Asu Maro

Milliyet

İletişememe çağında ilişki

'İletişim çağı' tanımının tersinin hakkını veren bir isim var mı emin değilim. Elinde yekdiğerine ulaşabilmek için her türlü 'teknolojik' olanağın var ama sen hiçbirini tercih etmiyorsun, ne diyelim buna En az izlerken bizi delirten kötü dizilerdeki kadar kopuk, iletişim ağımız. Hani bütün düğüm insanların birbirine gerçeği söylememesinden ibaretti

Şiraz'dan bırakılan şişedeki mektup

Seyirciye merak unsurunu en baştan veren bir efsanesi var oyunun: "Prova yok, yönetmen yok, ön hazırlık yok". Upuzun bir oyuncu listesi var; her gece bir başka oyuncu çıkacak sahneye, "Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan"da. Bir doğaçlama tiyatrosu mu söz konusu Hayır, çünkü metin var. Üstelik yazarının dışına çıkılmamasını talep ettiği bir metin. Ve yok a

Parmak sallamayan mizah

Ata Demirer, gerek sahnede gerek ekranda ya da perdede yaptıklarını hep takip ettiğim bir komedyen. Sevdiğim birçok filmi var, "Tek Kişilik Dev Kadro" gösterisinde çok gülmüştüm, buna rağmen "Ata Demirer Gazinosu"nu yakalamakta biraz geç kaldım. Yakın çevremdeki arkadaşlarımın ikinci – üçüncü turlarına denk geldi benim gidişim. Sanırım uzun zamandı

Babunlar antiloplara karşı

Hırsız sözcüğünün çağrışımlarını gözden geçirdim. Ne çağrışımı olacak aslında, kendisine ait olmayan bir şeyi çalana, başkasının malına mülküne el koyana deniyor. Olumsuz bir sözcük. Ama acaba bu baktığımız yere göre değişebilir mi Ekonomik koşullara, çalınan şeyin niteliğine ya da çalan kişinin ihtiyacına / çalma sebebine ve bir sürü başka etkene

İyi gelen bir şiir gibi

Aile bağları / bağlantısızlıkları insanın inşasında ne kadar önemli yer tutuyorsa sanatı da o kadar meşgul etmeye devam ediyor. Hayatımızın geri kalanında üzerine ne koyarsak koyalım derdimiz hep o 'temelle' oluyor çünkü. Ve evet çiğnene çiğnene sakıza dönse de aslında Tolstoy en kestirmesinden söylemiş: 'Her mutsuz ailenin kendine özgü bir mutsuzl

Atatürk Evi'nin kaderi değişiyor

Önceki yıl yaptığım kısa bir seyahatten bir sürü şey öğrenerek dönmüştüm. İzmir'e uçakla gidip oradan hemen bir trenle hop diye Çamlık'a varmak bir kere, bu şahane demiryolu hattını öğrenmemi sağlamıştı. Anadolu'nun en eski demiryolu hattıydı bu. Osmanlı Hükümeti'nin verdiği imtiyazla Ottoman Railway Company adlı İngiliz şirketi tarafından inşa edi

Başka türlü bir spor filmi

Kimsenin inanmadığı bir düş kurup onun uğruna her şeyi göze almak, ne olursa olsun vazgeçmemek… Ama yani 'ne olursa olsun'. Yılın ilk günü Başka Sinema dağıtımıyla vizyona girecek "Marty Supreme / Muhteşem Marty", işte tam bu 'ne olursa olsun' kısmını anlatan, baş döndüren bir film. Ne kadar baş döndürücü olabileceğini yönetmeni Josh Safdie'nin kar

Belki başka bir evrende…

Hepimiz hayatımızda birçok kez düşünmüşüzdür, "başka türlü olabilir miydi" diye. Yaşadığımız bir ilişkide, verdiğimiz bir kararda, saptığımız bir yolda hep onlarca başka ihtimal, seçilmemiş diğer olasılıklar vardır bir de. Tam orada farklı davranabilirdiniz ve her şey bambaşka olabilirdi… Hele hele romantik ilişkilerde… O gün kal demiş olabilirdini

Neye seyirci kaldığımızı seyretmek

"Hanood, okulunun adı ne" "Mutlu Çocukluk". "Hangi sınıftasın" "Kelebek sınıfı". "En çok hangi rengi seviyorsun" "Ben artık hiçbir şeyi sevmiyorum"."Hind Rajab'ın Sesi" filmini izlemeye giderken çok zorlanacağım bir 90 dakika geçireceğimi biliyordum. Ama insan yine de altı yaşındaki bir çocuğun "artık hiçbir şeyi sevmediği" bir dünya yarattığımız f

Yeteneğe olan borcunu misliyle ödedi

İstanbul'un akşam trafiğinde iki saatlik bir araba yolculuğuyla varıyorum TÜYAP'a. İstanbul Kitap Fuarı'nın Onur Gecesi var. Fuar açılalı birkaç gün olmuş, Tepebaşı'nda olduğu yıllarda açıldığı gün kapısında biterdik. TÜYAP'ın Büyükçekmece'ye taşınması ayağımızı kesti biraz, öyle ha deyince buluştuğumuz bir yer olmaktan çıktı Kitap Fuarı. Bu övünül