Asu Maro

Asu Maro

Milliyet
Yaşam / Magazin 203 yazı 0 takipçi

Dörtten üç çıkınca ne kalır

Kocası ve iki çocuğunu bir günde kaybettikten sonra kendini yazı yoluyla yeniden inşa eden bir kadının hikâyesi sinemaya taşındı; acı ile umut arasındaki bu yolculuk, bize iyileşmenin gerçekten mümkün olduğunu gösteriyor mu?

Sevgi ile kibir arasındaki fark

Sanat yapıtları bizi kişisel travmalarımızla yüzleştirirken, izleyici olarak ne kadar mesafeli kalabilir veya kalmalıyız?

Keşke provası olsaydı

Ailede doğuştan yüklenen roller değişebilir mi, yoksa hayat provası olmadan oynanan o oyunun sahnesi sonsuza dek aynı kalır mı?

Hak savunurken haddini aşmak

Bir kadın sanatçının eşinin yanında para kazanması, onu 'ezilen kadın' rolüne indirgemeye hakkı var mı, yoksa bu feminizmin kendini aşırı korumacı hale gelmesi midir?

Yasta birleşen kız kardeşler

Kardeşlik, tiyatroda anlatıla anlatıla bitirilemeyen bir bağ; peki sahnede yaralı ilişkileri göstermek, onları iyileştirmek mi, yoksa kalıcı kırmak mı?

Yol ayrımları, krizler, seçimler

İnsanın bütün hayatını çok genç yaşta yaptığı seçimlerin belirlemesi oldukça acıklı aslında. Daha kendinizi yeterince tanımazken ömür boyu yapacağınız işi seçiyorsunuz. Neyse ki insan o yaşlarda aynı zamanda gözükara oluyor da ona çizilen yoldan sapma cesareti de gösterebiliyor. Berlin'de mutsuz ola ola işletme okumakta olan İlker Çatak gibi.O gün

"Aşkların en büyüğü, kaderin en acısı"

Daha açılış sahnesiyle çarpıyor insanı. Dev perdeyi kaplayan Türkan Şoray'ın yüzü... 17 yaşındaki Türkan Şoray'ın: "Seni seviyorum Mehmet". Ondan yine tam boy Ayhan Işık'ın yüzüne geçiyoruz. "Ben de seni Nermin. Hem de aşkların en büyüğüyle. Onlar birbirlerinden hiç ayrılmak istemediklerini söyleyip evlenmeye karar verirken arkalarında büyülü bir İ

Omuz omuza söylenen aynı şarkılar

Koskoca Atlas 1948 salonu tamamen dolu. İnsan bu kadar çok tiyatro oyununa gidince seyirciye dair bir fikri oluyor. O gün orada gördüğümün klasik bir tiyatro izleyicisi kitlesi olmadığını söyleyebilirim. "Ne güzel, tiyatroya bu kadar ilgileri var" dedirtecek kadar dikkat çekici bir erkek çocuk – genç adam ağırlığı mevcut. Futbol maçında gibiyiz bir

Dünyaya gelmenin nedenini bulmak

İstanbul Modern'e Semiha Berksoy sergisine giderken sıra dışı bir sanatçının hayatına tanıklık edeceğimi biliyordum, tamam. Serginin adı "Tüm Renklerin Aryası", Semiha Berksoy çok yönlü, hem resimde hem sahne sanatlarında çağının çok ilerisinde, öncü bir sanatçıydı. Bunlar karşılaşmayı beklediklerim. Ama sergi bunların ötesinde, tek bir kez yaşama

Bir kadrajda buluşanlar

Gaybubet ne demek acaba araması yapıp giriyorum salona. Kaybolmak demekmiş, gaybubet etmek, çekilip gitmek, görünmez olmak, yok olmak. "Gaybubet Şehri", eski İstanbul'da bir zamanlar var olan, artık yok olup gitmiş olanlar üzerine üç hikâye anlatıyor. Farklı zamanlarda geçse de Pera'da bir fotoğraf stüdyosunda birleşen üç hikâye: Türkiye'nin ilk ka

Babadan oğula geçen sevgisizlik zinciri

Herkes babasıyla arasının iyi olduğu, babadan yana travmasız bir çocukluk geçirse, aslında babalar sevmeyi bilse korkarım yeryüzünde pek az oyun yazılacak, pek az film çekilecekti. Çocuklukta yaralar açan, yaşlanıp güçten düşen, yetişkin olmuş evlat tarafından o haliyle bazen affedilen, bazen affetmeye bile geç kalınan babalar izlediğimiz, okuduğum

Gerçek gecede hayali yüzleşme

Oyunun yazılış hikâyesi en az kendisi kadar enteresan. Amerikalı yazar (aynı zamanda besteci, müzisyen, eski televizyoncu) Peter Danish, birkaç yıl önce Viyana'da tatil yaparken meşhur Sacher-Torte'lerinden yemek için Hotel Sacher'e uğruyor. Elinde seyahat için yanına aldığı kitabı var; Leonard Bernstein'in mektupları. Kahvesini ve pastasını getire