Ünal Bolat

Türkiye

"Bu saatte mahkûm mu çağrılır!"

Şafak abi, "bu saatte hücreden alınan mahkûm ya idama gider ya da sürgüne" diyordu.Hapishanelerde yaşananların her anı acı tatlı hatıradır... Bir tanesini de bugün sizinle paylaşacağım...O gece Tekirdağ'da müşahede hücrelerimize çekilmişiz. Kapılarımız kapalı ama kapılar ızgara demir kapı. Yandaki arkadaştan, birbirimizi görmeden uzanıp çay alıp di

Şükürler olsun kurtuldu

"Doktora durumu anlattım. Öğrenci olduğumu ve hiçbir şey yapamayacağımı söyledim..."Yıllar önce lisede öğrenciydim. Arkadaşlarla dolaşmaya çıkmıştım. Üçümüz de aynı mahallede oturuyorduk. Evimizin sokağında bizim yan binada bir teyze balkonunda çamaşır asıyor yanındaki küçük çocuk da annesini seyrediyordu.Bir iki adım attım. Apartmanın kapısından i

Değer miydi, evet...

"Aşağıya çarşıya indim... İnsanlarda bir telaş bir koşuşturma ki anlamak mümkün değil..."Hepi topu şöyle merdivende kenara çekildim, gence yol verdim. Kucağında kocaman koliler vardı. Gençti güçlüydü ama yorulmuştu. Alnı terlemişti. Kim bilir o iki üç koliyi kucağında nereden beri taşıyorduBilmeyenler için tarif edeyim birazcık... Yenibosna'daki Ku

Her gün o telefonu bekledim...

"Üç gün hastanede kalıp eve gidemeyeceğim için hastanede gözyaşı döküyordum..."Öğrencilik yıllarımda babamın aldığı ev telefonunda konuşmaya başladığım hatıralarımdan unutamadığım hatıramı anlatmaya bugün de devam ediyorum...Bense gençliğin verdiği saflıkla her iki cümlede bir "nereden buldun numaramı Sen kimsin" deyip duruyordum. Kız dedi ki:"Bir

Telefondaki meçhul ses

Bir kız sesiydi... Üstelik ismimle hitap ediyordu. Şoku atlatamadan "Siz kimsiniz" dedim.90'lı yılların başları... Ne internet ne cep telefonu ne de sosyal medya, kısacası herkesin masum, insan gibi insan, çıkar menfaat gözetmediği, sözlerin tutulduğu güzel zamanlarda delikanlı olduk biz...Lise son sınıf bitmiş üniversiteye girebilmek için hafta so

İnsan, kültür, eğitim...

"İnsanın hayatı bir roman gibidir. Bazen yazmaya başlarsın, yazdıkça coşar duygular..."Konya Selçuk Eğitim Enstitüsünde öğrencilik yaptığım yıllardı... Dersimiz Eğitim Psikolojisi idi... Ders hocası Önder Bey "Benim dersimde herkes konuşacak. Doğru da olsa yanlış da olsa konuşacak. Öğretmen pısırık olmaz! Konuşkan olur" diyerek cam sırasından itiba

Zulümle abat olanın...

"Evde kimse olmasa da akşam namazı sonrası mutlaka, ışıkların yandığını gördüklerini söylerler..."Hatırama bugün de devam ediyorum...Hiçbir günahı olmayan adam arazisinde kesilen onca ağacı kendisinin kesmediğini nasıl anlatsın Bu iş onun hapse girmesine kadar varabilecek bir suçtur. Çaresiz, ormancıya tüfeği satmayı kabul eder. Ama, evraklarıyla t

"Ya tüfeği satarsın ya da tutanaktutarım!"

"Tüfeğin Avrupa bir silah olduğunu öğrenen ormancı, satın almak istediğini söyler..."Seneler evvel yaşanmıştır. Küçük bir Anadolu ilçesinde orman muhafaza memuru olarak çalışan biri hayatla cebelleşmeye başlar. O vakitler çoluk çocuk, elde yok, avuçta yok. Köyden misafirperver insanlara bir süre misafir olur. Kiralık, eski bir evi kiralayınca oraya

Motorcu kız

"Ona artık ismi ile hitap etmedim. O da alıştı kendisine 'motorcu kız' dememe..."Yaşını başını almış ama bir türlü evlenmiyor evlenemiyordu. Her güzelde mutlaka bir kusur buluyordu sanki kendisi kusursuzmuş gibi. Bir gün büyük bir kaza geçirdiğini hastanede yattığını öğrendim. Otuz yıllık arkadaşımdı ziyaretine gitmemek olmazdı. Yaşadığı şehre gitt

Dedeler ve torunlar

"Hayatın içinde hayatla ilgisiz, karşılıksız ve çıkarsız bir o kadar da doyumsuz sevgi..."Dedelerin torun muhabbeti, gıdıklanarak da olsa gülünmesi gereken fıkra gibidir başkalarına.Dedeler için torun, yakasına takamadığı için kucağında taşıdığı, sürekli öpüp kokladığı şeref madalyasına benzer..."Bizim torun" derken dedenin yüzüne yayılan tebessüm,