Feridun Andaç

Cumhuriyet

Kendi sesinde yolcu...

Öyledir zaman. Bir bakarsınız gün dönmüş, rüzgâr başka yönden esiyordur. Sizi çekeleyen görüntüler, sözler artık ötelerde kalmıştır. Unutulan ne varsa bellek havuzlarında saklı. Şimdi hatırlama zamanı mı diye de soruyorsundur kendine. "Yağma" bir dönemin adıydı. Şimdi bunun tüm kapılarını kapatıyor rüzgâr. İsteseniz de kirli elleriniz, hoyrat bakış

Türkiye'nin Doğu sorunu: 'Sorun'un öte yanı

Yabancı devletler, bugünkü dolaylı müdahaleyle Türkiye'yi kıskaç altına almaktadır. "Kürt sorunu" diye ortaya çıkarılan mesele bu müdahalenin bir parçasıdır. Bir bakıma da ülkenin "Yeni Türkiye" diyerek çözülüp dağılmasına yönelik açık-gizli hamledir. Kürtler ise bu noktada kullanılmaktadır. "Son Kürt isyanı" nidası ise emperyalizm kurgusudur. İşte

Türkiye'nin Doğu sorunu: Bu bir 'Kürt reformu' mu

Yıllardır "sorun" olarak, temcit pilavı gibi ısıtılıp duran Kürt realitesi palyatif öneriler, siyasi manevralarla bugüne kadar taşındı. Ama hiç kimse Kürt nüfus oranının yoğun olduğu bölgelerde "reform" yapalım önerisinde bulunmadı nedense! Örneğin; toprak reformu, bölgesel eğitim, ekonomik yatırımlar vb. Üniter yapıyı bozma tehdidinde bulunan "örg

Kendi sesini bulmak

- Bu yazıyı bekleyen okuryazara Öyledir, bazı yazarlar, metinler karşınıza ansızın çıkar. Duralatır sizi. "Benim yazarım" demesem de yazdıklarına ilgisiz kalmadığım, okuduğum biridir Henry Miller. Kitabevinde Yazmak Üzerine'yi (*) görünce hemen aldım. Beşiktaş'ta, arka bahçesi olan bir kafede kitabı okumaya verdim kendimi. Notlarla yol aldım. *Kend

Farkında olmak da erdemdir!

Bir çıyanı kınayamam. Doğada yeri olduğuna göre değeri de vardır. Peki, aklı olan bir canlıyı neden kınarız, eleştiririz, örseleriz kimi zaman Elbette bizi tepkisiz bırakmayan yaptığı eylemin verdiği zararlar, açtığı yaralar, getirdiği yıkımlardır... Şu da var ki çağımız soysuzluğun önünü ha bire açıyor. Küresel kapitalizm, hayatı yağmaladığı kadar

'Labirent' neyi anlatır

Amin Maalouf, bir dünya romancısı. "Evrensel yazar" da diyebiliriz. Her ne kadar romanları, doğduğu coğrafyanın kültürel dokusundan beslense de; onun bu çizgiye gelmesinin, günümüz dünyasını okumadaki başarısından kaynaklandığını söylemek isterim. Bu anlamda Arapların Gözünden Haçlı Seferleri (*) adeta bir işaret fişeğidir. Bunu izleyen dört deneme

Suçlar, suçlular, müritler

Baştan başlayalım dilerseniz. Timsah gözyaşları dökenler, dökemeyenler bilsin ki bir cemaat şebekesiyle işbirliği yaparak Cumhuriyeti ortadan kaldırabilmek için elbirliğiyle suç işlemişlerdir. Bu suç; Hem toplumsaldır, Hem siyasidir, Hem de ahlakidir. Toplumsaldır çünkü insanların her türlü yaşama, yetişme, özgür iradesiyle var olma hakkına müdahal

Yazı yordamı

1) Başlangıçlar Her şey bir şeydir, belki de! Yüzümü Aristoteles'e dönünce bunu daha iyi görüyorum. Ondaki bilinç, bakış sarsalıyor beni. İlgi ve yönelimleri, öğretisinin zenginliği, kendisinin nasıl da meraklı biri olduğunu anlatıyor bana. Platon'dan çok, kendimi ona daha yakın hissediyorum. Hegel yerine Kant'ı tercih etmem gibi. Bilinen bölünen b

Karanlığınız kadarsınız!

Borges, kendi körlüğünden söz ederken şunu diyordu: "Adım adım gelen körlük o kadar acıklı değil. Ağır ağır gelen bir yaz akşamı gibi." (*) Karanlık öyledir, ansızın gelir sanırsınız! Ama hiç de öyle değildir. Size burada ilkten Elias Canetti'nin Körleşme romanını hatırlatmak isterim. Gençliğinden tanıklık ettiği kitlesel bir gösteri, ve burada yaş

'Ah, bu sessizliği anlat!'

- Nefes almak isteyen okur için... Size öncelikle karamsar şeyler yazmak istemediğimi belirtmek isterim. Arjantinli şair Alejandra Pizarnik'in şiirleriyle karşılaştığımda, bir an duraksamıştım. Hayata ve kendine dair bu denli sorgulayıcı bir bakışa sahip bir şairin hayal dünyasını, yaşadığı ortamı, ilişkilerini ve onu bu kadar umutsuz, hatta "karan