Teftişe geliyorum, ona göre hazırlan!

Bakanlık müfettişlere 15 gün öncesinden haber vererek işyerleri denetlemesini emrediyor: Patronlar gizlemek istediklerini saklamaya mı fırsat buluyor?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Çalışma Bakanlığı'nın iş güvenliği denetimlerinde işverenlere 15 gün öncesinden haber verme zorunluluğu getiren genelgeler, denetim sistemini işlevsel hale getirmek yerine kronolojik olarak uygulanabilir duruma getirilmekte, müfettişin sahada gözlemci rolü bakanlık yöneticilerine bırakılmaktadır. Yazara göre bu değişiklikler maden, inşaat ve fabrika gibi tehlikeli alanlardaki güvenlik ihlallerini gizlemeyi kolaylaştırırken, denetim mekanizması patronlara ve bürokratlara bağımlı hale getirilmektedir. Ama acaba işverenlere haber vermek çevreci ve işçi örgütlerini de harekete geçirmiş olmaz mı?

Bazen öyledir. Önünde belge vardır ama gerçek olmamasını istersin. Bir açıklaması vardır elbet, dersin. Öyle ya, ne rezaletler görmüştür gözlerin ama işte şaşırmaktan da vazgeçmezsin. Hem insanlığın hem gazeteciliğin gereğidir bu, öyle öğrenmişsindir.

Belge, 18 Mart tarihli bir genelge. alışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın sorumluluğundaki teftişlerin nasıl yapılacağına dair yeni kurallar getiriyor. Genelgenin birinci maddesinden anlıyoruz ki maden ocaklarından inşaatlara, fabrikalardan tehlikeli madde barındıran büyük tesislere kadar birçok işyerini ilgilendiriyor. Devletin, bu ticari kuruluşları denetleme yetkisinin sınırlarını belirliyor.

Belgede "İş sağlığı ve güvenliği yönünden yapılacak teftişlerde aşağıdaki hususlara uyulacaktır" denerek şu şart getiriliyor: "İşyerine gidilmeden en az 15 gün önce işverene tebligat gönderilecektir."

Yanlış okumadınız. Bakanlık, müfettişlerine şu emri veriyor: "Bundan böyle, bir işyerine teftişe gitmeden önce, patronu 'Ben şu tarihte geliyorum, ona göre' diye bilgilendireceksin."

Haliyle, teftişin geleceğini gören ve cezalandırılmak istemeyen işveren ne yapacak Göstermek istemediklerini tebligatta yazan tarihte müfettişten gizleyecek, problem yaşadığı işçilere o gün izin kullandıracak. Sadece o bildikleri teftiş gününde çocuk ya da sigortasız işçileri getirmeyerek, yaptırımdan kurtulacak. Yani, sadece o tarih için göstermelik önlemler alacak. Örneğin bir maden patronu, güvenli olmayan, hiç açılmaması gereken bölümlerinin girişini kapatıp teftişten kaçırabilecek.

'BAKANLIK: REHBERLİK İİN YAZDIK!'

Bu inanılması güç belgeye dair, alışma Bakanlığı'nı aradım. Bakanlığın basın müşaviri Ramazan Furkan Türkan'a bu genelgenin neden çıkarıldığını sordum. Belgenin doğruluğunu teyit eden bakanlık yetkilisi Türkan özetle şunları söyledi:

"18 Mart tarihli genelgenin yazılma mahiyeti, teftişten ziyade rehberliğe yönelik. Biz hem rehberlik hem teftiş yapıyoruz. Yani neyin nasıl yapılması gerektiğine dair öncelikle rehberlik faaliyeti yürütülüyor."

Ben de bu genelgenin, bakanlığın "rehberlik" sorumluluğundan ziyade "teftiş" düzenine dair bir düzenleme içerdiğini hatırlatınca, bakan müşaviri "Bana konuyla ilgili yapılan açıklama bu yönde" dedi. Ve şöyle bir ekleme de yaptı:

"9 Nisan'da ise yani geçen hafta bu yazının durdurulmasına ilişkin yeni bir genelge yazılmış. Yani bu yazı yürürlükte değil şu anda."

"Madem sorun yok, o zaman neden durduruluyor" diye sorduğumda ise şu yanıtı aldım: "Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi var. Burada yaşanan problemlerden dolayı."

Yanıtın Türkçesi şuydu: Teknik prosedürlerden dolayı 18 Mart'taki o skandal genelge için "erteleme" verilmişti. Kaldı ki alışma Bakanlığı'nın işaret ettiği 9 Nisan tarihli yeni genelgeye de ulaştım. Orada da aynen şu yazıyordu:

"Rehberlik ve teftiş faaliyetleri kapsamında yürütülecek tebligat sürecinin Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi (UETS) kullanılarak da gerçekleştirilebilmesi adına, her bir grup başkanlığı için ayrı ayrı UETS adresi alınması yönünde çalışmalar yürütülmektedir. Bu nedenle tebligatlı teftişlere ilişkin yapılacak yeniden değerlendirme çalışmaları ile yukarıda bahsedilen işlemler neticeleninceye kadar, iş sağlığı ve güvenliği yönünden yapılması öngörülen tebligat sürecinin yürütülmemesi uygun görülmüştür."

Yani, yeni belgede "yukarıda bahsedilen işlemler neticeleninceye kadar" diyerek elektronik tebligat sistemindeki altyapının hazırlığına gönderme yapılıyordu.

Yeniden konuştuğum bakan müşaviri, hem 18 Mart genelgesine sahip çıkıyor hem de güncel genelgedeki "yapılacak yeniden değerlendirme çalışmaları" cümlesine de atıf yapıyordu. Haliyle, eğer 18 Mart tarihli genelgede sorun yok ise neden "yeniden değerlendirilmesi" öngörülüyordu Bu soruma dair yanıt ise şu oldu: "Hem UETS hem de sahadan geri dönüşlere ilişkin bir yeniden değerlendirme olduğu kastediliyor." Açık söyleyeyim, anlamadım. Bakan müşavirinin de ne dediğini anladığını sanmıyorum.