Ünal Bolat

Türkiye

Aynısını yaşadım...

"Bulmaca ilavesindeki hikâyede bir şahıs, arkadaşının cenazesi defnedilirken kabre düşüyordu..."Çok kıymetli duayen gazeteci yazar Sadık Söztutan Abimizin Türkiye gazetesinin Cumartesi Bulmaca ilavesindeki hikâyesinde; bir şahıs, arkadaşının cenazesi defnedilirken sırtüstü kabre düşüp boynu kırılıyor ve hemen vefat ediyordu. Bu yazıyı okuyunca benz

"Eşkıyalar evinizi basmış!"

"Fatma gelinin gurbet elde vahşice, hunharca katledilişi köydeki herkesi derinden üzer!.."Hamza"Evinizi eşkıyalar basmış. Bütün altınları alıp gitmişler. Gelinin Fatma da dipçik darbesi almıştı iki gün önce. Biz yola çıktık o da çok hasta idi" der.İbrahim hoca oğlu Bekir, dizlerine vurup dururlar. Bir anda kurdukları bütün hayaller suya düşmüş olar

İki kişi telaşla sizi arıyor

"İbrahim ve oğlu onlar bu hayaller içindeyken köyde yaşananlardan habersizdirler..."Fatma yengem o zalim eşkıyanın vurduğu dipçik darbesinden dolayı birkaç gün sonra kendine gelemedi vefat etti. Üç tane küçük kız;Ayşe, Zeynep ve kırkı dolmamış Gülsüm, annesiz öksüz kaldılar.Bu arada Erzurum'da olan İbrahim ve oğlu Bekir, birkaç otele almak için bak

Sakın Fatma'ma dokunmayın!

"Eşkıya tüfeğin dipçiğiyle Fatma yengemin ensesine kuvvetli bir dipçik darbesi indirdi!.."Hatırama devam ediyorum... Annem baktı ki bunlar altın parayı almadan gitmez. Ya da hepimizi öldürür. Hırs ve kin gözlerini bürümüş. Annem o can havliyle Faki Guro'nun göğsüne şiddetli bir yumruk indirdi. Eşkıya sendeledi yere yığıldı:"Allah'ın belası git altı

"Anne evimizdeki bu adamlar kim"

"Ya altınların yerini söylersin ya da oğlunu gözünün önünde diri diri doğrarım!.."Dedemlerin seferberlik hatırasını anlatmaya devam ediyorum...O ara Bekir amcanın üçüncü kızı Gülsüm dünyaya gelir. Birkaç gün sonra dedem amcam ve köylüler Erzurum'a giderler. Dedem orada bir otel almak istemektedir.Çevredeki hırsız ve eşkıya bu haberi alınca dedemin

Yerini çocuklara bile söyleme!

"Bir sanduka içinde biriktirdiği 200 civarında Reşat altını, 200 lira kadar banknot vardır"Birinci Cihan Harbi. 1913-1914 yılları. Ruslar Doğu Anadolu'yu işgal eder. Erzurum ve Muş illerinde oturan dedelerimiz İç Anadolu'ya göç etmek zorunda kalır. Dedemler Ejder ailesi, önce Kayseri Tomarza İlçesi Pusatlı köyüne yerleşir. Sonra dedem İbrahim Ejder

Seni hep kıskandım

"Senin çok güzel elbiselerin vardı; benim yoktu. Senin arkadaşların çoktu, benim yoktu"Ben hiç böylesini görmemiştim gerçekten de. Nereden ve kimden mi öğrendim Emekli bir öğretmenden Babası 1966'da köy muhtarıdır. İlkokulu bitirir o yıl. Öğretmeni, "Bu çocuğu okut Muhtar. Okutmazsan hakkımı helal etmem sana" diye ısrar eder.Nihayet 12 yaşında başl

Sadece üç kelime söyledi

"O an, olimpiyatta tüm dünyanın gözü kahkahalarla bende imiş gibi hissettim"Bir gün değil beş gün değil... Biraz da kiloluca birisi... "Yürüyeyim mi koşayım mı" der gibi apartmanların arasında güya spor yapıyor...Hani insan koşuyorsa koşar kardeşim... Yürüyorsa da yürür... Bu nedir böyle koşsam mı dursam mı arasında, mıy mıy mıy...Rastlıyorum belir

Ağustosun on sekizi yazıyor

"Amcacığım bugün ayın otuzu ama temmuzun otuzu. Son kullanım ağustosun on sekizi"Hatırama devam ediyorum. Fişi gömleğimin cebinden aldım... Yumurta viyolüne test ettiğim yumurtayı da koydum. Ağzını kapatıp poşetimi alarak evden çıktım... Nereye Tabii ki yumurta aldığım markete gidip günü geçmiş yumurtaları vererek tazesini almaya.Hepsi bu kadar mı

İnsan son kullanma tarihine bakmaz mı

"Yumurtayı su dolu cezvenin içine usulca bıraktığında eğer sivri ucu aşağıya geliyorsa"Hatıramı anlatmaya devam ediyorum. Şimdi ben arkadaşımdan öğrendiğim yumurta taze mi bayat mı kolay anlama yöntemini açıklayacağım ama sakın siz deneyip de "aaa böyle miymiş" filan demeyin. Çünkü bu dediğim bilimsel bir şey değil, birisinden duymuştum öylesine.De