Lütfi Albayrak

Lütfi Albayrak

Takvim
Yaşam / Magazin 700 yazı 1 takipçi

Çaycılar ile kahvecilerin kapışması

Çay severlerle kahve severlerin atışması artık içecek meselesi değil. Bu, mahalle kavgasının kafe şubesidir. Çaycı sabah gözünü açar açmaz kettle'a koşar. Adamın damarlarında kan değil, açık demli akıyor. "Çaysız ayılamam" der. Sanki içmese nüfustan düşecek. Kahveci daha sakin görünür ama o da tehlikeli. Sabah kahvesini içmeden konuşmaz. Zaten sura

Aşık olunduğunda yapılan saçmalıklar

Aşk insanı güzelleştirir falan diyorlar da... biraz da aptallaştırıyor. Normalde mantıklı, medeni, hatta Excel kullanan insan; aşık olunca sabah 04.12'de "Acaba online'dı da bana mı yazmadı" diye dedektife dönüşüyor. İnsan aşık olunca yaptığı saçmalıkları kimseye anlatamaz. Çünkü anlatınca olay romantik değil, direkt psikolojik vaka gibi duruyor. M

"İstediğini yap" diyen ama aslında istemeyen insan

Bu cümle Türkçe'nin en tehlikeli özgürlük vaadidir. İlk bakışta demokrasi, derininde ise psikolojik mayın tarlası barındırır. Sana alan açıyormuş gibi görünür ama aslında o alanın etrafı görünmez kurallarla çevrilidir. Girersin... çıkamazsın. "İstediğini yap" diyen insan, aslında ne istediğini çok net biliyordur. Sadece senin onu anlamanı bekliyord

"Eskisi gibi değilsin" diyen insan

"Eskisi gibi değilsin" diyen insan, ilişkilerde nostalji bağımlılığı yaşayan kişidir. Sanki sevgili değil de 1998 model Şahin kullanıyor. Sürekli: "İlk aldığımızdaki çekiş yok bunda..." Kavga neyle başlarsa başlasın, konu bir yerde mutlaka buraya gelir: "Sen eskiden böyle değildin." Çünkü bazı insanlar ilişkiyi canlı bir şey gibi değil, dondurulmuş

"Bir tadına bakayım" diyerek bitiren insan

PARTNERİNİN yediği şeyi "Bir tadına bakayım" diyerek bitiren insan, ilişkinin en profesyonel stratejik oyuncusudur. Bunlar sevgili değil, gastronomi korsanı. Ve ilginç olan şu: Bunu o kadar sevgi dolu bir yüzle yaparlar ki soyulduğunu geç fark edersin. Her şey masum başlar. "Canım ben aç değilim." Bu cümle, yaklaşan felaketin ilk sirenidir. Çünkü g

Eski komşuluk ile yeni komşuluk farkı

Eskiden komşuluk bir ihtiyaç değil, refleks gibiydi. Kapı çalınmazdı mesela, "tak" diye açılırdı. Çünkü kapı zaten kilitli olmazdı. Anahtar içerideydi, dışarıdan gelen zaten "bizden" sayılırdı. Apartman dediğin şey beton değil, karakter topluluğuydu. Her katta bir hikâye, her dairede bir teyze, her teyzenin de bir yorumu vardı. Sabah kahvaltısında

"Nikah şahidi olunca kendini devlet memuru sanan insan"

Nikâh şahidi olmak, hiçbir sorumluluk taşımayan ama sonrasında herkesin hayat koçu oynamaya başlayan insanları açığa çıkarıyor—peki bu davranış gerçekten kişiliksizlik mi, yoksa insanın önemli hissetme ihtiyacı mı?

Telefonda mesajlaşma dönemi

"Ben seni rahatsız etmeyeyim" diyip, aslında senin onu anlamanı bekleyen kişi; romantizm mi yapıyor yoksa dedektiflik mi talep ediyor?

İstanbul'un ilginç sokak ve mahalle isimleri

İstanbul'un sokak isimleri aslında çok mantıklı; sadece biz hikâyeyi kaçırdık—ama bugün o isimlere bakıp derin anlam arıyorken, gerçekten sadece kedi varmış ve dolap varmış, değil mi?

"Farketmez" diyen ama her şeyi fark eden insan

"Farketmez" diyen insan aslında telepatik anlaşılmak ister, ama başarısızlık senin suçu olmalı. Peki, bu sessizlik gerçekten manipülasyon mudur, yoksa ifade etme konusunda yaşanan bir güçlük mü?

"Aynı masada iki kişi, dört ekran: Sohbetin sessiz vedası"

Kafede yan yana oturan iki kişi artık aynı masada değil, farklı ekranların içinde yaşıyor—peki bu durumu 'yalnızlık' olarak görmeye hakkımız var mı?

Erkek anatomisi

Erkekler kadınlardan daha çok yalan söylüyor, aldatıyor ve depresyonda farklı davranıyor iddiası; peki bu 'bilimsel bulgular' gerçekten ne kadar güvenilir?