Taner Ay

Taner Ay

Karar
Kültür-Sanat / Kitap-Edebiyat 80 yazı 0 takipçi

Maria Pia'nın eşeği, Hacı Bekir'in beyaz çevirmesi

Kış, Allah gazabı, kuluna azabı. Havalar soğudu, 3 Aralık'ta yurdun batı kesimlerinde saatte yüz on kilometre hızla esen rüzgâr cam, çerçeve ve çatı ne varsa indirmiş, ağaçları ise köklerinden söküp uzaklara savurmuş. Bunun peşi mutlaka grip salgını. Ayın sonuna doğru gazetelerden sadece Eskişehir'de bile yüzlerce memûrun ve işçinin salgından yatağ

Murat'ın bıldırcınları, Bomonti'nin dumancıları

Dışı var içi yok, dayak yer suçu yok. Hadi, bilim bakalım, nedir Ben söyleyeyim, futbol topu. Madem söze futbolun topundan başladık, Fenerbahçe'yi anmadan olmaz. '68-'69 sezonu bizim için bir hayâl kırıklığıydı, otuz beş puanla dördüncü sırada kalmıştık. '69-'70 sezonu öyle olmayacak gibiyse de, 2 Kasım'a kadarki ikisi deplasmanda beş maçı radyodan

Moda'da Meral'in kırmızı vinilden Go-Go çizmeleri Altıyol'da Adalet'in kırmızı Peep-Toe pabuçları...

Benim için '69 yılında İstanbul, Suâdiye'den Bostancı'ya, Şaşkınbakkal'dan Caddebostanı'na, Kadıköyü'nden Moda'ya ve Karaköyü'nden Taksim'e kadarki güzergâhlardı. Bugün 18 Ekim olsun, Cumartesi, eskiden Cumartesi günleri okullar yarım gündü, son dersten çıkıp çantamı Uğur Apartmanı'na veya Arif Damar'ın Yeryüzü Kitabevi'ne bırakıp akşama kadar geze

Haberci kim açıklıyorum: 'Tabancalı Hakem'

Geçen hafta Büyüyenay Yayınları'nın üç cilt olarak kitaplaştırdığı 'İstanbul Konuşuyor' isimli sokak röportajlarını tanıtırken, röportajları yapan 'Haberci' mahlaslı Bâb-ı Âli şöhretinin kim olduğunu sormuştum. Maalesef bir bilen çıkmadı. Hadi, ben söyleyeyim, 'Haberci' mahlasıyla '37 ve '38 yıllarında Haber gazetesi için kitaptaki sokak röportajla

Hacı Hüseyin Paşa'nın köşkleri, Nadir Ağa'nın çamları

Günlerden Cumartesi, saat ise 19.00 olsun, radyolarınızı açın, size Zeki Müren'in kadife sesini bir Uşşak şarkıdan dinleteceğim. "Elmayı alan bilir oy oy / Şeftali satan bilir oy oy / Güzel kızın sevmesini oy oy / Kimsesiz yatan bilir oy oy / Bahçevan geldi, bahçevan geldi / Deh deh Düldül, deh deh Düldül / Sen Düldülsün, ben bülbül / Deh deh Düldü

Suâdiye'nin şarkıcı kızılgerdanları, Şaşkınbakkal'ın pembe gülleri

Bostancı sâhilindeki gazinoların birinden yükselen "Gardiyan" şarkısını Juanito'nun söylediği kimsenin aklına gelmemiş olsa bile üzülmeyin, yine de sizi Yıldız Sineması'ndan '69 yazının Kasaplar Çarşısı'na indireceğim. Yanılmıyorsunuz, elli yedi yıl öncesinin Bostancı semtindeyiz. Yıldız'ın ağır soğan kokusundan kurtulduk ya, öyleyse İstasyon Yolu'

"Buzzzzz gibi Alaska frigooooo!"

'69'da Suâdiye'de oturduğumuz Uğur Apartmanı'ndaki caddeye bakan dairemizi iyi anımsıyorum. Girişte solda mutfak, sağda tuvalet vardı. Oradan salona geçiliyordu. Salonun sağındaki kapıdan girinceyse, sağda ve solda iki oda ve onların ortasında bir banyo karşımıza çıkıyordu. Salonun sadece iki duvarında pencere yoktu, oralara da babamın Siirt'te yap

Deniz Gezmiş el-Fetih'e katıldı, Vietkong Dan Bullock'u öldürdü

Filizkıran, Ülker Doğumu, Gündönümü ve Kızıl Erik fırtınaları. Yanılmıyorsunuz, artık okulları kapattığımız Haziran ayındayız. Haziran demek, Bostancı'daki Tamara Moteli'nden ve Fenerbahçesi'ndeki Petek Pansiyon'dan "Coppertone", "Quick Tanning", "Ambre Solaire" veya "Piz Buin" marka bronzlaştırıcıların kokularının yükselmesi demekti. Bizler de yan

Kabak meltemi esmeden ayvalar çiçek açardı

Mayıs ayına girdik mi, İstanbul'a yaz sıcakları gelir, Suâdiye'nin çayır çimenindeki fulyalar ise kaybolurdu. Ama, onların boşluğunu hemen ahşap köşklerin bahçelerinden yayılan tırmanıcı güllerinin, sarmaşık güllerinin, floribunda güllerinin veya grandiflora güllerinin kokularının doldurduğunu anımsıyorum. Bakın, Kurudere Sokak'tan Çatalçeşme'ye in

Dündar Kılıç'ın tabancası, Hikmet İnan'ın cinâyeti

Nisan ayı kalkan ayıdır, en iyi kalkan ise Ayancık'ın ve Gümenüz'ündür. Ama ikisi aynı kalkan değildir. Ayancık'ta elli veya elli beş kulaça atılan ağlardan toplanan kalkanlar Gümenüz'ün kalkanından biraz daha iri ve biraz daha koyu renkli olur. Kadıköyü'nün Balıkçılar Çarşısı'na indiğimizde rahmetli annem tezgâhlardaki kalkanın nereden geldiğini k

Özcan'dan yeşil erik turşusu Baylan'dan kup griye

Vahi Öz'ü '69'un Şubatında kaybetmiştik ama her gece rüyâlarıma "Bekâr Odası" filmindeki '48 model yıllı ve 34 EE 019 plakalı sarı bantlı Dodge arabasıyla park ediyor, yanındaysa dudaklarından düşürmediği Sipahi Ocağı sigarasıyla Kâzım Külduman oluyordu. Okuma yazma bilmediğinden ehliyet alamayan Kâzım Külduman ağabeyimiz ona Süleyman değil de Sülü

Portatif radyoda 'Fingirdek Jale', plak çalarda 'Develi Pikap' günleri

Geçen hafta '69 yılının bendeki Ocak ayından bahsederken Fenerbahçe'ye iki satır olsa bile yer vermeyişimi düşününce, mahalleden çocukluk arkadaşlarımın mıdıklarını eğdiklerini görür gibi oldum. Tamam, onlarla her gün Suâdiye Ortaokulu'nun teneffüslerinde veya Taç Spor'un sahasında Fenerbahçe'yi konuşurduk da, müthiş kadroya rağmen '68-'69 sezonuna