Selahattin Gezer

Selahattin Gezer

Milat
Yaşam 120 yazı 0 takipçi

Risale-i Nur'ların yeni harflerle yazılmasının verdiği ders

Acil durumlarda, yani acil vakalarda gönül ister ki o anda elde en geçerli malzeme, işi kolaylaştıracak tıbbi ekipmanlar ve hastayı hayata bağlamaya vesile olacak ilaçlar bulunsun. Fakat bunlar olmayınca, bunların arayışına girmekle ve temin etmeye çalışmakla zaman kaybetmek hastayı ölümle burun buruna getirir. Onun için mevcut imkân ne varsa onu

Hamiyet kime hizmet etmektir

Bir takım taraftarı, kendi takımını diğerlerinden farklı gördüğü için taraftardır. Sever, başarısını ister, onun için heyecanlanır. Buraya kadar bir problem yoktur. İnsan milletini de sever. Milletinin kalkınmasını, huzurunu ve refahını ister; bunun için çalışır. Müspet milliyet dediğimiz şey budur ve buna diyecek bir sözümüz olamaz. Fakat mesele,

Yoksa elimizden alınır!

"Tenbellik ve ten-perverlik yerine vazifedârlık, kudsî ve her saati bir gün ibâdet hükmüne geçecek kıymette olduğuna şübhe edilmemek lâzım gelen Kur'ânî hizmetine vakit bırakmayacak hâllere karşı, bu hizmetin ulviyetini düşünerek elden çıkmazdan evvel gözü dört açmayı, yani ölmezden evvel hayatın kadrini bilmek gibi, kat'î bir lisânla âhirete îmânı

Bediüzzaman: Hakikatin Feryadı

Bir adam düşünün: Bilim insanları fizik laboratuvarlarında deneyler yaparken, Bediüzzaman soğuk hücrelerde tefekkürle zerreyi, hücreyi, molekülü, esir maddesini; yüksek istidadını adeta dev bir teleskop yapıp yıldızları ve galaksileri inceliyor. Onların hâl diliyle kendi ikna edici dilini buluşturup vahdaniyeti ilan ediyor. Türlü iftiralarla Osmanl

Çocuklarımıza alfabeyi öğretebilsek...

Önce birkaç kelâm: Yüce Allah (Celle şânühü), arıya fıtratına ve ruhuna münasip bir vücut teçhizatı vermiş; onu bu donanımına uygun bir vazifeye sevk etmiştir. Arının varlığı ve yapısı bal yapmaya elverişli olduğu için, Allah onu o teçhizatla yaratmış ve bal üretmeye yönlendirmiştir. Buradan şöyle bir ders çıkarabiliriz: Allah, arıya böyle bir teçh

Ey Kuriş, hesap sorulur kuruş kuruş!

Son zamanlarda Alihan Kuriş denen şahsın tutuklanması, ele geçirilen korkunç miktardaki para ve yüzlerce kilo altın bana şunu düşündürdü: Bir adam düşünün; dünyadaki en pahalı, en muhteşem arabayı teslim almaya gidiyor. Arabanın kaportası altından, farları kristalden... Üstelik bu fırsatın belirli bir süresi var; tam zamanında adreste olmalı ki o m

Esir sofra bezi uçmasın diye

"Evet binlerce hikmetler için yaratılan Zühal'in herbir hikmetinde binlerce cihetler ve herbir cihetinde binlerce istifade edenler bulunduğu halde, 'Hilkatinde o adamın istifadesi, ille-i gaiyeden bir cüz' olarak düşünülmüştür' denilirse ne manii var Çünki ille-i gaiye, daima basit birşeyden ibaret değildir." (İşarat-ül İ'caz, s. 186) Tam burayı o

Farklı açıdan Mekke Anlaşması

Bir çayın demi, ittifakının berraklığında vücut bulur. Çok yandık, düşündük, yazdık; ittihad-ı İslam için feryat ettik. Dualar billur bir ark oldu, filiz oluştu. Tabiî süreç mevsimini tamamladı ve Mekke farklı bir dirilişe daha şahit oldu. Caydırıcı bir güç olmak, aynı zamanda zalime de yapılan bir iyiliktir. Çünkü onu çekindirir, geri durdurur ve

Denizler mürekkep ağaçlar kalem olsa...

Kâinat, baştan başa okunmayı bekleyen muazzam bir kitaptır. Bu kitabın her bir satırı, her bir kelimesi ve hatta her bir harfi, Sonsuz Kudret'in ilmini ve azametini haykırır. Kur'ân-ı Kerîm'de Mealen, "Yeryüzündeki ağaçlar kalem, denizler de mürekkep olsa... Allah'ın kelimeleri tükenmez" buyrulur. İlk bakışta insana bir edebî sanat veya mübalağa gi

Hakikatten rahatsız olanlara

Aç ve susuz kalmış bir insan, temiz ve helâl bir sofraya kavuştuğunda önce Rabbine hamd eder. Sonra da o nimete vesile olanlara teşekkür etmeyi ihmal etmez. Sofrayı hazırlayanların ihlâsını, hizmet edenlerin samimiyetini ve ev sahibine olan sadakatini takdir eder. O sofrada kullanılan malzemelerin mutfağa nasıl girdiğini, kimin ne yaptığını, içine

Hayretin Merkezi

Meğer Ben Dünya'nın Merkezini Değil, Hayretin Merkezini Arıyormuşum Çocuktum. Daha önce anlatmıştım ama bazı tekrarlar güzeldir. Beş-altı yaşlarındaydım. Oruç tutmaya dedem teşvik ederdi. Ben de çocuk hâlimle niyetlenir, gün ilerledikçe açlığa dayanamaz, mızmızlanırdım. Ama dedemin kendine has usulleri vardı. Bazen bir elma şekeri, bazen kırık leb

Hakikat zulme muhtaç değildir

Yalandan, hurafeden uzak ve hak olan bir dava zulmü tasvip etmez. Hakikatin peşinde olan insanlar medenidirler; asla bu fikirleri baskıyla, zulümle kabul ettirmezler. Dolayısıyla zulüm, hakikat olmayan bir davadan çıkar. Ellerindeki hakikat olmadığı için onu kabul ettirmek adına ancak zulme başvururlar. Çünkü akıl; çürük ve yanlış bir meseleyi, akl