Ünal Bolat

Türkiye

Bir güzel bahar günü...

"Erzurum'dan gelenler söylemişler. Hatta üç kalem yeni asker toplayacaklarmış..."Zeynep halanın hatırasını anlatmaya devam ediyoruz... Karlar erimiş yollar açılmış baharın en güzel günleri. Murat ve Fırat'ın önemli kollarında biri olan (Heftreng) nehrinin önemli kolu olan Göksu Çayı çağlayarak gümbür gümbür akar. Her taraf duvaklı gelin gibi, sarı

"Nişanlımın mendili bu"

"Askerliğinin bitmesine daha bir yıldan fazla vardır, savaş sebebiyle izin de yoktur"Zeynep halanın hatırasını anlatmaya devam ediyoruz... Köylüleri birliğine teslim olmadan önce gider Mehmet Emin'i kışlasında ziyaret eder, getirdiği bohçayı ona teslim eder. Köydeki havadisleri anlatır. Sonra döner Mehmet Emin'e;"Abi sıkı dur aslında sana en mühim

"Mendilimde gül oya..."

"Zeynep gülerek tabii ki kocama söylüyorum. Görmedim ama hayaline âşık oldum" der...Zeynep halanın hatırasını anlatmaya devam ediyoruz... Akşam olunca herkes evlerine çekilir. Zeynep'se duvağını açıp alnında öpen, elinden tutup gerdek odasına götüren damadı bekler ama nafile. Zeynep yine kendine söylenir "ah bahtsız Zeynep'im hadi bunu da o narin v

Kına gecesi gözyaşları sel olur

"Zeynep eşikten içeri girmeden bu merasimden de mahrum kalır. Çünkü damat asker"Zeynep halanın hatırasını anlatmaya devam ediyoruz... Her gelin kocası için ellerini kınalar, gelinliğini giyer, takılar takınır, süslenir güveyine gider. Ama Zeynep kınaları eline yakar, damatsız boş bir eve gidiyor olması da onun içini yakar. Zeynep hem hasta hem de b

Zeynep gelin oluyor

"Elbet bu kara günler bir gün biter bahtım açılır yüzüm güler" diye umutlanır Zeynep"Geçtiğimiz hafta başlayan bu çile dolu hatırada özetle, Zeynep halamın analık elinde, çocuk yaşta gelin verilme sözünü, alınan başlık parasını, askerdeki nişanlısının ise Alman Harbi yıllarında iki buçuk sene sonra gelecek olmasını; babasının aldığı başlık parasını

Damatsız gelin mi olur

"Yahu abla sizde hiç mi insaf yok! Beni damatsız nasıl gelin yaparsınız" der ağlar..."Halam Zeynep'in hatırasını anlatmaya bugün de devam ediyorum. Zeynep'in babasının bu ısrarı karşısında dünürü Ali biraz müsaade ister, ev tarafına geçer hanımıyla görüşür durumu anlatır. Hanımı bu habere çok sevinir."Ali hemen git gelininin düğününü yap eve getir,

Baba bizi bırakıp gitme!

"Bekir bir gün atına biner, bir yere gideceğini söyler. Zeynep ise babasına yalvarır..."Hatırayı anlatmaya bugün de devam ediyorum... Zeynep'in babası Bekir'i, ev halkının böyle hasta olması iki çocuğunu salgında kaybetmesi derinden üzer. Ama Bekir'in içini kemiren daha da büyük bir dert ve ıstırap Zeynep'in durumudur. Ya Zeynep ölürse "Hadi ölüm A

Ya Zeynep de iyi olmazsa

"Maalesef bu bulaşıcı hastalık Bekir'in evini de sarar iki küçük çocuğu ölür"Zeynep halamla ilgili hatıramı anlatmaya devam ediyorum. Zeynep, bu nişan olayına biraz üzülür "ah amcam Hacı şimdi burada olsaydı hiç beni bu adamlara verir miydi Hiç görmediğim tanımadığım; askerde iki buçuk yıl sonra gelecek adama beni katiyen nişanlamazdı" der bir köşe

Zeynep halanın gözyaşları

"Bekir Efendi sen bu kızı oğluma ver seni eskiden beri tanıyoruz merhabamız var" der.Zeynep hala uzun kış gecelerinde hayatını anlatırdı, ben de can kulağıyla dinlerdim. Anlatırken de başımı okşar "Orhan sen büyüyünce kızlarının çok kıymetini bil onları hiç incitme. Dünyada sırtın yere gelmez" derdi.1970 yıllarda annem babam her kış Malazgirt'ten İ

Bakışlarımız her şeyi anlatırdı

"Onu kaybetmekten korktuğumuz için umulmadık çıkış ve kaprislerine boyun eğeriz"Ne zaman bir başkasını sahiplensek biz de onun sahipliği altına gireriz. Onu kaybetmekten korktuğumuz için umulmadık çıkış ve kaprislerine boyun eğeriz.Yalnız olabilme yeteneğimiz bizim sevebilme kapasitemizdir. Ancak o zaman karşımızdakini bir nesneye indirgemeden ve o