M. Latif Salihoğlu

Yeni Asya

Seyyidlikten ödü kopanlar

Nesillerin birbirine olabildiğince karıştığı bir zamanda yaşıyoruz. Kimin hangi etnik kökenden geldiği bilinmiyor. Levh-i Mahfuz açılsa, ancak o zaman kimin hakikî Türk, Kürt, Arap, Acem, Çerkes, Pomak, Boşnak, Arnavut olduğu anlaşılır.Yakın tarihte e-Devlet üzerinden soy şeceresini araştıranlar oldu. O iş, önce büyük bir heyecan dalgasıyla başladı

"Ümmeten vasatan" mûcizesi

Kur'ân-ı Azimüşşân'ın altı ciheti (sağ, sol, ön,arka, alt, üst) mûcizedir. Ayrıca, Kurân'ın kırk vech-i i'câzı vardır.Bu hususlara dair detaylı bilgi, İşârâtü'l-İ'câz ve 25. Söz olan Mucizât-ı Kur'âniye Risalesinde mevcuttur. Bu yazının ana konusu ise şudur: Kurân-ı Kerîm, Ümmet-i Muhammed'e "vasat," yani "orta yol"u tavsiye ediyor. Bu tavsiyenin

Yeni bir iftira dalgası

Hemen başta ifade edelim: Bahsini edeceğimiz bu yeni iftira dalgasının başını çekenler Kemalist diye geçinenlerdir.Kemalistler tep tip değil, yekpâre vaziyette hiç değil. Kemalizm, ahtapot gibidir. ok sayıda elleri-kolları var. Bir başka ifade ile, Kemalizmin değişik kisveleri var: Dindarı, seküleri, ırkçısı, milliyetçisi, komünisti, devrimcisi, da

"Ermeni" iftirası

Bu vatanda Said Nursî'ye yapılmayan eziyet, atılmayan iftira kalmadı.Peki, sonuç Ona eziyet edenler zalim, iftira atanlar müfteri, asılsız iddialarda bulunanlar da birer yalancı olarak kayıtlara geçti. Asıl hesaplaşma ise Mahkeme-i Kübrâ'da görülecek. Şunu herkes bilir ki: Hz. Bediüzzaman'ın ekser ömrü harp meydanlarında, esaret zindanlarında, mahk

Hem harbe, hem darbeye karşı

Düz mantıkla ve sathî nazarla anlaşılmayacak iki hayatî mesele var önümüzde. Biri darbe, diğeri savaş hali ile ilgili.1930'lu yıllarda yaşanan bu kritik meseleler hakkında Üstad Bediüzzaman'ın görüşü soruluyor. Hz. Bediüzzaman da, muhatapları hayret içinde bırakan analitik cevaplar veriyor. O iki "meraklı mesele"nin mahiyeti kısaca şöyledir: Birinc

Kürtler neye sahip çıkmalı

Türkiye'de, İran'da, Irak'ta, Suriye'de bulunan "çatışmacı Kürtler," ecnebiler tarafından defalarca aldatıldı.Onları önce tahrik ediyorlar, sonra da dondurucu soğukta ayazda bekletiliyorlar. Onları "Kürdistan hayali" ile ayaklandırıyorlar, ardından orta yerde yüzüstü bırakıyorlar. Bir önceki yazıda, tâ 1940'lı yıllarda İran ve Irak'ta "siyasî Kürt

Satın alınan, gün gelir satılır

Şu aralar dillendirilen "ABD, Suriye'de Kürtleri sattı" vakıâsına hayret edenlere önce kısacık bir cevap: Hayrola, niye şaşırdınız Sahi, ne umuyor ve ne bekliyordunuzHem unutulmasın, Abdi'yi bir çırpıda satan ecnebi, gün gelir daha iyi bir fiyata Şara'yı da satar. Huyu-karakteri bu olan ecnebiden medet uman varsa hâlâ, varsın enayiliğine doymasın.

Nur hareketinin 100. yılı (4)

Risale-i Nur dairesine gönül rızasıyla girenler, sırf dünya için yaratılmadıklarına bütün zerratıyla inanır, bütün hissiyatıyla tasdik ederler.Bu sebeple, dünya menfaatini gütmezler. Şân, şöhret, servet peşinde koşmazlar. Sadâkatle bağlandıkları davanın prensiplerini çiğnemezler. Davalarını maddiyata, siyasete alet etmezler. Din kardeşleriyle kavga

Nur hareketinin 100. yılı (3)

Sahasında uzmanlaşmış emniyet mensuplarıyla konuşurken şöyle bir sual yöneltiyoruz:Yüz senedir hayatımızda olan Said Nursî, Nur Risaleleri ve Nur Talebeleri büyük bir yekûn teşkil ediyor. Bu yüz sene zarfında yüz binlerce, milyonlarca insan bu camiaya intisap etti, dahil oldu ve bu daire içinde aktif hizmetlerde bulundu. Bu kadar geniş zaman içind

Nur hareketinin 100. yılı (2)

Yüz sene evvel Barla'da mayalanan Nur hareketinin temel eserleri, elden ele önce Isparta'nın köy ve kasabalarına yayıldı.Oradan yurdun en ücrâ köşelerine kadar ulaştı, dolaştı, okundu, yazıldı, istinsah edilerek çoğaltıldı. Matbaa öncesi, yaklaşık altı yüz bin nüshâ Osmanlıca elyazması tarzında yazılıp neşredildi. Risale-i Nur, bu suretle Anadolu'n