Çok kültürlü, yaşsız festival

Asu Maro
Bugün
11

Pazar akşam saatlerinde İstiklal Caddesi'nden geçenler rengarenk kostümler içindeki kalabalık ekiplerin Atlas Sineması kapısından çıkıp hayata karışmasına tanık oldu. İnce ince işlenmiş, göz alıcı geleneksel kostümler. Muhtemelen nereye ait olduğunu da pek tahmin etmemişlerdir. Trakya'dan olabilir, Karadeniz'den olabilir, Ege'nin herhangi bir yöresinden olabilir. Ama bu durumda doğru cevap Yunanistan.

O gün Atlas 1948 salonunda son derece renkli bir festival vardı. Fener Rum Okulu Mezunlar Derneği'nin Open Ways ile birlikte düzenlediği 1. Uluslararası Kültür Festivali (O gün bütün birinci geleneksel esprileri yapıldı, umarım devamı gelir ve gelenekselleşir).

Fener Rum (Erkek) Okulu ya da The Great School of the Nation 1454'te Fatih Sultan Mehmed ile Patrik Gennadios Scholarios arasındaki anlaşmaya dayalı olarak kurulan ve o günden bugüne kesintisiz faaliyet gösteren en eski eğitim kurumu. Bugünkü binası 1882 yılında mimar Konstantinos Dimadis tarafından şato formunda tasarlanmış ve Marsilya'dan getirilen kırmızı ateş tuğlaları nedeniyle 'Kırmızı Okul' olarak da anılıyor. Şu anda 31 öğrencisi var.

Saat 17.00'den 21.00'e kadar arasız devam eden festival de bu 31 öğrencinin bir bölümünün kısa tiyatro gösterisiyle başladı. Programda gösterinin ikonik Yunan filmi "Chipokardia sta Thranio"nun bir sahnesinin yeniden canlandırması olduğu yazıyordu. Meğer Türk – Yunan ortak yapımı olarak da yeniden çekilen 1962 tarihli Aliki Vuyuklaki filmi "Sıralardaki Heyecanlar"dan söz ediliyormuş. İkinci versiyonda Vuyuklaki Orhan Günşiray ile oynuyordu.

Sonrasında peş peşe 14 topluluk sahneye çıktı. Dört tanesi koro, diğerleri halk oyunları. Toplulukların hemen hepsi Yunanistan'dan, bir tanesi Letonya'dan gelmişti. Çok renkli danslar izledik farklı farklı bölgelerden; Girit'ten, Chalastra'dan, Sakız adasından, Nikaia'dan, Pire'den... Ama dedim ya Türkiye'nin herhangi bir yöresinden de dense olurdu çoğuna. Hatta eğer festival devam edecekse mutlaka olmalı, madem adı 'uluslararası kültür festivali'.

Türkiye'den tek dans ekibi 1980 yılında Benon Kuzubaş tarafından Anadolu ve Ermeni halk danslarını sergilemek üzere kurulan Maral Müzik ve Dans Topluluğu'ydu. Büyük olasılıkla yaş ortalaması en genç olan topluluktu ayrıca. Yunanistan ve Letonya'dan gelenlerde en hoşuma giden şey dansçıların hatırı sayılır bir kısmının ileri yaşlarda olmasıydı çünkü. Şahane değil mi, insanların hiçbir yaşta müzikten, danstan kopmaması Alıştığımız haliyle "Şuram, buram ağrıyor" yaşını fırfırlı kostümler içinde hoplayıp zıplayarak geçirmesi, kalkıp dans ederek ülke ülke gezmesi. Muhtemelen böyle olduğu için hiçbir yerleri ağrımıyordur zaten.