Coşkun Çokyiğit

Coşkun Çokyiğit

Yeniçağ
Kültür-Sanat / Sinema 102 yazı 0 takipçi

Kırk yıllık ahbap: İstanbul Film Festivali

İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nın 'göz bebeği' İstanbul Film Festival'i 44 yaşında! Festivalle ilk defa 1984 yılında tanıştık demek ki, 41 yıllık ahbabız. Antalya Altın Portakal Film Festivalinden sonra ete kemiğe bürünmüş ve ısrarla yolunda yürümüş ikinci sinema şenliği olan festival, şu çalkantılı, durmadan değişen, dönüşen bir karara varamayan hay

Can Yücel: İşte şiir budur!

İstanbul'a ilk geldiğim 77-78 den beri tanıdığım ve tabii arkadaşlığımız çok uzun süren Bekir Türkmenoğlu bir gün Akşam Gazetesi'nden mesai çıkışında, "Çok canım sıkkın, bu akşam Taksim taraflarında takılalım mı" diye sordu. Körün istediği bir göz, o şeytanda da var; biz iki gözümüzü belertip Taksim'e azimet eyledik.O vakitler arabamız olmadığı gib

Prof. Dr. Ahmet Taşağıl "Ergenekon'u buldum!"

Türk dünyası en hüzünlü, en buruk Ramazan Bayramlarından birini geçiriyor. Büyük Turan'ın kadim bölgelerinden Doğu Türkistan, modern cihaz ve metotlarla donatılmış eğitimli Çin işkencecilerinin elinde acı çekiyor. Rusya'nın çeşitli bölgelerindeki sözde özerk "İl"lerinde yaşayan soydaşlarımız, Sovyet barbarlığının açtığı derin yarları daha saramamış

Tebdili muhabbetten nüktedanlık doğdu

Tebdili muhabbetten nüktedanlık doğduFındıkzade'de Maraş Yurdunda yaz akşamları ağır bir hüzünle çökerdi. Güneşin battığı kızıllığa dönerek Eşik şiirinden mısraları okur ağırlı şiirle hafifletmeye çalışırdım: ""Her şey, hepsi, gülen, susan, kamaşan Rengiyle toplanır bende ve akşam Rüzgârla tarumar, mevsimle sarhoşGelir ta kalbimde düğümlenir... -Bo

Türk Sinemasının küçük dev adamı Osman Sınav

Sinemanın uçsuz bucaksız hayal dünyasında var olmak, bulunduğu yeri muhafaza etmek, oradan daha yükseğe ulaşmak ve rüzgârların sert estiği zirvede tutunabilmek zordur: çünkü hayal âlemi, katı gerçekle kuşatılmış bir kristal gibidir ve dağıldığında toplamak mümkün olmaz. Sisifos gibi yeniden başlamak, aynı çetin mücadeleyi tekrar vermek gerekir. Ren

The Brutalist Oscar'ı neden alamadı

Sinema, on beşinci yüzyılda kitap basımı ile başlayan kitlesel medya kanalları arasında hala çok fazla etkiye sahip tür olarak vazgeçilmez biçimde hâkimiyetini sürdürüyor. Düşünsenize, 700 yıllık serüvende parlayıp sönen yıldızlara benzeyen "kitap, radyo, gazete, dergi, plak, manyetik bant, kaset, kartuş, CD, DVD ve televizyon" ile sunulan diğer tü

Paris'te bir yasak karşılaşma: Ne ben onu sattım, ne o beni!

Üniversite yıllarımda, derslerine severek devam ettiğim hocalarımdan bir rahmetli Mehmet Kaplan Hoca idi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji bölüm koridorundaki odasına epeyce girip çıkmışlığım olmuştur. Bazı yazılarımda bunlardan bahsetmiştim. Bugün kendisinden aramızda geçenlerden yola çıkarak değil, onun yaşadığı bir olayı anlatm

Haydarpaşa'nın gelininden Şakir Paşa'ya sanat dünyamız

Önceki hafta RTÜK tarafından " kapatılan" bir dizideki olay örgüsüne esefle bakmamak mümkün değil. Azra Erhat, Sabahattin Eyüboğlu, Vedat Günyol ve İsmet Zeki Eyuboğlu ile beraber düşünce dünyamızda "Mavi Anadoluculuk" fikrini savunanlardan bir olan Cevat Şakir, dizideki anlatımda adeta Yeşilçam filmlerinden fırlamış tiplere benziyor. Salon filmler

Yusuf Abi entelektüel hayatımı nasıl bitirdi

BOŞHangi kara sevda seniDağıttı ki yaprak yaprakArtık hayatın rahlesiBoş kalacak! Boş kalacak!C.Ç.Ahmet Hamdi Tanpınar, Necip Fazıl, Ahmet Muhip Dranas, Cahit Sıtkı Tarancı ve Yunus Emre'nin zamanı ve yaşamı anlamlandırmaya dair şiirlerinden kelimeler, beyitler etrafımda uçuşmaya başladı. "Biz zaman kırıntıları", "Ne içindeyim zamanın" veya "Nedir

Robotumsulara gerçek nasıl anlatılır

İnsanoğlu bazen aklının ucundan bile geçmeyen bir sohbete dâhil olup önemli makamları işgal eden kişilerin cehaleti karşısında küçük dilini yutacak gibi oluyor. Cehaletin sebebi okumamak ve önder bellediklerinin ağzından çıkanları ezberleyip papağan gibi tekrarlamaktan kaynaklanıyor. Olay şöyle başlamıştı: bir gazeteci arkadaşımı ziyarete gitmiştim

Ağaçlar ayakta ölmüyor

Salgında Korona virüs denen illet bana da kement atmıştı. Bir hafta boyunca evde virüsle boğuştuktan sonra hastalığa paçayı kaptırdığımı duyan Prof. Dr. Yumuşhan Günay Hoca'nın beklemeksizin hastaneye gitmem konusunda kesin bir dille yaptığı ihtara bir hafta sonra bir gece vakti uymak zorunda kalıp Sultan II. Abdülhamit Han Hastanesi aciline "duhul

Bir Kenanlı, İsrailli bir kızdan önce bir buse alır!

Geçen haftaki yazımda, Orta Doğu'daki gelişmeleri sinema sanatına ait iki eserden yola çıkarak anlamlandırmaya çalışmıştım. Buradan tavsiye ettiğim filmleri izleyenler var mı, bilemiyorum Fakat yazıma şöyle bir göz atınca aklıma takıldı, bakalım 75 yıldan beri devam eden Filistinlilerin vatanını gasp etme harekâtı için kültür sanat bağlamı dışında