Risale-i Nur'dan

Risale-i Nur'dan

Yeni Asya
Yaşam / Din 329 yazı 0 takipçi

İman, altı rüknünden çıkan vahdanî bir hakikattir

Dokuzuncu Mesele[Peygamber, kendisine Rabbinden indirilen Kur'ân'ı tasdik edip ona iman etti. Mü'minler de onunla beraber iman ettiler. Onların hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman etti. Onlar, "Biz Allah'ın peygamberlerinden hiçbirini ayırmayız diyerek iman getirdiler." (Bakara Suresi: 285)] ilâ âhiri'l-âyeh... Bu ayet-i

Bir iman meselesini dünya saltanatına tercih etmek

Madem mesleğimiz a'zamî ihlâstır; değil benlik, enaniyet, dünya saltanatı da verilse, bâkî bir mesele-i imaniyeyi o saltanata tercih etmek a'zamî ihlâsın iktizasıdır.Meselâ, harp içinde, avcı hattında, düşmanın top gülleleri arasında Kur'ân-ı Hakîm'in tek bir ayetinin, tek bir harfinin, tek bir nüktesini tercih ederek, o gülleler içinde Habib kâtib

İhlâs-ı hakikî ile imana hizmet

Hem dâhildeki cihad-ı mânevî, mânevî tahribata karşı çalışmaktır ki, maddî değil, mânevî hizmetler lâzımdır. Onun için, ehl-i siyasete karışmadığımız gibi, ehl-i siyaset de bizimle meşgul olmaya hiçbir hakları yok...Meselâ, bir parti bana binler vecihle sıkıntı verdiği halde, hatta otuz senede hapisler de, tazyikler de olduğu halde, hakkımı helâl e

Küfr-ü mutlakta manevî Cehennem azabı var

Risale-i Nur, beşeri anarşistlikten kurtarmaya bir derece vesile olduğu gibi, İslâm'ın iki kahraman kardeşi olan Türk ve Arabı birleştirmeye, bu Kur'ân'ın kanun-u esasîlerini neşretmeye vesile olduğunu düşmanlar da tasdik ediyorlar.Madem bu zamanda küfr-ü mutlak Kur'ân'a karşı çıkıyor. Küfr-ü mutlakta Cehennemden ziyade dünyada da daha büyük bir Ce

Risale-i Nur küfr-ü mutlaka set çekiyor

Üçüncü mesele: Şimdi küfr-ü mutlak, öyle Cehennem-i mânevî neşrine çalışıyor ki, kâinatta hiçbir kâfir ona yanaşmamak lâzım geliyor.Kur'ân'ın "rahmeten lil'âlemîn" olduğunun bir sırrı budur ki: Nasıl Müslümanlara rahmettir; ahirete iman, Allah'a iman ihtimalini vermesiyle de, bütün dinsizlere ve bütün âleme ve nev-i beşere rahmet olmasına bir nükte

Vazifemiz hizmettir; netice Cenab-ı Hakk'a aittir

Cihad-ı maneviyenin en büyük şartı vazife-i İlâhiyeye karışmamaktır ki, "Bizim vazifemiz hizmettir; netice Cenab-ı Hakka âittir. Biz vazifemizi yapmakla mecbur ve mükellefiz." Ben de Celâleddin Harzemşah gibi, "Benim vazifem hizmet-i imaniyedir; muvaffak etmek veya etmemek Cenab-ı Hakkın vazifesidir" deyip ihlâs ile hareket etmeyi Kur'ân'dan ders a

Vazifemiz müsbet hareket etmektir, menfî hareket değildir

UMUM NUR TALEBELERİNE ÜSTAD BEDİÜZZAMAN'IN VEFATINDAN ÖNCE VERMİŞ OLDUĞU EN SON DERSTİRAziz Kardeşlerim! Bizim vazifemiz müsbet hareket etmektir. Menfî hareket değildir. Rıza-i İlâhîye göre sırf hizmet-i imaniyeyi yapmaktır, vazife-i İlâhiyeye karışmamaktır. Bizler asayişi muhafazayı netice veren müsbet iman hizmeti içinde herbir sıkıntıya karşı sa

Şu inkılâb-ı azîmin temel taşları sağlam gerek

(Dünden devam)Âşiren: Bir yolda dokuz ihtimal-i helâket, tek bir ihtimal-i necat varsa, hayatından vazgeçmiş mecnun bir cesur lâzım ki, o yola sülûk etsin. Şimdi, yirmi dört saatten bir saati işgal eden farz namaz gibi zaruriyat-ı diniyede yüzde doksan dokuz ihtimal-i necat var. Yalnız gaflet ve tembellik haysiyetiyle, bir ihtimal zarar-ı dünyevî o

Şark'ı ayağa kaldıracak din ve kalptir

(Dünden devam)Hâmisen: Enbiyanın ekseri Şark'ta ve hükemanın ağlebi Garbda gelmesi kader-i ezelînin bir remzidir ki, Şark'ı ayağa kaldıracak din ve kalptir, akıl ve felsefe değil. Şark'ı intibaha getirdiniz, fıtratına muvafık bir cereyan veriniz; yoksa, sa'yiniz ya hebaen gider veya muvakkat, sathî kalır. Sâdisen: Hasmınız ve İslâmiyet düşmanı olan

Zafer şükür istr

1339 [M. 1923] Tarihinde Meclis-i Mebusana hitaben yazdığım bir hutbenin suretidir.[Şüphesiz namaz, mü'minlerin üzerine belli vakitler için farz olarak yazılmıştır. (Nisâ Suresi: 103)] [Ey mebuslar (vekiller)! Muhakkak siz büyük bir gün için mebuslarsınız (diriltileceklersiniz). (Arabî ibarenin meali)] Ey Mücahidîn-i İslâm, Ey Ehl-i Hall ü Akd! Bu

Yazın şiddet-i hararetine "min feyhı Cehennem" denilmiştir

Üçüncü Sual: Cehennem nerededirElcevap: "De ki: Ona dair bilgi Allah katındadır." [Mülk Suresi: 26.] "Gaybı Allah'tan başka kimse bilemez." [Ayet ve hadisten muktebes (Bakınız: Neml Suresi: 65; Tirmizî, Sevabü'l-Kur'ân: 7.)] Cehennemin yeri, bazı rivayatla, "tahte'l-arz" denilmiştir. Başka yerlerde beyan ettiğimiz gibi, küre-i arz, hareket-i senevi

Kâinat sarayının rehber bir muallimi

(Dünden devam)Hem mümkün olur mu ki, bu kâinatı bütün esmasının kemâlâtını ifade eden masnuatla tezyin ederek seyir için garib ve ince sanatlarla süslenilmiş bir saraya benzetsin de, rehber bir muallim tayin etmesin Hem hiç mümkün olur mu ki, bu Kâinatın Sahibi, şu kâinatın tahavvülâtındaki maksat ve gaye ne olacağını müş'ir tılsım-ı muğlâkını, hem