Risale-i Nur'dan

Risale-i Nur'dan

Yeni Asya
Yaşam / Din 266 yazı 0 takipçi

Her fen, Allah'tan bahsediyor

Altıncı MeseleRisale-i Nur'un çok yerlerinde izahı ve kat'î hadsiz hüccetleri bulunan "iman-ı billâh" rüknünün binler küllî bürhanlarından bir tek bürhana kısaca bir işarettir. Kastamonu'da lise talebelerinden bir kısmı yanıma geldiler. "Bize Hâlık'ımızı tanıttır; muallimlerimiz Allah'tan bahsetmiyorlar," dediler. Ben dedim: Sizin okuduğunuz fenler

Her sabah bir melâike çağırıyor

(Dünden devam)Rivayet-i hadiste vardır ki, her sabah bir melâike çağırıyor: "Lidû lil-mevti ve'bnû lil-harâbi." Yani, "Ölmek için tevellüd edip dünyaya gelirsiniz; harap olmak için binalar yapıyorsunuz" diyor. İşte bu hakikati kulağımla değil, gözümle işitiyordum! Evet, o vaziyetim o vakit beni nasıl ağlattırmış; on senedir hayalim o vaziyete uğrad

"Dünya gaddardır, mekkârdır, fenadır; aldanmayınız"

... Ben gurbetten vatanıma döndüm, gurbetten kurtuldum zannediyordum. Vâesefâ, gurbetin en dehşetlisini vatanımda gördüm. On İkinci Ricada bahsi geçen Abdurrahman gibi ruhumla pek alâkadar yüzer talebelerimi, dostlarımı kabirde ve o ahbapların yerlerini harabezar gördüm.Eskiden beri hatırımda olan bir zatın bir fıkrası vardı; tam manasını göremiyor

Van Kalesi'nin başında bir Medrese-i Nuriye çiçeği

Saniyen: O matbu eserin [Münazarat] yüz beşinci sahifeden tâ yüz dokuza kadar parçaya dikkatle baktım.O zamanda aşâire ders verdiğim o sualler ve cevaplar vaktinde, mühim bir veli içlerinde bulunuyormuş. Benim de haberim yok. O makamda şiddetli itiraz etti. Dedi: "Sen ifrat ediyorsun, hayali hakikat görüyorsun, bizi de tahkir ediyorsun. Ahir zamand

Risale-i Nur, bu zamanın müthiş yaralarına tam bir ilâçtır

(Dünden devam)İşte bu sır içindir ki, Yeni Said'in hususi üstadı olan İmam-ı Rabbanî, Gavs-ı A'zam ve İmam-ı Gazalî, Zeynelâbidin (ra) -hususan Cevşenü'l-Kebir münacatını bu iki imamdan ders almışım- ve Hazret-i Hüseyin ve İmam-ı Ali Kerremallahü Veche'den aldığım ders, otuz seneden beri, hususan Cevşenü'l- Kebir'le daima onlara mânevî irtibatımda

Ehl-i Beyt, valiler yerine evliyalara kumandan oldu

Aziz, Muhterem Kardeşim!Bin üç yüz seneden beri âlem-i İslâm'ı ağlatan ve bütün ehl-i hakikate "Eyvahlar! Yazıklar olsun!" dediren âlem-i İslâm'ın en dehşetli büyük yarasını deşmek, düşünmek, benim hususi meşrebimde tahammülüm fevkinde elem veriyor. Hususan yirmi beş seneden beri ihlâs ile hakikî hizmet-i imaniye, beni her nevi siyasetten çektiği v

"Fitne kapılarını kapatmak Şeriatın güzelliklerindendir"

(Dünden devam)[...] Sahabelerin bir kısmı, o harplerde, adalet-i izafiye ve nisbiye ve ruhsat-ı şer'iyeyi düşünüp tâbi olarak, Hazret-i Ali'nin (ra) takip ettiği adalet-i hakikiye ve azîmet-i şer'iye ile beraber zâhidâne, müstağniyâne, muktesidâne mesleğini terk edip, muhalif tarafa bu içtihad neticesinde girdiklerini, hatta İmam-ı Ali'nin (ra) ka

Sahabe zamanındaki fitnelerden medar-ı bahis etmek...

(Dünden devam)İşte şimdi gizli münafıklar, Vehhabîlik damarıyla, en ziyade İslâmiyeti ve hakikat-i Kur'âniyeyi muhafazaya memur ve mükellef olan bir kısım hocaları elde edip, ehl-i hakikati Alevîlikle itham etmekle birbiri aleyhinde istimal ederek dehşetli bir darbeyi İslâmiyete vurmaya çalışanlar meydanda geziyorlar. Sen de bir parçasını mektubund

Âl-i Beyt'in muhabbeti, Risale-i Nur'da ve mesleğimizde bir esastır

Aziz, Muhterem Kardeşim!Evvela zatınızın bir risale kadar câmi' ve uzun ve müdakkikane hararetli mektubunuzu kemal-i merakla okudum. Peşin olarak size bunu beyan ediyorum ki, Risale-i Nur'un üstadı ve Risale-i Nur'a Celcelûtiye kasidesinde rumuzlu işaretiyle pek çok alâkadarlık gösteren ve benim hakaik-ı imaniyede hususi üstadım, İmam-ı Ali'dir (ra

Saltanat-ı dünyeviye aldatıcıdır

(Dünden devam)Eğer denilse: "Neden hilâfet-i İslâmiye Âl-i Beyt-i Nebevîde takarrur etmedi Halbuki en ziyade lâyık ve müstahak onlardı." Elcevap: Saltanat-ı dünyeviye aldatıcıdır. Âl-i Beyt ise, hakaik-ı İslâmiyeyi ve ahkâm-ı Kur'âniyeyi muhafazaya memur idiler. Hilâfet ve saltanata geçen, ya nebî gibi masum olmalı, veyahut Hulefa-i Raşidîn ve Ömer

"Neden Hz. Ali (ra) zamanında İslâm çok keşmekeşe mazhar oldu"

(Dünden devam)Şu makamda bir mühim sual vardır ki denilir ki: "Hazret-i Ali, o derece hilâfete liyakati olduğu ve Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma karabeti ve harikulâde cesaret ve ilmi ile beraber, neden hilâfette takaddüm ettirilmedi Ve neden onun hilâfeti zamanında İslâm çok keşmekeşe mazhar oldu" Elcevap: Âl-i Beytten bir kutb-u a'zam demi

"Âl-i Beytim, benden sonra belâya maruz kalacak"

Beşinci Nükteli İşaretUmûr-u gaybiyeye dair hadislerin birkaç misalini zikrederiz: - Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, nakl-i sahih ile ve mütevatir bir derecede bize vâsıl olmuş ki minber üstünde, cemaat-i Sahabe içinde ferman etmiş ki: ["Bu benim oğlum Hasan, seyyiddir. Allah onun vasıtasıyla iki büyük grubun arasını düzeltecektir."] İşte kır