Barış Pehlivan

Barış Pehlivan

Cumhuriyet
Gündem 231 yazı 12 takipçi

Organize işler bunlar

Adliye koridorlarının kıdemlisi bir dostumla fon meselesini konuşuyorduk. Telaffuz edilen paraların büyüklüğüne şaşırırken bir haber gösterdi telefonundan. Duydum, dedim. Ama detayları ve yazılmayanları öğrenince ağzım açık kaldı. Şimdi, Bakırköy 9. Sulh Hukuk Mahkemesi'nde bir kıdemli hâkim var, adı R. Gün geliyor, HSK kararnamesiyle görevden alın

Sis perdesini aralamak için...

Tarihimizin en büyük skandallarından biri olan fon krizini haftalardır konuşuyoruz. Soruşturma ilerliyor, gözaltılar birbirini izliyor ama rezaletin siyasi ve bürokratik ayağındaki sessizlik kalesi henüz aşılabilmiş değil. Sis perdesini aralamak ve sürecin peşini bırakmamak adına, muhataplarının yanıtlamaktan kaçındığı 10 kritik soruyu buraya bırak

Bu yemeği kim pişirdi

İYİ Parti Sözcüsü Buğra Kavuncu'nun bir açıklamasına denk geldim. "Bu bir rezalettir. Bu, cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin bu ülkeyi nasıl bir zafiyete soktuğunun ete kemiğe bürünmüş halidir" diyordu. Fon krizinin yönetim sistemiyle ilişkisinden bahsediyordu. O an bir kitap geldi aklıma. 2017 referandumuyla değişecek sistemi öve öve bitiremiyord

Ölümlü dolandırıcılıkta sona doğru

Geçen hafta... Yani fon vurgununu konuştuğumuz günlerde, İstanbul Anadolu Adliyesi'nde önemli bir gelişme yaşandı. Hani şimdi emsal gibi hatırladığımız Thodex davası var ya, işte onun esas hakkındaki mütalaası mahkemeye sunuldu. Haberini alınca hem güncelliğiyle hem de zamanlamasıyla çok şey anlatan o mütalaayı buldum ve okudum. Bundan yaklaşık 5 y

Kim o polisler

Fethullahçılar döneminde hedefte olan, takip edilen, hapse giren bir arkadaşım aradı. Memleketi terk etmesine rağmen her gününü memleket meselelerini dert etmekle geçirenlerdendi. Sohbet arasında şöyle bir cümle çıktı ağzından: "Benim dosyam mesela, devletimiz nedense bulamıyor o polisleri!" Arkadaşım başka konuya atlamak isterken, "Dur" dedim. Unu

Dokuz mezar taşı aranıyor

Rahmi Temel, Atakan Alagöz, Aydın Demirci, Nidai Duman, Aydın Gencer, Nacican Keskin, Onur Alp Demir, Eyyüp Enes Cesur, Abdülbaki Mirzaoğlu... Adlarını ya hiç duymadınız ya da unuttunuz. Denizciydiler. Şimdi kayıplar. 2 Eylül'de "son dakika" diye öğrendik: Tuğberk İmamoğlu gemisi, Alsu isimli tankerle çarpışmasının ardından Silivri açıklarında bat

Bir gariplik var burada

Düşün ki... İşlemediğin bir suçtan, o sırada suç olmayan bir eylemden, suç olsa da zamanaşımına uğramış olaydan, dahası suçu işlediğini itiraf eden bir başka şüpheli varken tutuklanıyorsun. Bir yanlışlık olmalı, "Bu kadar da olmaz herhalde" dediğin noktada, birden. Kendini yine seni tutuklayan hâkimin karşısında buluyorsun... Ve o hâkim, "Sen bir d

Operasyon kitabındaki itiraf

Soru şu: Kâşif Kozinoğlu asıl hedef miydi, yoksa FETÖ'nün MİT'e sıçraması için önemli bir halka mı Ya da ikisi de mi Şöyle anlatayım: Bundan 12 yıl önceydi... Fethullahçıların gazetesi Bugün'ün haber müdürü Erkan Acar, "Kod Adı: Köroğlu" adıyla bir kitap çıkardı. Kitap, Kâşif Kozinoğlu aleyhine operasyonel bir çalışmaydı. Ve bakın, FETÖ'nün kalemle

Sen ne tehlikeliymişsin be Ömer!

TEMA gönüllüleri özgürlüğüne kavuşunca NATO zirvesi öncesi tutuklanan kimse kalmadı sanıyoruz. Halbuki, farklı illerde onlarca aktivist, avukat, öğrenci ve hatta çocuk halen cezaevinde. Evet, çocuk. Adı Ömer Aksu, yaşı 16, yeri Kayseri ocuk Cezaevi. Aksu, cezaevinde insan haklarına aykırı şartlarda kalmasıyla gündeme geldi. Halbuki, öncelikli tartı

Kozinoğlu'nun yapamadığı savunma

Ne güzel, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümü araştırılıyor. Dönemin gardiyanları sorgulanıyor. Cinayet şüphesinin üzerine gidiliyor. Ama Kozinoğlu'nun neden hapse girdiği hiç konuşulmuyor. Yani, onu ölüme sürükleyen hukuk cinayetinin nasıl işlendiği hakkıyla sorgulanmıyor. 2011'de Odatv genel yayın yönetmeni olarak tutuklandım. Davada çoğunluğunu gazeteci

'Ünlü' müdürün şüpheli işleri

Özel haberleriyle meslektaşlarına nal toplatan bir ustam vardı. Şimdi aktif gazeteciliği bırakmış, emekliliğinin keyfini sürüyor. Ziyaretine gittiğimde, balkona koyduğu televizyonun karşısında çayını içiyordu. Kanalları geçerken birinde durdu, elindeki kumandayla ünlü ekran yüzünü gösterdi. "Bu hanımefendi var ya" dedi. "Eşi, akçeli işlere karışmış

Şükran ablanın kumpasa tanıklığı

"1964-66 dönemini öğrenci, 1966-80 dönemini gazeteci olarak yaşadığım, İstanbul'daki kayda değer tüm gençlik, öğrenci-işçi olaylarının en göbeğinden tanıklıklarımı sizlerle paylaşmanın bir toplumsal sorumluluk olduğunu hep düşündüm. Cumhuriyet gazetesinde yayımlanmış, o tarihlere ilişkin haberlerin neredeyse tümünü kaleme almış, doğal olarak önünde