Asu Maro

Asu Maro

Milliyet
Yaşam / Magazin 215 yazı 0 takipçi

Oyunun komedisi eskimeyen oyunu

Bazı oyunlar vardır hafızanızda yer eder ve üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin her şeyini unutsanız da sizde yarattığı duyguyu hatırlarsınız. Filmler de öyledir tabii ama onları tekrar dönüp izleme şansınız var, tiyatro seyircinin hafızasında yaşayan bir şey. Hele çok güldüyseniz mesela, bu hep aklınızda kalır. İstanbul Devlet Tiyatrosu'nda 30

Kâinata meydan okuyan ıslık ağaçlarının masalı

Bir roman olsun, okuyanı hem alsın iki yüzyıl öncesine, fotoğraf makinesinin bile icat edilmediği bir çağa götürsün hem tutsun elinden bilinmez bir geleceğe taşısın. Hem insanın yüzyıllarla değişmeyen iktidar hırsını, doymak bilmeyen yıkıcı kudret açlığını anlatsın hem bu kadar kıyametin içine er ya da geç sürgün verip yeşerecek umudu yerleştirip i

En sevdiğini öldürmek, bu kızı yeniden büyütmek

"Oysa herkes öldürür sevdiğini / Kulak verin bu dediklerime / Kimi bir bakışı ile yapar bunu / Kimi dalkavukça sözler ile... / Kimi bir bakışıyla yapar bunu / Kimi dalkavukça sözlerle. / Korkaklar öpücük ile öldürür... / Yürekliler kılıç darbeleriyle."Oscar Wilde'ın şiiri kulaklarımızda Tuncel Kurtiz'in sesiyle ölümsüzleşmişti. "Ezel" dizisinin Ram

Yumurtadan çıkan mucize

Size de oluyordur herhalde, sosyal medyada beni hayrete düşüren bir video gördüm mü hemen altında AI ürünü mü değil mi diye bir ibare arıyorum. Bayıldığım kedi köpek videolarının bile tadı kalmadı çünkü bilemiyoruz, gerçek mi değil mi. Büyük olasılıkla yapay zekâ müdahalesiyle oluşturulmuştur. Hiçbir şey şaşırtmıyor artık.Tam da bu nedenle Ülker Sp

Çok kültürlü, yaşsız festival

Pazar akşam saatlerinde İstiklal Caddesi'nden geçenler rengarenk kostümler içindeki kalabalık ekiplerin Atlas Sineması kapısından çıkıp hayata karışmasına tanık oldu. İnce ince işlenmiş, göz alıcı geleneksel kostümler. Muhtemelen nereye ait olduğunu da pek tahmin etmemişlerdir. Trakya'dan olabilir, Karadeniz'den olabilir, Ege'nin herhangi bir yöres

Haftanın tiyatro haritası

Tiyatro sezonu artık eskisi gibi mayıs geldi mi sona ermese de oyunlar azalıyor ve önümüzde upuzun bayram tatili olduğuna göre bazı oyunları görmek için bu hafta son şansımız olabilir. O nedenle bugün bu hafta için bir tiyatro haritası çıkaralım dedim, her güne bir oyun gibi.Bugün Bahçe Galata'da Temsili Sahne'nin "Aşağıdaki Pencere"si var. Alis Ça

Dayanışma ruhunu estiren sahne

Bana göre büyülü bir andı; cumartesi akşamı, nihayet bahar gelmiş, mor salkımlar açmış, biz de üşümeden Bağdat Caddesi'nden Kızıltoprak Tren İstasyonu'na doğru yürüyoruz. Arada raylardan çıkan sarsıntının sesinden anlıyoruz ki yaklaştık, derken o sese kanun, ud sesleri karışıyor. Ve biz yolun sonundaki merdivenlerden çıktığımız gibi Kızıltoprak Tre

Küçük ama tatlı bir ihtimal

"Birazdan izleyeceğiniz oyun cep telefonlarının olmadığı bir zamanda geçmektedir"... Böyle bir uyarı cümlesiyle giriyoruz, New York'un Cranberry kasabasında yaşayan Kenneth'ın dünyasına. Hız ve sözde 'iletişim' çağından katılan biz izleyicilerin cep telefonlarımızı kapatmamız gerekiyor.15 bin nüfuslu küçük bir dünya bu; bir postanesi, iki bankası,

Yıllara yenilmeyen 'şeytan'

Yıllar sonra bu kadar şaşaa ile gelip hayal kırıklığı yaratmayan çok az iş görüyoruz, önce onu söylemek lazım. "The Devil Wears Prada" (Şeytan Marka Giyer) 2006 senesinde gösterime girdiğinde büyük ses getirmiş, yıllar geçtikçe de popüler kültürde kendisine kalıcı bir yer edinmişti.Vogue dergisinin efsane yayın yönetmeni Anna Vintour'un asistanlığı

Baharla beraber uyanan umutlar

Son yıllarda dilediğimiz şeylerin resmini çizmek, fotoğrafını kesmek ve bunlardan bir hayal panosu oluşturmak çok tercih edilen bir yöntem ya, sanırım bunun ilk örneklerine Hıdırellez geceleri gül ağaçlarına astığımız kağıtlarla başlamıştık. Dilekleri yazmak değil çizmek esastı. Ev sahibi olmak mı istiyorsun; bir kapı ya da anahtar çiz. Araba mı is

Hala sürprizli, daha da güncel

İş hayatının acımasız rekabeti insanları empati yoksunu yapıyor, peki sanat bunu gösterebilirse ne değişir?

Kalıpları kıran Huğlu kadınları

Huğlu'daki kadınlar atış müsabakasına katılmak için ayaklandığında, erkekler 'elektrik süpürgesi ödülü' ile dalga geçti—peki, toplumsal direniş gerçekten küçük hedeflerle mi başlar?