Uğultu

İnsanların birbirini anlaması, buna bir yol bulabilmesi giderek zorlaşıyor. Bütün konuşmalar bir sağırlar diyaloğu şeklinde gelişmeye başladı. İnsanların çoğu kendi sesinin sarhoşu olduğu için bu iletişimsiz konuş-kanlığın farkında olan da pek yok. Sürekli konuşuluyor ama bu konuş-maların sonunda, büyük kısmı dolaşımdaki ezberlerden devşirilen aynı basmakalıp sözlerle dönüyor evine insanlar. En başta dinlemek üzere değil kendini dinletmek üzere başlatılan konuşmaların başka sözlerden alabileceği, almak isteyeceği bir şey olmuyor. Anlama dayalı bir alışveriş yok, kişiler her sözü kendi toplama argümanlarının tetikleyicisi olarak kullanmak derdinde sadece Sürekli birbiriyle tokuşan, çarpışan, sürtüşen, itişip kakışan ama birbirine geçişkenliği olmayan lafazanlıkların konuşma balonları dolaşıyor mütemadiyen tepemizde.Kullanışlı sözler, harareti yüksek laf kalıpları, balyoz etkisi olduğuna inanılan tahrip gücü yüksek iddialar, doğrulanmamış ve sağlamasını yapmaya ihtiyaç duyulmamış afaki tezler, üfürükten argümanlar, afaki komplo lakırdıları Bütün bunlar serbestçe dolaşıyor atmosferimizde ve gittikçe güçten düşen gerçek fikirleri boğuyor bu kirlilik. Bir yere kadar soğukkanlı kalabilsek bile bir yerden sonra hepimiz bir ucundan bulaşıyoruz bu kakafoniye. Sırf üste çıkabilmek için, ortadaki yangını bahane ederek en ucuz laflara, en seviyesiz polemiklere, en doldur boşalt taktiklere, en agresif laf sokmalara, hatta hakaretleşmelere meylederken yakaladığımız oluyor kendimizi. Ne zaman söz dilimizden parmak uçlarımıza inmeye başladı, selim aklımızdan da uzaklaştı bir o kadar. Buna tedbir almadık, alamadık. Şimdi içinden çıkabileceğimize inancımızın kalmadığı bir anaforda çaresizce dönüp duruyoruz. Zihinlerimizde kaygı verici çözülmeler yaşamaya başladık. Rahatsızız, işin içine kötülük girdiğini, bize yakışmayan birtakım eğilimlere prim verir hale geldiğimizi hissediyor ama bir anlık tereddüdün ardından yeniden bırakıyoruz kendimizi bu çürüten döngünün içine.Kimimiz de sırf bu hallere düşmemek için vaktinin büyük kısmı için fuzuliyatla meşguliyeti seçti. İnsana ve hayata katkısı olmayan bir yığın boş mesele, her tür ilgi hovardalığı, bir çok trend güdümü meşgale gerçek meselelerin yerine geçer oldu. Boş ilgiler hayatın içinde mevzi kazandı, kendi alışkanlıklarını, pratiklerini, merasimlerini geliştirdi. Hayat, ilgi, merak, söz, vakit israf edilir oldu.Bunları dışarıdan bakarak değil, içeriden bakarak yazıyorum. Hepimizi çevreleyen hayat üç aşağı beş yukarı böyle bir şey artık.