Vahdettin İnce

Vahdettin İnce

Star
Gündem 254 yazı 2 takipçi

Ev zencisinin ağrıyacak bir başı yok ki utanacak bir yüzü olsun

Malcolm X (Malik el-Şahbaz)'ın müthiş bir benzetmesi var. Onun hayatını anlatan filmde izlemiştim. "İki zenci var" diyordu, "biri tarla zencisi, biri de ev zencisi. Tarla zencisinin aklı hep kaçmaktadır, sürekli özgürlüğüne kavuşmanın yollarını arar. İçinde bulunduğu şartları asla benimsemez. Ev zencisi ise kişiliğini, özgürlüğünü her şeyini unutur

"Bize bir büyük devlet lazım" ama nasıl

Pazar günkü yazıda "Türkiye'nin büyük devlet olma çabalarını" yazacağımı söylemiştim. Geçen Cumartesi günü bu çabaların en çarpıcı, en etkili, en ses getirici örneklerinden birine tanıklık etme fırsatını buldum. "Baykar Teknoloji"nin genel merkezinde "Özdemir Bayraktar- Bu Dünyadan Bir Akıncı Geçti" belgeselini izleyen davetliler arasında yer alıyo

"Bize bir büyük devlet lazım"

İki binli yılların başlarıydı. Bir vesileyle yolum Türkiye Diyanet Vakfına ait Üsküdar-Bağlarbaşı'ndaki İSAM (İslam Araştırmaları Merkezi) kütüphanesine düşmüştü. Entelektüel ortamı, akademik çalışmaların yoğunluğu, ilmi ve hatta havadan sudan mevzuların konuşulduğu günlük sohbetlerin kalitesi, zaman zaman düzenlenen üst düzey konferanslar cezbedic

Avrupa standartları

Kur'an, "bozguncu" olarak nitelendirdiği bazı insanların "dünya hayatı konusundaki sözleri"nin insanın hoşuna gittiğini ve bu insanların aynı zamanda "yaman tartışmacılar" olduklarını, o kadar ki "en amansız düşmanları oldukları halde Allah'ı bile şahit tutmaktan" kaçınmadıklarını vurgular (Bakara, 204).Bir de şöyle der: Bu bozguncular "hakimiyeti

Vatan, kelimelerin ufku kadardır

En eski, 1967 Arap-İsrail savaşını hatırlıyorum. Harman yerinde akranlarımla koşturup oynarken köylülerin sohbetinden kulaklarıma çalınırdı. "Kuds-i Şerif düşmüş" dediklerinde yüzlerinin nasıl düştüğünü bugün gibi hatırlıyorum. Arap çöllerinin derinliklerinden değil de hemen şu tepenin ardındaki bir yerden bahsediyor gibiydiler. Bizim köylülerin zi

Bırak elindeki o taşı!

Biliyorum, bölgemiz bir sorunlar yumağı. Azınlık sorunu, çoğunluk sorunu, laiklik sorunu, fakirlik sorunu, etnik sorunlar, mezhebi sorunlar... Sınıflar arası gelir dağılımı uçurumu... Sınır ve toprak anlaşmazlıkları...Irkçılık ve mülteci düşmanlığı... Saymakla bitmez. Bütün bunları biliyorum, birebir yaşıyorum çünkü. Mesela ben bir Kürdüm. Kaç ülke

Fitne zamanı… Herkes olduğu yerde dursun

Batı medeniyeti çöküyor. Artık hiçbir inandırıcılığı kalmamış. İleri teknolojinin, sömürgelerden çaldığı paralarla elde ettiği ekonomik kalkınmışlığın gölgesinde kazandığı moral üstünlüğünü de yitirmiş bulunuyor. Eskiden liberalizminden bıkanlara diktatörlüğü, diktatörlükten sıdkı sıyrılanlara demokrasiyi, komünizmi yol edinmek istemeyenlere faşizm

Çatışma sürecinde ortaya çıkan ümmet tavrı

Romantik olmaya gerek yok. Yeryüzünde savaş eksik olmaz. Bu, insan doğasının bir özelliğidir. İslam alimleri "kuvve-i gazabiye" (öfke gücü) dedikleri fıtri özelliğin yansıması olarak izah ederler bunu. İnsanın, gerçek ya da mevhum bir tehdide karşı kendini savunması esasına dayanır. Dolayısıyla savaşın olması kaçınılmazdır. Ama insanların savaş ile

Ayrışmanın (Furkanın) kıstası

Hz. Peygamberin önderliğindeki ilk Müslümanların, dönemin nefes aldırmaz iki büyük gücünün, Roma ve Pers imparatorluklarının arasından sıyrılarak beklenmedik bir şekilde dünyaya hakim güç haline gelmesini, ilk Müslümanların kaybedecek bir şeylerinin olmamasına bağlamıştık önceki yazılarımızda. Kuşkusuz hiçbir sosyal hadise, ne kadar önemli olursa o

Böyle gitmez

Kur'an, varlığın esasını denge oluşturur der: "Göğü yükseltti ve dengeyi koydu" (Rahman, 7). Varlık bütünü ile aynı evrensel yasaya tabi insan hayatında dengenin bozulması, yani ifsadın yeryüzünü kaplaması durumunda ise, insan tabiatının gaybın müdahalesiyle harekete geçerek dengeyi yeniden doğal mecrasına oturttuğunu ifade eder: "Eğer Allah'ın, in

Kaybedecek bir şeyiniz yoksa özgürsünüz

Geçen yüzyılın seksenli yıllarının başı. Türkiye'de yoksulluk diz boyu. Üniversite öğrencisiydim o yıllarda. Yokluğun dibini yaşıyorduk. Hali vakti yerinde olan arkadaşlarıma, harcamalarına baktıkça da kendi halime içten içe üzülüyordum. Bir sınıf arkadaşım vardı. Birkaç arkadaşla birlikte bir ev tutmuşlardı. Akşamları genellikle onlara gider, geç

Haydutların sömürgeci düzeni

Cezayirli- Amaziğe (Berberi) düşünür ve araştırmacı Muhammed Belğis'in bir Arap televizyonundaki konuşmasını dinledim. "Biz Berberiler, Kartaca'nın düşmesinden itibaren altı yüzyıl boyunca Roma, Vandal ve Bizans sömürgeciliği altında yaşadık. (O dönemde esamemiz bile okunmazdı), bizi tarih sahnesine Müslüman Arap fatihler çıkardılar" diyordu. Bildi