Mustafa Çağrıcı

Mustafa Çağrıcı

Karar
Yaşam / Din 177 yazı 1 takipçi

Erdemin en yücesi intikam yerine af

Düşünüp taşınmaktan ziyade duygusal etkilerle davranma eğiliminde olan Câhiliye toplumunda, özellikle intikam alma ve cezalandırma imkânı olduğu halde affetmek retorik olarak yüksek bir erdem sayılsa da, fiilen yaygın olan, kötülüğe kötülükle karşılık vermekti; insanlar aftan ziyade intikam yolunu seçerlerdi. Kur'ân-ı Kerîm'de ise ilke olarak sivil

İş ve ticarette ahlâkın temeli merhamet

İslâm öncesi Mekke kentinde Câhiliye zorbalığı, maddecilik, zenginlerin yoksullar üzerinde kurduğu tahakküm bu kentin eşrafının baskın özellikleriydi. Ignaz Goldziher, 'Le dogme et la loi de l'Islam' başlığıyla Fransızcaya çevrilen eserinde (s. 4) "yoksulların ezilmesi, zenginlerin açgözlülükleri ve iş hayatındaki sahtekârlıkları, toplumsal huzura

Ana babaya iyilik üç amelden biri

Gerek Kur'ân-ı Kerîm'de gerekse hadis-i şeriflerde çoğunlukla Allah'a kulluk görevinin ardından ana babaya saygı ve iyilik gelir. Mesela Bakara suresinin 83. ayetinde, En'âm suresinin 151-153. ayetlerinde ve daha başka ayetlerde Allah'a ibadetten sonra ana babaya iyilik etme görevinin yer aldığı görülür. Fahreddin er-Râzî gibi birçok müfessir, Kur'

Ahlâk bilginin değil inancın alanıdır

Çağdaş filozof Bertrand Russell, 'Neden Hıristiyan Değilim' adlı kitabında "İnancın her çeşidi tehlikelidir" diyor. Fakat bu haksız bir genellemedir; çünkü bizzat Russell'ın çok önem verdiği tümevarım ilkesine aykırıdır. Nitekim birçok insanda inanç, tersine, yapıcı olabilmektedir. "İnancın her çeşidi tehlikelidir" hükmü bilimsel bir hüküm değil, s

Gerçek tövbe insanı iyiliğe yöneltir

Takva sahipleri o kimselerdir ki, onlar, çirkin bir iş yaptıklarında yahut (fena bir iş yaparak) kendilerine kötülük ettiklerine, Allah'ı hatırlayıp günahlarının bağışlanmasını dilerler. Zaten günahları Allah'tan başka kim bağışlayabilir Bir de onlar, işledikleri kötülüklerde bile bile ısrar etmezler" (Âl-i İmrân 3/135).Bu ayetten anlaşıldığına gör

Emeğin bereketi servetin sınavı

İnsanlar için hayatın rutini, meşru yollardan çalışıp kazanarak hem kendilerinin hem sorumluluğu altındakilerin nafakasını sağlamak, ayrıca ülkelerinin gelişmesine katkı yapmaktır. Kur'ân-ı Kerîm, Müslüman birey ve toplumların dinî inanç ve yaşayışlarını düzenlemenin yanında, dünyevi hayatlarını huzur içinde geçirmelerini sağlamayı amaçlayan düzenl

Adaletin özü kul hakkına saygıdır

Kur'ân-ı Kerîm'de 'ölçü ve tartı (mîzân) işlerini adaletle yapmak', bir doğruluk ve dürüstlük sembolü olarak kullanılır. İki ayette "Ölçü ve tartıyı (mîzân) adaletle yapın" buyrulur (En'âm 6/152; Hûd 11/85). Buna yakın ifadeler başka ayetlerde de geçer. Bu tür ifadeler, kul haklarıyla ilgili doğruluk ve dürüstlüğün ölçüsü olan adalet ilkesinin semb

İslâm'da adaletin iki kanadı

Dünkü yazımda genel olarak haklarının İslam kültüründe 'Allah'ın hakları' (hukūkullah) ve 'kulların hakları' (hukūku'l-ibâd) diye ikiye ayrıldığından bahsetmiştim. 'İslâm'ın hücceti' diye tanınan Gazzâlî, Allah'ın haklarıyla kulların hakları arasındaki güçlü ilişkiyi şöyle ifade eder: "... Şayet sen öğretmen, öğrenci veya yöneticiysen bu işinle meş

Kalbimizin imtihanı: Kul hakkı

Allah'ın isimlerinden biri Hak'tır; 'varlığı kesin olan, mutlak gerçek, hikmete uygun yaratan' anlamına gelir. Şu halde 'hak' kutsal bir kavramdır ve dokunulmazdır. Bazı ayetlerde 'hak' kelimesi 'gerçek, sabit, doğru' gibi anlamları dolayısıyla Kur'an'ı ve İslâm'ı ifade eder. İnsanlar arasında adalet ve hakkaniyet ilkelerine uygun bir düzen sağlaya

Zekât gönülleri birbirine ısındırır

İnsanoğlu toplumsal hayata muhtaçtır. Klasik felsefede bu gerçek, "İnsan tabiatı itibariyle medeni bir canlıdır" sözüyle ifade edilir. Toplumsal hayata katılmak, ferde ve topluma bazı görevler yükler. Bu görevlere, günümüzde 'sosyal dayanışma' deniliyor. Kur'ân-ı Kerîm'de teâvün kavramıyla ifade edilen bu dayanışmanın, özellikle de ekonomik dayanış

Merhamet bizi insan yapar

Öncelikle belirteyim ki, Sami dillerinde 'merhamet'in kök anlamı 'sevgi'dir.İslâm kültüründe güvenilir hadis kitaplarının başında gösterilen Buhârî'nin el-Câmiu'-s- Sahih'inde genellikle ahlâk hadislerinin yer aldığı 'Kitâbu'l-edeb'in 27. babı "Rahmetü'n-nâs ve'l-behâim" (insanlara ve hayvanlara merhamet) başlığını taşır. Burada geçen bir hadisin a

İhsan ile yaşamalı israftan sakınmalı

Komşuları, kestikleri bir keçinin bütününü Peygamber ailesine ikram etmişlerdi. Akşam Resûlullah eve gelince o keçiyi sormuş; ailesi, "Bir kolu hariç hepsini yoksul komşulara dağıttık; bize bir kolu kaldı" demişlerdi. O zaman Hz. Peygamber şöyle buyurdular: "Tam tersi; bir kolu hariç, hepsi bize kaldı." Paylaşmanın ne kadar yüksek bir erdem olduğun