Sahi, gerçekten nasılsın

Cumhuriyet Bayramı görüntülerini izlerken masamdaki bir dosya gözümün içine bakıyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın videosundaki şu sözüne dikkat kesildim: "86 milyon olarak ortak değerlerimiz etrafında kenetlenerek Türkiye Yüzyılı hedefimizi kuvveden fiile geçirecek, gökkubbemiz olarak gördüğümüz Türkiye Cumhuriyeti'ni çok daha aydınlık yarınlara hep birlikte taşıyacağız. Türkiye, hamdolsun bugün dünden daha güçlüdür; inşallah yarın çok daha güçlü, çok daha itibarlı, her alanda çok daha etkin olacaktır."

Ne güzel vaatler... Ama işte 51 sayfalık o araştırma "Bir de bana sor" diyordu. Aksoy Araştırma'nın Marketing Türkiye için hazırladığı çarpıcı bir rapordan bahsediyorum. Adı, Türkiye'nin Duygusal Kabileleri. Eylül sonunda 1067 kişiyle yapılan görüşmeler sonucunda ortaya çıkmış.

Neden "çarpıcı" dediğimi, araştırmadaki bazı verilerle anlatayım.

- Araştırmaya göre; Türkiye'de yaşam memnuniyeti ortalamasının puanı 10 üzerinden 3.5. Katılımcıların yaklaşık yarısı (yüzde 49) 0-3 aralığında puan veriyor. Hayatından hiç memnun olmayanların (0) oranı ise yüzde 27.

- İnsanların yüzde 71'i, sık sık ya da her zaman yorgun ve tükenmiş hissettiğini belirtiyor. Huzur, umut ve neşeyi sık yaşayanların oranı ise sadece yüzde 18.

- Ülkede yaşayanların yüzde 56'sı, Türkiye'nin bir yıl sonra daha kötü olacağını düşünüyor. Daha iyi bir Türkiye olacağını düşünenlerin oranı ise yüzde 21.

- Vatandaşların yüzde 88'i, bu ülkede işlerin tanıdıkla ve torpille yürüdüğünü düşünüyor. "İnsanların çoğuna güvenilebilir" diyenler yüzde 5, aileyi en büyük güvence görenler ise yüzde 70 oranında.

- Haliyle, aidiyet de yara almış durumda. Katılımcıların sadece yüzde 32'si kendini bu topluma ait hissediyor; yüzde 45'i bu ülkenin ferdi olmaktan gurur duyuyor. Ve acı olan bir rakam; insanların yüzde 56'sı "Yurtdışında yaşamak isterdim" diyor.

- Yüzde 32, hayatında en çok huzurun artmasını istiyor. En çok ihtiyaç duyulanlar ise yüzde 49 ile para/refah, yüzde 47 ile adalet, yüzde 45 ile huzur...