Coşkun Çokyiğit

Coşkun Çokyiğit

Yeniçağ
Kültür-Sanat / Sinema 102 yazı 0 takipçi

Kuyruğunu yiyen yılan imgesi

Geçen sene Ekim ayında bu sütunda iki filmden bahsetmiştim. Steven Spielberg'in Münih (Munich, 2005) ve Akbabanın Üç Günü (Three Days of the Condor, 1975) filmleri. Ülkemizde 1977'de gösterime giren Akbabanın Üç Günü, elli yıl önce çekilmiş en sağlam CIA (veya genel olarak devlet politikaları) eleştirilerinden biri olarak hiç aklımızdan çıkmayan bi

Korkaklara yer yok!

İnsanları korkutarak dünyayı avuçlarında tutanların en büyük düşmanı "Korkma!" sedasıdır. Allah peygamberine "Korkma!" demiştir. Peygamber sadık arkadaşına "Korkma" demiştir. Anası, taygalara canavar öldürmeye giden Oğuz Kağan'a "Korkma" demiştir. Düşmanı çok askeri az olan Tonyukuk erlerine, "Düşman çok diye korkma!" demiştir. Gazi Mustafa Kemal A

Kar sesi

Öğrencilik yıllarımda, yani bundan 45 yıl önce, İstanbul daha soğuktu. Nereden mi biliyorum Maraş Öğrenci Yurdu'nun ranzalı odalarında kullanmaktan erimiş çift battaniyelerin altında titreyerek uyuduğumuz gecelerin hatırsı "Daha soğuktu!" diyor. Kemiklerimizin içine işleyen rutubetli hava Anadolu'nun kışları "kurak ve ılıman geçen" bölgelerinden ge

Nardugan -Ayaz Ata Ferdi Tayfur, Maria Callas

Batılılaşmanın en kötü yanlarından biri "batıcılaşma hastalığı". Hangi fikirden ve meşrepten olursa olsun, batıcılaşma hastalığına yakalananlar, Batı'dan ithal ama Türk kültüründe yeri olmayan kültür unsurlarına kaba analojilerle yalancı şahit bulma yolunu tutarlar. Bunlardan ikisi ise Yılbaşı-Nardugan ve Noel Baba- Ayaz Ata yakıştırmasıdır.Değişti

İnsanlık kurtarılmalı

Hayreti, mahcubiyeti, utanmayı ve benzeri hisleri bir yana bıraktık. Yerli ve tabancı dizileri izlereken neredeyse katatoni olmuş gibi saatlerce kalakalmamız neyin göstergesi. Birisi diyor ki, sekiz bölümü bir defada bitirdim! Diğeri iki sezonu aralıksız izlediğini iddia ediyor.TV dizileri ve daha sonra platformlarda yayınlanan diziler yokken sinem

Türk Barışı

Türk tarihinin beş bin yıllık bilinen sürecinin ayırıcı vasıflarından birisi aman dileyen ve kendine sığınanlara velev ki düşman olsun insan gibi muamele etmesidir. Bütün tarih kitaplarını tarasanız, bütün kronikleri inceleseniz, savaş veya barış hakkındaki rivayet ve haberleri didik didik etseniz aksi bir durumu bulabilmeniz muhaldir. Günümüzde da

Yeni bir dünya kurulur mu

Dünyamızda olup bitenleri bombardımana tutulmuş zihinlerimizle ne kadar doğru yorumlayabiliyoruz Her gün bir diğerini bastıran şok haberler daha onlar üzerinde doğru dürüst düşünüp tartışıp haklarında karar vermek şöyle dursun, anlayamadığımızı anlamadan yerine bir başkası geliyor. Dünya, şirazesi dağılmış kitap yaprakları gibi gittikçe daha düzens

Sen neymişsin be Freud

İnternette yayınlanan yüz milyonlarca paylaşıma sinirleniyoruz ya, aslına bakarsak kendimize sinirlenmemiz lazım. Sanal âlemde o kadar ciddi yayınlar var ki, yıllarca okuyup bir araya getiremediğiniz bilgileri bir ilaç tableti, bir vitamin takviyesi gibi bize sunuyor ve konu hakkındaki kararsızlık hastalığınızı sağaltıveriyor.Samimiyetle söylüyorum

Dede Korkut'u bilmek!

Önceki gün arkadaşım Prof. Dr. Hayati Durmaz "Bugün seni çok özel bir toplantıya götürmemi ister misin" diye sorduğunda bu köşenin yazısını yazmak üzere masa başına geçmiştim. Elimde konu olarak galasına çağrıldığım "Paranoya" filmi ve bazı aktüel haberler üzerine fikir kırıntılarım vardı. Durmaz Hocama sordum nereye gideceğiz, konu nedir diye. "De

Kopya aslını yaşatır

Yönetmen Ridley Scott'un Roma'nın kalbi Kolezyum'a kamerasını çevireli 24 yıl olmuş! İnsana dudak ısırtan ve "zaman bir kuş gibi uçup gitmiş" dedirten ciddi bir süre Gladyatör (2000), sinemaseverleri zaman yolculuğuna çıkarmıştı. Filmi izlerken adeta bir portaldan geçip Romulus ve Remus'un kurduğu, bütün zamanların en korkunç "Sodom ve Gomore"sine

İçim burkulur

İlkokul'da sosyal bilgiler dersinde adalet sistemi konusunu işlerken öğretmenimiz bizi Kahramanmaraş Adliyesi'ne götürmüştü. Mahkeme salonunu dolduran öğrencilerden haberdar olunduğundan mıdır, kimsenin ilgisini çekmeyecek bir kız kaçırma davası olduğundan mıdır salonda izleyici olarak sadece bizim sınıf vardı.O gün benimle birlikte mahkemeyi takip

Anne mutfağının saflığı

Hasretini en çok çektiğimiz şeylerin en başında annelerimizin yaptığı yemekler gelir. İlber Hoca'nın bir söyleşisinde dile getirdiği gibi, Antepliler hanımlarının yaptığı leziz yemekleri yer ardından da 'Anam daha gözel yapardı' der. Sadece Antepliler mi Bütün insanlar annesinin mutfağından çıkan yemekleri özler, onları anar. İşte bir insanın "dama