Risale-i Nur'dan

Risale-i Nur'dan

Yeni Asya
Yaşam / Din 329 yazı 0 takipçi

Hicrette yaşanan mu'cizeler

Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Mekke'den hicret ettiği ve küffarlar takibe çıktıkları vakit, Sebir namındaki dağa çıktılar.Sebir dedi: "Yâ Resulallah, benden ininiz! Korkarım, benim üstümde sizi vururlarsa, Allah beni tazib eder. Onun için korkarım." Cebel-i Hira çağırdı: "Yâ Resûlallah, ileyye!" [Ey Allah'ın Resulü, bana gel. (Kadı İyaz, Şi

Gençlik, güzel ve şirin bir vasıta-i hayrattır

Sonra, herkesi zevaliyle ağlatan ve herkesi kendine meftun ve müştak eden ve günah ve gafletle geçen ve geçmiş gençliğime baktım.O güzel, süslü çarşafı (elbisesi) içinde gayet çirkin, sarhoş, sersem bir yüz gördüm. Eğer mahiyetini bilmeseydim birkaç sene beni sarhoş edip güldürmesine bedel, yüz sene dünyada kalsam beni ağlattıracaktı. Nasıl ki öyle

Barla'da ilk dershane-i nuriye

Üstadın Barla'daki ikametgâhı, iki odadan ibaret bir evdir.Esasen, müstakil bir evi ve yeryüzünde taht-ı tasarruf ve temellükünde bir karış yeri dahi yoktur. Barla'da sekiz sene müddetle ikamet ettiği ev, üç yüz elli milyon ehl-i İslâmın merkezi hükmünde ilk dershane-i nuriyesidir. Bu dershane-i nuriyenin altında, daimî akan bir çeşme vardır ve önü

Barla: Risale-i Nur'un ilk telif merkezi

BARLABarla, ehl-i imanın manevî imdadına gönderilen Risale-i Nur Külliyatının telif edilmeye başlandığı ilk merkezdir. Barla, millet-i İslâmiyenin, hususan Anadolu halkının başına gelen dehşetli bir dalâlet ve dinsizlik cereyanına karşı, Kur'ân'dan gelen bir hidayet nurunun, bir saadet güneşinin tulû ettiği beldedir. Barla, rahmet-i İlâhiyenin ve i

Ölüm, vazife-i hayat külfetinden bir paydostur

.....İşte bu hâlette vaziyetime baktım ki, medar-ı ezvak olan gençlik gidiyor; menşe-i ahzan olan ihtiyarlık, yerine geliyor.Ve gayet parlak ve nuranî hayat gidiyor; zâhirî karanlıklı, dehşetli ölüm, yerine gelmeye hazırlanıyor. Ve o çok sevimli ve daimî zannedilen ve gafillerin maşukası olan dünya, pek sür'atle zevale kavuşuyor gördüm. Kendi kendi

Öz kardeşim ve en birinci bir talebem: Abdülmecid

-Vefatının 59. yılında rahmet duasıyla-Öz kardeşim ve en birinci ve yüksek ve fedakâr bir talebem olan Abdülmecid... Lem'alar, 10. Lem'a, s. 119 *** Kardeşimiz Abdülmecid'e ayrı mektup yazmadığımın sebebi, size yazdığım mektupları kâfi gördüğümdendir ki, Abdülmecid, Hulûsî'den sonra kıymettar bir kardeşim, bir talebemdir. Her sabah akşam Hulûsî ile

Beyaz kıllar bana diyorlar: "Dikkat et!"

SEKİZİNCİ RİCAİhtiyarlığın alâmeti olan beyaz kıllar saçıma düştüğü bir zamanda, gençliğin derin uykusunu daha ziyade kalınlaştıran Harb-i Umumî'nin dağdağaları ve esaretimin keşmekeşlikleri ve sonra İstanbul'a geldiğim vakit, ehemmiyetli bir şan ve şeref vaziyeti, hatta Halifeden, Şeyhülislâmdan, Başkumandandan tut, tâ medrese talebelerine kadar,

İmandan gelen şehamet her vakit mu'cizeler gösterebilir

(Dünden devam)Der: "Yaşayınız; fakat bir tek adam bana hıyanet etse, yakarım, yıkarım!" Şayet bir adam hakka sadâkat namına onun kâfirâne zulmüne karşı hıyanet etse, Ayasofya'ya iltica etse, milyarlara değer o mukaddes binayı harap eder. Veyahut, bir köyde ona bir hain bulunsa, çoluk çocuğuyla mahvetmek; veya bir cemaatte ona muzır biri varsa, cema

Allah kimseyi şaşırtmasın; şaşırtırsa süründürmesin...

(Dünden devam)BEŞİNCİ HATVESİ: Der: "İrade-i Hilâfet, siyasetimin lehinde çıktı." Şu vesveseye karşı deriz: Bir şahsın arzu-yu zatîsi ve emr-i husûsîsi başkadır, ümmet namına emin olarak deruhte ettiği emanet-i hilâfetten hâsıl olan şahsiyet-i maneviyenin iradesi bambaşkadır. Bu irade bir akıldan çıkıp, bir kuvvete istinad ederek, âlem-i İslâm'ın m

Hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz

(Dünden devam)ÜÜNCÜ HATVESİ: Der veya dedirtir: "Şimdiye kadar sizi idare edenler fenalık ettiler, karıştırdılar. Öyle ise bana razı olunuz." Bu vesveseye karşı deriz: Ey elhannâs! Onların fenalıklarının asıl sebebi de sensin. Âlemi onlara darlaştırdın, damar-ı hayatı kestin, evlâd-ı nâmeşruunu onlara karıştırdın. Dinsizliğe sevk ederek dini rüşvet

Âlem-i İslâm üzerinde fitnekârâne siyaset

HUTUVAT-I SİTTE'DEN:Eûzü billahi mine'ş-şeytani'r-racim. [Allah'ın rahmetinden kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım.] ["Şeytanın hatvelerine (adımlarına) tâbi olmayın." (Bakara Suresi: 168.)] Her bir zamanın insî bir şeytanı vardır. Şimdi beşerde insan suretinde şeytanın vekili olan ruh-u gaddar, fitnekârâne siyasetiyle cihanın her tarafına kundak

Risale-i Nur'un hakikatleri semavîdir, Kur'ânîdir

MEHMED KAYALAR'IN MÜDAFAASINDAN:(Dünden devam) Hülâsa: Risale-i Nur, Kur'ân'ın bu asırda en yüksek ve en kudsî bir tefsiridir. Hakikatleri semavîdir, Kur'ânîdir. O halde Kur'ân okundukça, o da okunacaktır. Risale-i Nur, mücevherat-ı Kur'âniye hakikatlerinin sergisidir, pazarıdır. Bu ulvî pazarda herkes istediği gibi ticaret yapar. Uhrevî, manevî ze