Yetenekli Kalemler

Türkiye

Her şey bir "tık" uzağımızdayken

Arzuhâlcilerden söz etmiştik dün dilimiz döndüğünce. Çocukluğumun arzuhâlcilerini yâd etmiştik… Onların sözleri yalnızca kâğıtta değil, kalplerde yankılanırdı. Kimi veda yemeklerinde, toplantılarda, halk adına öyle duygulu konuşmalar yaparlardı ki, gözler dolar, gönüller yumuşardı. Sır saklamak, dedikodu yapmamak, bilgiyi kötüye kullanmamak onların

Arzuhalcilerin sessiz vedası

Zamanın tozlu raflarında kalan arzuhalciler, yıllar içinde ekmeğini kalemden kazanırken halkın derdine ortak olmuş, kâğıt üzerinde dilekçe yazarken gönüllere umut ekmişlerdir. İşte arzuhalciler, bu toprakların sessiz hafızası, kelimelerle köprü kuran halk bilgesiydi.Çocukluğumun en canlı hatıralarından biridir; babamla gittiğimiz o küçük dükkânlar…

Dualar, şuur ve içsel dönüşüm

Dünyaya hükmedenlere baktığımızda, çoğu zaman bilgelikten değil, güç arzusundan beslenen bir sistemin içinde yaşadığımızı görürüz. Güçlü olanın haklı sayıldığı bu düzende, zekâ, erdem ve dürüstlük gibi değerler geri planda kalabiliyor. Sıradan insanlar ise bu sistemde çoğu zaman sadece izleyici konumunda.Oysa bazı insanlar vardır ki, gücün içinde d

Tornavida ile dua arasında...

Yazımda, yıllardır sahada edindiğim gözlemler ve bir eğitimci adayı olarak taşıdığım sorumluluk duygusu ile mesleki eğitimin manevi ve vicdani boyutunu işlemeye gayret ettim.Öğrencilerimizin sadece teknik becerilerle değil; değerlerle, merhametle ve sorumlulukla yoğrulması gerektiğine inanıyorum. Bu yazı da bu inancın bir yansımasıdır. Yıllardır ür

Doksan binden on beş bine

Büyük münevver, yazar ve mütefekkir Mehmet Doğan geçen yıl aramızdan ayrıldı. Kurucularından olduğu Türkiye Yazarlar Birliği'nin başkanlığını yürütmüştü. Eserlerinin ekseriyetini okumaya muktedir olduk.Mehmet Doğan,eserlerinde lisan ve irfan meselelerimizi ele alır."Büyük Türkçe Sözlük" eşsiz bir lügat ve müracaat kaynağıdır. Kamus meselesiyle hemh

Savaşın sembolünden barışın sembolüne

80 sene önce yine böyle bir ağustos ayıydı... 6 Ağustos 1945... İkinci Dünya Savaşını kısadan ve kestirmeden bitirmek isteyen Amerika, Japonya'nın Hiroşima kentine dünyanın ilk atom bombasını atmaya karar verecekti... Bombanın ismine Little Boy diyorlardı. Yani "küçük oğlan"...Sabahın erken saatinde 08.15'te bu küçük oğlanı yüklenen B-29 uçağı binl

Ses değil, mana fukaralığı çağı!..

Bugün bilgi çağında yaşıyoruz ama hikmet suskun. Konuşan çok, bilen az. Herkes fikrini söylüyor ama çok azı o fikrin altını doldurabiliyor. Her yorum kıymetliymiş gibi sunuluyor; oysa çoğu, ilmin süzgecinden geçmeden hükme dönüşüyor.Hayatta bilmek başka, anlamak başkadır. Görmek bir şeydir, idrak etmek başka. Nice göz vardır ki sadece bakar ama gör

Hekim ve cahil oğlu

Vaktiyle çok meşhur bir tabip yaşarmış. Halk arasında kendisine "zamanın Hipokrat'ı" denilirmiş. Öyle ki, dönemin Beyi dahi rahatsızlandığında ona başvururmuş...Günlerden bir gün, hekimin evine birtakım kıymetli eşyalar gelmiş. Hekimin oğlu sevinçle ve şaşkınlıkla sormuş:-Baba, nedir bu hediyelerin hikmetiHekim tebessüm ederek cevap vermiş:-Oğlum,

Bakü notlarım-(Azerbaycan Türkçesi)

Kadim lisanımız Türkçe farklı lehçe ve şiveleriyle bir umman; inci kıymetindeki kelimeleriyle bir hazinedir. Necip milletimizin binlerce yıllık "sadası", ses bayrağıdır.Azerbaycan Türkçesi de hususiyetleri, dokunaklı ifadeleri, kelime varlığı ile dikkatleri celbeder. Bu kelime deryasından misaller vermek istiyorum.Resmîyazı yerine mana farklılıklar

Bakü notlarım (gözyaşı asrı/büyük zafer)

Eşimin aile büyüklerini ziyarete geldiğimiz Bakü'deki müşahedelerimi zikretmek istiyorum.Belli bir süre konakladığınız, bir kadim Türk şehrinin, mazisini, kültürünü, tarihini okumak, araştırmak, tarihî mekânları görmek, yaşanan hadiseleri bilmek medeniyetimize hürmetin icabıdır. Biz de hususen Bakü'nün ve Azerbaycan'ın acılarla dolu asrını (1920-20