Gökhan Özcan

Yeni Şafak

Mesele birkaç kendini bilmez mi

Başlıktaki nitelemeyi toplumun bütününe mal etmekten kaçınmayı istediğimiz durumlar ortaya çıktığında, o durumlara sebep olanlar hakkında kullanıyoruz. Her toplumda toplumun kahir ekseri-yetinin içinde olmadığı birtakım eğilimler ortaya çıkabilir, bunların gerçekten de istisnai sayılması ve toplumun geneline yakıştırıl-maması gerekir. Tabii söz kon

Donup kalan ve rüzgârla sürüklenen

Yaşarken sürekli değişim içindeyken, zihinsel dünyamızda aynı oranda bir akışkanlık ve hareket oluşmuyor. Hayatımız değişirken bizim hayat hakkındaki düşüncelerimiz evvel zamanda bir yerde şekillendiği gibi kalmaya devam ediyor. Bu düşüncelerin hayatla sağlamasını yapmakla ilgilenenimiz de yok pek. Bir şeyleri ezbere tekrarlayıp duruyor ve bunun bi

Uğultu

İnsanların birbirini anlaması, buna bir yol bulabilmesi giderek zorlaşıyor. Bütün konuşmalar bir sağırlar diyaloğu şeklinde gelişmeye başladı. İnsanların çoğu kendi sesinin sarhoşu olduğu için bu iletişimsiz konuş-kanlığın farkında olan da pek yok. Sürekli konuşuluyor ama bu konuş-maların sonunda, büyük kısmı dolaşımdaki ezberlerden devşirilen aynı

İkna ile iman olur mu

İnanmak ve inanmamak insan varoluşunun en temel meselesi Sanıldığı gibi temelde akılla mantıkla ilgili bir konu da değil. Daha çok kalple ilgili Ve kalpten bağımsız olmayan türden bir akılla ilgili İnanma halinin, birilerinin kendi düz ve yine kendi sınırlarıyla sınırlı mantıkları üzerinden ilerleyerek varabilecekleri bir netice olmadığını bilmek g

Unutkanlık ölümcül bir şey artık!

İtiraf etmek gerekir ki, bunca uzun zaman bunca dayanılmaz acıya çaresizce şahit olmak, bu acıları gece gündüz yanında taşımak gerçekten çok zor bir şey Kalbi olan her insan için böyle bu Gazze'de yaşayan-ların acılarıyla elbet kıyas edilemez ama bir süre sonra yoruyor insan olanı. Bir an önce bir şeyler olsun, bir şeyler değişsin ve kardeşlerimiz

Bayram okumaları

"Bayram, iki yüzyıldır İslam dünyası için, içi acılıklarla dolu bir yemiş gibi sunulmakta kader tarafından bize. Ne kadar çelişkili bir psikolojiyi yaşıyoruz bayramlarda! Gereğince üzülemiyoruz, ne de olsa bayramdır dişoruz, gereğince sevinip neşelenemiyoruz, gözlerimizin önünde İslam aleminin her tarafındaki trajik levhalar canlanıyor."Samanyolund

M. Şekûr ile kaldığımız yerden yola devam

"Geleneğin, tasavvuf âeminin tümüyle tarihe karıştığının, evliyaların, tarikatların masaldan ibaret sanıldığı bir çağda, çağdaş materyalizmin ve modern tüketim zihniyetinin doruğunu temsil eden bir toplumda, akıllara durgunluk veren inanılmaz bir güzelliktir zuhur eden. Gelenek tüm ihtişamıyla -pirleri, tekkeleri, şeyhleri, dervişleri, zikir meclis

Hazır geleni kim hazırlıyor

Her gün saatler boyunca gözlerimizi alamadığımız ekranlardan akan gündemin muhtevasını kim belirliyor Haberdar olduğumuz şeyleri biz mi seçiyoruz yoksa birileri seçip önümüze mi koyuyor Büyük bir kısmımız dünyaya ve hayata her gün mutat olarak yöneldiğimiz malum mecralardan baktığımıza göre, bu mecraların da görünmeyen içerik yapıcıları bulunduğuna

Acılara alışıyor muyuz

Gazze'de, insanlık tarihinin en gözler önünde işlenen cinayetlerinin, en seyirliğe dönüşmüş şiddetinin, en büyük masumiyet katlinin ve bütün bu cürümleri sırıtarak gerçek-leştiren en arsız katillerinin görüntü-lerine şahit oluyoruz. Acı sınırlarının berhava edildiği ilk günden bugüne hepimize asırlar gibi gelen çok uzun zamanlar geçti. Aylardır hem

İyilik dünyaya hayat verecek!

Yeni dünya iyiler ve kötüler diye ikiye bölünüyor hızla. Tanımlamak ya da ayrıştırmak için kullandığımız diğer bütün kavramlar ikincil hale gelmiş durumda. Artık iyiler ve kötüler ve belki çemberi daha da genişletirsek iyilerden yana olanlar kötülerden yana olanlar var. Terör devleti israil, bir yandan tarihte görülmemiş zulümler işlerken, bir yand