İstikametli muhabbetle Hz. Ali'nin (ra) şiaları, Ehl-i Sünnettir

Hazret-i Ali sevgisinde aşırılık Hıristiyanlık'ta İsa için tehlikeli ise, İslam'da neden farklı değerlendirilmeli?

Risale-i Nur'dan
04.04.2026
46
Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Hazret-i Ali hakkında hadislerin çokluğunun tarihî sebeplerini açıklarken, aşırı sevgide mazerete yer vermeye karşı siyasî motivasyonlu tavırları eleştirir. Ancak yazarın aşırı muhabbetin tehlikeyi tanımında, hangi seviye 'aşırılık' kabul edildiği muğlak kalmıyor mu?

Hazret-i Ali'nin (ra) şahsı hakkında sair hulefadan ziyade senakârâne ehadisin kesretle intişarının sırrı şudur ki:

Emevîler ile Haricîler ona haksız hücum ve tenkis ettiklerine mukabil, Ehl-i Sünnet ve Cemaat olan ehl-i hak, onun hakkında rivâyâtı çok neşrettiler. Sair Hulefa-i Raşidîn ise öyle tenkit ve tenkise çok maruz kalmadıkları için onlar hakkındaki ehadisin intişarına ihtiyaç görülmedi.

Hem istikbalde Hazret-i Ali (ra) elîm hâdisâta ve dahilî fitnelere maruz kalacağını nazar-ı nübüvvetle görmüş, Hazret-i Ali'yi (ra) me'yusiyetten ve ümmetini onun hakkında sû-i zandan kurtarmak için "Ben kimin dostuysam, Ali de onun dostudur." gibi mühim hadislerle Hazret-i Ali'yi (ra) teselli ve ümmeti irşad etmiştir.

Hazret-i Ali'ye (ra) karşı Şia-i Velâyetin ifratkârâne muhabbetleri ve tarikat cihetinden gelen tafdilleri, kendilerini Şia-i Hilâfet derecesinde mes'ul etmez. ünkü ehl-i velâyet, meslek itibarıyla, muhabbet ile mürşidlerine bakarlar. Muhabbetin şe'ni ifrattır. Mahbubunu makamından fazla görmek arzu ediyor. Ve öyle de görüyor. Muhabbetin taşkınlıklarında ehl-i hal mazur olabilirler. Fakat onların muhabbetten gelen tafdili, Hulefa-i Raşidînin zemmine ve adavetine gitmemek şartıyla ve usul-ü İslâmiyenin haricine çıkmamak kaydıyla mazur olabilirler.

Şia-i Hilâfet ise, ağraz-ı siyaset içine girdiği için garazdan, tecavüzden kurtulamıyorlar, itizar hakkını kaybediyorlar. Hatta "Maksat Hz. Ali'ye (ra) duyulan sevgi değil, Hz. Ömer'e (ra) duyulan kindir." cümlesine mâsadak olarak, Hazret-i Ömer'in (ra) eliyle İran milliyeti cerîha aldığı için intikamlarını hubb-u Ali suretinde gösterdikleri gibi, Amr İbnü'l-Âs'ın Hazret-i Ali'ye (ra) karşı hurucu ve Ömer ibni Sa'd'ın Hazret-i Hüseyin'e (ra) karşı feci muharebesi, Ömer ismine karşı şiddetli bir gayz ve adaveti Şialara vermiş.

Ehl-i Sünnet ve Cemaate karşı Şia-i Velâyetin hakkı yoktur ki, Ehl-i Sünneti tenkit etsin. ünkü Ehl-i Sünnet, Hazret-i Ali'yi (ra) tenkis etmedikleri gibi, ciddî severler. Fakat hadisçe tehlikeli sayılan ifrat-ı muhabbetten çekiniyorlar. Hadisçe Hazret-i Ali'nin (ra) şiası hakkındaki sena-i Nebevî, Ehl-i Sünnete aittir. ünkü istikametli muhabbetle Hazret-i Ali'nin (ra) şiaları, ehl-i hak olan Ehl-i Sünnet ve Cemaattir. Hazret-i İsa Aleyhisselâm hakkındaki ifrat-ı muhabbet Nasarâ için tehlikeli olduğu gibi, Hazret-i Ali (ra) hakkında da o tarzda ifrat-ı muhabbet, hadis-i sahihte tehlikeli olduğu tasrih edilmiş.