Risale-i Nur'dan

Risale-i Nur'dan

Yeni Asya
Yaşam / Din 221 yazı 0 takipçi

Ey gazeteciler! Edipler edepli olmalı

Gazeteler, iki kıyas-ı fasid cihetiyle ve haysiyet kırıcı bir neşriyatla ahlâk-ı İslâmiyeyi sarstılar ve efkâr-ı umumiyeyi perişan ettiler. Ben de gazetelerde onları reddeden makaleler neşrettim.Dedim ki: Ey gazeteciler! Edipler edepli olmalı; hem de, edeb-i İslâmiye ile müteeddib olmalı. Ve onların sözleri, kalb-i umûmî-i müşterek-i milletten bîta

Ramazan orucu, hakikî ve halis bir şükrün anahtarıdır

İkinci NükteRamazan-ı Mübareğin savmı Cenab-ı Hakkın nimetlerinin şükrüne baktığı cihetle, çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki: Birinci Söz'de denildiği gibi, bir padişahın matbahından bir tablacının getirdiği taamlar bir fiyat ister. Tablacıya bahşiş verildiği halde, çok kıymettar olan o nimetleri kıymetsiz zannedip, onu in'am edeni tanımamak

Ramazan-ı Şerif orucu, şeair-i İslâmiyenin a'zamlarındandır

İkinci Risale olan İkinci KısımRamazan-ı Şerife dairdir. Birinci Kısmın âhirinde şeair-i İslâmiyeden bir nebze bahsedildiğinden, şeairin içinde en parlak ve muhteşem olan Ramazan-ı Şerife dair olan bu İkinci Kısımda, bir kısım hikmetleri zikredilecektir. Bu İkinci Kısım, Ramazan-ı Şerifin pek çok hikmetlerinden dokuz hikmeti beyan eden Dokuz Nükted

Ruh u canımızla Ramazanınızı tebrik ederiz

Aziz, Sıddık Kardeşlerim!Sizin mübarek Ramazan-ı Şerifinizi tebrik ediyoruz. Cenab-ı Erhamü'r-Râhimîn bu Ramazan-ı Mübarekenin hürmetine, Rahmeten Li'l-âlemîn olan Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın ümmetine rahmetiyle imdat eylesin, âmin. Âsâr-ı gadab-ı İlâhî olan âfât ve dalâletlerden muhafaza eylesin, âmin. Ve Risale-i Nur Şakirdlerini neşr-

Nasıl biliyoruz ki kimse Kur'ân'a muaraza edemedi

Eğer denilse: "Nasıl biliyoruz ki kimse (Kur'ân'a) muaraza edemedi ve muaraza kabil değil"Elcevap: Eğer muaraza mümkün olsaydı, herhalde teşebbüs edilecekti. ünkü muarazaya ihtiyaç şedîd idi. Zira dinleri, malları, canları, ıyalleri tehlikeye düşüyor; muaraza edilseydi kurtulurlardı. Eğer muaraza mümkün olsaydı, herhalde muaraza edecektiler. Eğer m

Kur'ân'ın diz çöktürdüğü dört tabaka

İKİNCİ NÜKTEHazret-i Mûsa Aleyhisselâmın zamanında sihrin revâcı olduğundan, mühim mu'cizatı ona benzer bir tarzda geldiği; ve Hazret-i İsa Aleyhisselâmın zamanında ilm-i tıp revaçta olduğundan, mu'cizatının galibi o cinsten geldiği gibi, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın dahi zamanında Ceziretü'l-Arab'da en ziyade revaçta dört şey idi: Birinc

Kur'ân hiçbir kitaba benzemez

(Dünden devam)Hatta yalnız kulağı bulunan ve bir derece mana fehmeden avam tabakasına karşı, Kur'ân'ın okunmasıyla, başka kitaplara benzemediğini, kulak sahibi tasdik eder. Ve o âmî der ki: "Ya bu Kur'ân bütün dinlediğimiz kitapların aşağısındadır; bu ise, hiçbir düşman dahi diyemez ve hem yüz derece muhaldir. Öyle ise, bütün işitilen kitapların fe

Kur'ân her tabakaya karşı mu'cizeliğini gösterir

On Sekizinci İşaretResul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın en büyük ve ebedî ve yüzer delâil-i nübüvveti câmi' ve kırk vecihle i'cazı ispat edilmiş bir mu'cizesi dahi Kur'ân-ı Hakîm'dir. İşte şu mu'cize-i ekberin beyanına dair Yirmi Beşinci Söz, takrîben yüz elli sahifede, kırk vech-i i'cazını icmâlen beyan ve ispat etmiştir. Öyle ise, şu mahzen-i m

Peygamberimizin(asm) Kur'ân'dan sonra en büyük mu'cizesi

On Yedinci İşaretResul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın Kur'ân'dan sonra en büyük mu'cizesi, kendi zatıdır. Yani onda içtima etmiş ahlâk-ı âliyedir ki her bir haslette en yüksek tabakada olduğuna, dost ve düşman ittifak ediyorlar. Hatta şecaat kahramanı Hazret-i Ali, mükerreren diyordu: "Harbin dehşetlendiği vakit, biz Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü V

Risale-i Nur dava değil, dava içinde bürhandır

Mahrem Bir Suale Cevaptır[Şu sırr-ı inayet eskiden mahremce yazılmış, On Dördüncü Söz'ün âhirine ilhak edilmişti. Her nasılsa ekser müstensihler unutup yazmamışlardı. Demek münasip ve lâyık mevkii burası imiş ki gizli kalmış.] Benden sual ediyorsun: "Neden senin Kur'ân'dan yazdığın Sözlerde bir kuvvet, bir tesir var ki müfessirlerin ve ariflerin sö

Risale-i Nur şu zamanın yaralarına devadır

Altıncı İşaretŞimdi bence kat'iyet peyda etmiştir ki ekser hayatım, ihtiyar ve iktidarımın, şuur ve tedbirimin haricinde öyle bir tarzda geçmiş ve öyle garip bir surette ona cereyan verilmiş; tâ Kur'ân-ı Hakîm'e hizmet edecek olan bu nevi risaleleri netice versin. Âdeta bütün hayat-ı ilmiyem, mukaddemat-ı ihzariye hükmüne geçmiş. Ve Sözler ile i'ca

Risaleler yüzer âyât-ı Kur'âniyeden süzülmüştür

(Dünden devam)Üçüncü Sebep: Sözler hakkında tevazu suretinde demiyorum, belki bir hakikati beyan etmek için derim ki: Sözlerdeki hakaik ve kemâlât benim değil, Kur'ân'ındır ve Kur'ân'dan tereşşuh etmiştir. Hatta Onuncu Söz, yüzer âyât-ı Kur'âniyeden süzülmüş bazı katarattır. Sair risaleler dahi umumen öyledir. Madem ben öyle biliyorum ve madem ben