Mikdat Karaalioğlu

Mikdat Karaalioğlu

Karar
Gündem 127 yazı 2 takipçi

İdrak vasatlığı tuzağı

Türkiye'nin orta gelir tuzağından çıkamamasının asıl sebebi ekonomi değil, siyasi ve toplumsal düzlemde kendini tekrar eden vasatlık mı?

Hangi sonuçlar Erdoğan'ın işine yarıyor

ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye ve Erdoğan'ı yeniden övdü. Birkaç gün önce de İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Türkiye ve Erdoğan'a teşekkür etmişti. Trump'ın kullandığı ifadeler "Bence Türkiye şahaneydi. Bölgede olmayan ülkelerden muazzam bir destek geldi. Türkiye bize son derece destekleyici oldu. Bence Türkiye şahaneydi, harikaydı. Onlar i

Siyasetin sosyoloji ile menfaat birlikteliği

Türkiye'de kentlerde yaşayanların oranı yaklaşık yüzde 94. Bu oran 1965 yılında yüzde 34 seviyesindeydi. 1985'den itibaren (yüzde 53) kentli nüfusu köylü nüfusunu geçti. Bu oranlar hazmedilmesi kolay olmayan devasa bir toplumsal dönüşümü gösteriyor. Özellikle 1970'li 1980'li yıllarda yoğun olarak yaşanan köylerden kentlere akın, Türkiye'de oluşan t

Çin'in Latin Amerika'daki stratejik savaşı

Çin'in Latin Amerika'daki stratejik ve ticari ilerleyişi, ABD'nin kapısının önüne kadar gelen yeni bir global çatışma alanı yaratıyor. Latin Amerika artık ABD ile Çin arasında alışılagelmiş ekonomik yaptırımların ötesinde, amansız bir stratejik rekabetin yaşandığı coğrafyaya dönüştü. Çin'in Latin Amerika'nın birçok ülkesinde inşa ettiği ve neredeys

İktidarın dış politikasına güdüsel tepki

Ortadoğu'da cereyan eden her olayı iktidarın zaafı, eksikliği hatası gibi görmek şeklinde sürekli kullanılan siyasi bir anlatı var. Bunun tutarlı olması gerekmiyor, Ortadoğu'da ne cereyan ederse etsin bunun hükümetin ve Erdoğan'ın bir hatası olduğunu kendilerine ve kamuoyuna ikna etmeye çalışan muhalif bir kitle var. Her seferinde kendisini tekrar

Bir de uzlaşmayı denesek

Toplumsal uzlaşma ve karşılıklı hoşgörü eşiğimiz hem iktidarın hem de muhalefetin tahmin ettiğinden çok daha ulaşılabilir bir düzeyde. Algılarımızda, ulaşılması çok güç olarak şekillenen toplumsal uzlaşma , aslında tahmin edemeyeceğimiz kadar kolay ulaşılabilecek bir yerde. Sadece toplumsal uzlaşmanın ve bir hukuk devleti olmanın zarureti konusunda

Gönüllü kasvet ithali

Türkiye kamuoyu aslında çok şeyi değiştirmeye muktedir. Ancak bu gücünün farkında değil ve sahip olduğu gücü ideolojik saplantılar ile siyasi polemiklere feda ediyor. Dört bir yanı kriz ve tehditlerle dolu bir coğrafyada sahip olduğumuz bu sivil kudret çok önemli bir fark yaratıyor. Türkiye'de kamuoyu iradesi aktivizm ile karıştırılıyor. Kamuoyu ir

Krizlerin kıskacında istikrar

Türkiye, kimsenin nelere evrilebileceğini öngöremediği bir coğrafyada, yegane istikrarlı ülke. Kuzey, güney ve doğumuzda olan bitenlere rağmen, bu ülkelerde yaşayan insanların nefretini kazanmadan, bilakis gittikçe sempati ve saygınlığını arttırarak maruz kaldığı uluslararası krizleri idare ediyor. Bulunduğumuz konumu tanımlarken bu temel gerçeğin

Eski değil yeni Türkiye için muhalefete ihtiyaç var

Erdoğan iktidara geldiği 2002 yılından bu yana Türkiye'yi geri dönüşü olmayacak bir şekilde değiştirdi. Muhalefetse bu değişimi yok sayarak, değersizleştirmeye çalışarak izledi. Tabi bu esnada dünya da değişti ancak Türkiye'nin muhalifleri için Erdoğan iktidarda olduğu müddetçe hiçbir değişimin kıymeti harbiyesi yok. Hem Türkiye'de hem dünyada ola

Türkiye aslında hepsi

Türkiye'nin toplumsal analizi yapılırken, bir ulus olamadığımız, sosyal uzlaşmamızı henüz sağlayamadığımız ön kabulünden hareket edilir. Bu ön kabul aslında yanlış. Sosyal uzlaşmamızı sağlayamadığımıza dair gösterilen örneklerde, söylem bazında kapsayıcı olmayan, ayrıştırıcı yaklaşımlardan bahsedilir. Örneğin Kemalistlerin dindarları dışlaması, din

AB'nin yeni ittifak arayışları

Dünyada olup bitenlerin ancak Türkiye'deki iktidar mücadelesinde anlık fayda sağlayıp sağlamaması üzerinden değerlendiriyoruz. Bundan dolayı dünyada, bizi orta ve uzun vadede etkileyecek dönüşümleri, öncesinden değil ancak bu dönüşümlere maruz kaldığımız anlarda gerçekleştirmek zorunda kalıyoruz.Bu gecikmenin yol açtığı telaş ve gerilim Türkiye'dek

''… öfke bize uysallık sana''

Kürt sorununun hala 1990'lı yılların üslubuyla tartışılması gibi garip bir durumla karşı karşıyayız. Sanki PKK silahlı mücadele yapıyor ve sanki Türkiye'ye her gün şehit haberi geliyor. Oysa resmen sürdürülen bir barış süreci var ve Türkiye açısından en sorunlu gözüken Suriye meselesi de, ideal sayılabilecek bir sonuca ulaşmak üzere.On yıllardır sü