Asu Maro

Asu Maro

Milliyet
Yaşam / Magazin 207 yazı 0 takipçi

Yıllara yenilmeyen 'şeytan'

Yıllar sonra bu kadar şaşaa ile gelip hayal kırıklığı yaratmayan çok az iş görüyoruz, önce onu söylemek lazım. "The Devil Wears Prada" (Şeytan Marka Giyer) 2006 senesinde gösterime girdiğinde büyük ses getirmiş, yıllar geçtikçe de popüler kültürde kendisine kalıcı bir yer edinmişti.Vogue dergisinin efsane yayın yönetmeni Anna Vintour'un asistanlığı

Baharla beraber uyanan umutlar

Son yıllarda dilediğimiz şeylerin resmini çizmek, fotoğrafını kesmek ve bunlardan bir hayal panosu oluşturmak çok tercih edilen bir yöntem ya, sanırım bunun ilk örneklerine Hıdırellez geceleri gül ağaçlarına astığımız kağıtlarla başlamıştık. Dilekleri yazmak değil çizmek esastı. Ev sahibi olmak mı istiyorsun; bir kapı ya da anahtar çiz. Araba mı is

Hala sürprizli, daha da güncel

İş hayatının acımasız rekabeti insanları empati yoksunu yapıyor, peki sanat bunu gösterebilirse ne değişir?

Kalıpları kıran Huğlu kadınları

Huğlu'daki kadınlar atış müsabakasına katılmak için ayaklandığında, erkekler 'elektrik süpürgesi ödülü' ile dalga geçti—peki, toplumsal direniş gerçekten küçük hedeflerle mi başlar?

Dörtten üç çıkınca ne kalır

Kocası ve iki çocuğunu bir günde kaybettikten sonra kendini yazı yoluyla yeniden inşa eden bir kadının hikâyesi sinemaya taşındı; acı ile umut arasındaki bu yolculuk, bize iyileşmenin gerçekten mümkün olduğunu gösteriyor mu?

Sevgi ile kibir arasındaki fark

Sanat yapıtları bizi kişisel travmalarımızla yüzleştirirken, izleyici olarak ne kadar mesafeli kalabilir veya kalmalıyız?

Keşke provası olsaydı

Ailede doğuştan yüklenen roller değişebilir mi, yoksa hayat provası olmadan oynanan o oyunun sahnesi sonsuza dek aynı kalır mı?

Hak savunurken haddini aşmak

Bir kadın sanatçının eşinin yanında para kazanması, onu 'ezilen kadın' rolüne indirgemeye hakkı var mı, yoksa bu feminizmin kendini aşırı korumacı hale gelmesi midir?

Yasta birleşen kız kardeşler

Kardeşlik, tiyatroda anlatıla anlatıla bitirilemeyen bir bağ; peki sahnede yaralı ilişkileri göstermek, onları iyileştirmek mi, yoksa kalıcı kırmak mı?

Yol ayrımları, krizler, seçimler

İnsanın bütün hayatını çok genç yaşta yaptığı seçimlerin belirlemesi oldukça acıklı aslında. Daha kendinizi yeterince tanımazken ömür boyu yapacağınız işi seçiyorsunuz. Neyse ki insan o yaşlarda aynı zamanda gözükara oluyor da ona çizilen yoldan sapma cesareti de gösterebiliyor. Berlin'de mutsuz ola ola işletme okumakta olan İlker Çatak gibi.O gün

"Aşkların en büyüğü, kaderin en acısı"

Daha açılış sahnesiyle çarpıyor insanı. Dev perdeyi kaplayan Türkan Şoray'ın yüzü... 17 yaşındaki Türkan Şoray'ın: "Seni seviyorum Mehmet". Ondan yine tam boy Ayhan Işık'ın yüzüne geçiyoruz. "Ben de seni Nermin. Hem de aşkların en büyüğüyle. Onlar birbirlerinden hiç ayrılmak istemediklerini söyleyip evlenmeye karar verirken arkalarında büyülü bir İ

Omuz omuza söylenen aynı şarkılar

Koskoca Atlas 1948 salonu tamamen dolu. İnsan bu kadar çok tiyatro oyununa gidince seyirciye dair bir fikri oluyor. O gün orada gördüğümün klasik bir tiyatro izleyicisi kitlesi olmadığını söyleyebilirim. "Ne güzel, tiyatroya bu kadar ilgileri var" dedirtecek kadar dikkat çekici bir erkek çocuk – genç adam ağırlığı mevcut. Futbol maçında gibiyiz bir