Feridun Andaç

Feridun Andaç

Cumhuriyet
Yaşam 34 yazı 1 takipçi

Temiz toplum nasıl yaratılır

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e Açık Mektup: Sayın Bakan, Son günlerde Alman yazar, kamu hukuku ve hukuk felsefesi profesörü Bernhard Schlink'in Geçmişe İlişkin Suç ve Bugünkü Hukuk¹ kitabını okurken bakan olarak döneminizdeki uygulamaları ve ülkemizde neredeyse "her alanda" işlenen "suç"ları düşündüm. Öyle ki geçen yıl başımdan geçen ve halen hukuksal

Yeni 'kutsal ittifak'ın adını koyalım

Küresel kapitalizmin İran yenilgisi, özellikle de ABD'nin Ortadoğu'daki hegemonya planının suya düşmesi, yeni stratejilerin hemen uygulamaya konulmasını beraberinde getirdi. Elbette tarih tekerrürden ibaret değildir ama hatırlatmakta yarar var: Coğrafya aynı, çıkarların gölgesi aynı; yalnızca masaya oturanların adı değişiyor. Şöyle ki İran'da 19 Ağ

Bir Türkiye retoriği: 'Düşüş', 'dönüşüm', 'çöküş'

Hiçbir şeye katılmayan, susan, ötede duran insanların yazgıcı duruşuna şaşmamak gerek. Yani susan yığınlar ülkesinde ateşin kıyısında duranlar, içinde olanlar, bir de farkında olmayanlar var. Olagelen savaşların yansımalarını; ekonomik darboğaz, çatışmalar ve dönüşümler olarak yaşıyoruz. En az savaştan geçmişçesine hırpalanan bir toplum. Türkiye he

Tekinsiz bir dilin çağrısı

Slavoj Žižek okumalarımda sıklıkla sorduğum soru şudur: Dünyanın seyri nereye gidiyor; bu gidişatı nasıl okumalıyız Onun da sorduğu ve sorguladığı sorulara eşlik eden kendi sorularım da ister istemez yeni bir dilin çağrısını getirip önümüze koyuyor. Žižek bir yerde şunu söyler: "İlk terk etmemiz gereken şey, insanların küresel ve doğrusal bir ilerl

İkbalperest görevliler!

Başlangıçta sıradan bir gündü benim için. Sıradan olmayan tek şey sabah kahvaltısını yaptığımız yalı da değildi! Zira, daha önce, aynı güzergâhta bir yalıda oturan rahmetli dostum Lizi Behmoaras'la uzun uzun sohbetlerimiz olmuştu. Bu sıradan günü sıradışı kılan şey kuşkusuz beni kahvaltıya davet eden Ali Rıza Bozkurt'un o gün anlattıklarıydı. Şu an

Hikayesi olan kent: Eskişehir

Kentler insanlara benzer, insanlar da kentlere. Yaşanabilir kentleri gördükçe ister istemez o benzerlikleri var eden gerçeklikler üzerinde düşünedurursunuz. Italo Calvino, "Kentler takas yerleridir, tıpkı bütün ekonomi tarihi kitaplarında anlatıldığı gibi ama bu değiş-tokuşlar yalnızca ticari takaslar değil; kelime, arzu ve anı değiş-tokuşlarıdır"

Çanakkale'ye bir edebiyat müzesi gerek

Dostum, ağabeyim Güney Dal'ı ziyaret etmek için yola çıktığımızda Gelibolu'ya Yolculuk romanını yanıma almıştım. Onun yayıncısı ve dostu olarak bu kez, iki dostumla da kendisini buluşturacaktım. Son buluşmamız Bektaş Köyü'ndeki sayfiye evindeydi. Onu, masasında, Adorno'yu Almancasından okurken bulmuştum o gün. Aradan geçen onca zaman sonra anakkale

Yeniden hatırlamak için...

Sıradanlığın ölçüsü nedir derseniz, kısaca vasatlık diyebilirim. İnsan davranışlarına, sözlerine, düşünce ve yaşama biçimine bakarak kim olduğuna ve sıradanlıkla ilişkisine dair bir hükme ulaşabiliriz. Tutarlı olup olmamak da tümüyle bunlarla ilgilidir. Dijitalizmin günümüzde etkin olduğu alanlarda karşımıza çıkan her gerçeklik biraz da bunu anlatı

Geçitteki söz

Bir yıkım nasıl tanımlanır Bunun için kendime sözcükler arıyorum, yıkımın nasıl olabileceğini yalansız dolansız ifade edebileceğim sözcükler... Irmaklar geçiyor gözümün önünden; ardından ülkenin ormanları, dağları ve yüzlerini unutmamaya çalıştığım insanları... İçtiğim suyun hesabını yapmadığım zamanlara dönüyorum. ileğinin kokusunu ta uzaklardan a

Umutlanmak istiyorsanız eğer...

"Sistem çöktü mü dil de zincirinden boşalır." Andri Snr Magnason Ankara'yı hiç böyle görmemiştim. Gecenin bir vaktinde kalacağım oteli ararken yolum Hacıbayram Mahallesi'ne düşmüştü. Adeta savaşın yıkıntıları içinden geçiyordum. Sanırsınız ki yüz yıldır dokunulmayan bir yer vardı karşınızda. İnsan her yeri terk etmiş, o yıkıntılar yeni sahiplerini

Sait Maden'i hatırlamak...

Yaratıcı düşünceyi besleyenin ne olduğu, Sait Maden'le konuşmalarımızda sıklıkla öne çıkan bir konudur. Sözü kendi şiirine getirdiğimizde, beslendiği kaynaklardan bahseder, yaşamındaki çeşitlilikten yalın bir biçimde bahsederdi. Hayata, sanata ve yaratıcılığa karşı bilgece duruşu, derin bir bakışı vardı. Kendini salt bir işin/uğraşın insanı olarak

Doğudaki Doğu

Doğu'yu anlamak için yapılan yolculuk, aslında ülkenin kendi aynasına eğilip saklı yüzünü görmeyi göze almaktır; peki bu yüz bize neyi söylüyor?