "Madımak gerçekten 2 Temmuz 1993'te mi kaldı" Bence hayır. Madımak, yalnızca bir otelin, içindekilerle birlikte yakılması değildi. Bir düşüncenin yakılmak istenmesiydi. Laikliğin, sanatın, bilimin, mizahın, sazın, şiirin, tiyatronun, kitabın, yaratıcılığın ateşe verilmesiydi. Sivas'ta Madımak Oteli'nde önce insanl

Silivri'de kucaklaşmak

Birçok yazar ve yayıncıyla birlikte İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasını izlemek için Silivri'deydik. Günlerden perşembeydi. Adnan Özyalçıner'den Sinan Meydan'a, Yalvaç Ural'dan Sunay Akın'a yazarlardan ve yayıncılardan oluşan 25 kişilik bir destek grubuyduk. Başı çeken Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk'e minnettardık. Mahkeme he

Uygarlık düşleri

Önceki akşam AKM'de İstanbul Müzik Festivali'nde (İKSV) kendimi iki ayrı Türkiye arasında gidip gelirken buldum. 125 yıllık bir müzik geleneğinin taşıyıcısı olan Viyana Senfoni Orkestrası, ek asıllı besteci ve şef Petr Popelka yönetiminde Beethoven'ın 3. muhteşem piyano konçertosunu yorumluyordu. Piyanoda, Paris'te doğan, Kanada'da yetişen, in asıl

Cazın direnci

Bir ülkede umudun tamamen kaybolup kaybolmadığını anlamak için gazetelerin manşetlerine değil, gençlerin gözlerine bakmak gerekir. Ben bunu Akra Caz Festivali'nde gördüm. Antalya'da caz vardı. Direnç vardı. Umutsuzluğa geçit vermeme azmi vardı. Dokuz yıldır sağlam temellere yerleşti bu festival. Akdeniz'in kıyısında yalnızca konserler düzenlemiyor

Sanatın Belleği-Toplumun belleği

Önceki akşam İstanbul Müzik Festivali'nde AKM'deki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası'nın (BİFO) "Morriconene ile Sinemanın Sesi" konserinden çıkarken karmakarışık duygular içindeydim. Muhteşem bir konser dinlemekle kalmamış, eşsiz bir yolculuğa da çıkmıştım. O melodiler, bir anda bizi onlarca yıl öncesine götürdü. Kimi zaman çölde bir kovboyun

Festivalde büyülü gece: Bedenimiz bir evrendir

Bomboş bir sahne. Arkada fonda dev bir ay... Gershwin'in o çok ünlü "Rhapsody in Blue"sunun hüzünlü ilk notaları... Sahnede 16 dansçıdan oluşan bir yumak... O yumak akıyor, dalgalanıyor, birbirinden kopuyor, yeniden buluşuyor, kenetleniyor, dağılıyor bütünleniyor. Müzik efkârlı, sahneyi kapsayan o akış, o devinim sürprizlerle, gülümsemelerle dolu.

Darbeler arası festival

Her sabah gözümüzü açtığımız anda yeni bir haber: Ekonomiye darbe. Hukuka darbe. Siyasete darbe. Üniversiteye darbe. CHP'li belediyelere darbe. İfade özgürlüğüne darbe... Ekranlarda aynı görüntüler: gözaltılar, soruşturmalar, sert açıklamalar, bitmeyen polemikler. İktidarın "Vallahi de billahi de bizim ilgimiz yok, onlar birbirini yiyiyor" safsatas

Korkuyorlar...

Dünyanın çivisi çıktı. Ruhlarımızın da... Dışarıdan baskılanan komplolar, bitmek bilmez senaryolarla içeriden kuşatıldığımız ahlaksızlıklar arasında bir uçtan ötekine savrulup duruyoruz. Örneğin, üç gün önce "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "gizliliğin ihlali" suç iddialarıyla 75 gündür tutuklu bulunan BirGün muhabiri İsmail Arı, serbest b

Sevgili Osman, Çiğdem, Can, Mine ve Tayfun

Bu mektubu size Gezi'nin yıldönümünde yazıyorum. Aslında yalnız size değil, bu ülkenin, bu devletin, bu milletin vicdanına yazıyorum. Gezi'den bu yana 13 yıl geçti. Taksim'deki ağaçlar büyüdü. Atatürk Kültür Merkezi yenilendi. ocuklar genç; gençler ana baba oldu. Kimi çocuklar hiç büyümedi hep aynı yaşta kaldı. Kentler değişti. Dünya değişti. Ama s

Bayram gibi bayramları özlerken

Tam bayram öncesiydi. Şikago'da Northwestern Üniversitesi'nde Keyman Modern Türkiye Araştırmaları bölümünde düzenlenen "James Baldwin'in İstanbul'unda" konferansında dünyanın her yerinden gelmiş akademisyenlerle, dolu dolu birkaç gün yaşamanın keyfini sürerken ülkemden gelen haberlerle kafamıza balyozlar inmeye devam etti. (Bakınız: üç gün önceki "

Nefes alamıyoruz

Sevgili okurlar, Chicago'dayım. Northwestern Üniversitesi'nde Keyman Modern Türkiye Araştırmaları bölümünde düzenlenen "James Baldwin'in İstanbul'unda Özgür Olmak ya da Olmamak" başlıklı konferansında ana konuşmacıyım. evrem ABD'nin her yerinden, Avrupa'dan ve Türkiye'den gelme profesör, bilim insanı, akademisyen dolu. Daha konferans başlamadan mut

Diktatörlerin ortak dili: Maval

"Bana maval okuma" deriz karşımızdaki aklımızla alay ettikçe, yalan söyledikçe, iftira attıkça, yalanlarla iftiralarla bizi oyalamaya kalktıkça, karşımıza geçip bize "masal" okudukça... Nereden çıktı şu "maval" sözcüğü şimdi demeyin. Fesatlık etmeyin. ok sevdiğim olağanüstü bir yazarın Peter Weiss'ın yazdığı ve yine çok sevdiğim, olağanüstü bir dil