Şenol Kaluç

Şenol Kaluç

Karar
Kültür-Sanat / Eğitim 149 yazı 0 takipçi

Gerçekte ne istiyoruz

Bugüne kadar kendime sıklıkla sorduğum bir sorudur: "Gerçekte ne istiyoruz" Uzun yıllardır temel hak ve özgürlüklerden eğitime kadar pek çok konuda kalem oynattım ve bu soruyu her soruşumda, açıkçası hayal kırıklığına uğradım.Sorunları sıralarken bile nalıncı keseri gibi hep kendimize doğru yontuyor, çözümü kime ya da kimlere faydası olup olmadığı

Pekmez kazanı ve biz

Hafta sonunu memlekette geçirdiğim için Türkiye ahvalinden de bir nebze olsun uzak kalmanın verdiği ferahlıkla zihnim de sağalmadı dersem yalan olmaz. Annemle birlikte oldukça yoğun mesai harcarken birkaç haftalık işi üç güne sığdırıverdik. Vaktimizin önemli bir kısmını üzüm kesmek, kuşburnu, yaban mersini, az biraz ceviz ve ayva toplamakla geçirir

Herkesin bildiği, kimsenin bilmediği

Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki duyduğumuz hiçbir absürtlüğe "Hayır, bu da olamaz!" deme lüksüne sahip değiliz. Meşhur Yeşilçam olay örgülerinden birini hepiniz hatırlarsınız. Mahallenin çapkın delikanlısı, mahallenin gözde kızına tutulur ve onu elde edebilmek için her yola başvurur. Aralarındaki gerilim arttıkça bir noktadan sonra bizim delikanlı mah

Kültürel çatışma ve şiddet

Geçem Haftaki yazımda Avrupa ve Almanya özelinde yükselen ırkçılığa dikkat çekmiştim. Ancak, ırkçılığın yükselişinde rol oynayan ve çoğu kez çok önemsemediğimiz bir nokta var ki biz bunu çok hafife alıyoruz:Göç karşıtlığının kültürel boyutu ve bunun yarattığı çatışma.Toplumlar çağlar boyunca çeşitli sebeplerle farklı topluluklara tek tek ya da topl

Irkçılığın gölgesinde Almanya ve Avrupa

Almanya'da ırkçı AfD'nin yükselişinin bazı çevrelerde şaşkınlık yarattığı görülüyor. Aslında burada çok da fazla şaşıracak bir durum yok, çünkü insanlık tarihi boyunca toplumların davranışlarını belirleyen belirli hatlarda sıkıntılar ortaya çıktığında insanlar çok rahat bir şekilde biz-siz ayrımına gidebilmektedir.Bu durumu yalnızca bireysel bir ön

Soru çalmak değil, soru çalınmasına itiraz etmemek

Zaman zaman çeşitli mecralarda FETÖ bağlantılı itiraflar önümüze düşmekte. Yakın zamandaki itiraflardan birisinde, askerî okullara yıllarca nasıl soru çalarak öğrenci yerleştirildiğinden bahsediliyordu. Bu tür itirafların çoğunda samimi bir pişmanlık görmediğimi belirtmem gerek.FETÖ'nün yaptığı hilenin aslında çok daha farklı ve komplike bir yüzü v

Yapay zekâ, robotlar ve özgürlük

Yapay zekâ ve robot teknolojilerindeki gelişmeler inanılmaz boyutlara ulaştı. Peki bu ilerleme bize ne getirecek Çevremizdeki savaşlar, klasik savaş anlayışının da köklü bir değişime uğradığını gösteriyor. Bugün savaşlar yalnızca insan gücü, tanklar ve uçaklar üzerinden değil; insansız sistemler, algoritmalar, sensör ağları ve otonom karar mekanizm

Fanusun içinde: Mikro milliyetçilikler ve Türkiye

Toplumlar, ahlaki değerlerini büyük ölçüde kendi yaşam koşullarından üretirler. Kişiliğimizi yalnızca genler belirlemez; yaşam kalitesi, erişilebilen imkânlar, içine doğduğumuz ve büyüdüğümüz sosyal çevre ile teneffüs ettiğimiz kültürel atmosfer de nasıl insanlar olacağımız üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir. Geçmişte "coğrafya kaderdir" deni

Bilişim teknolojileri yoluyla soygun

Hemen hepimizin cebinde bulunan akıllı telefonlar âdeta elimiz kolumuz yerine geçti. Bir yere giderken de bir şeyler alırken de ilk başvurduğumuz alet telefonlar. Gitmek istediğimiz yeri tarif ediyor, almak istediğimiz ürünün piyasa değerini de anında öğrenebiliyoruz ama bunun dışında birçok dezavantajı da var.İçinde bulunduğumuz dönüşümün boyutunu

Muhalefeti muhalefete mahkûm etmek

Türkiye'de muhalefetin çok ciddi bir entelektüel arka plan problemi var. Siyasi figürler değişirken nasıl oluyorsa, arka planda muhalefet() tabanını etkileyen yüzler hiç değişmiyor. Bu isimler kendilerine verilen köşelerden yıllardır yorum yapıyor ve tabanın sesi çok çıkan azınlık kesimi tarafından büyük bir iştahla alkışlanıyor. Peki, bu iştah muh

AHBAP tartışmaları bize doğru bir kapı açar mı

Yıllar önce vakıflar ve yardım kuruluşları üzerine kaleme aldığım yazılarda, kamu kaynakları kullanılarak "vakıfçılık" yapılmasının ne dinî ne de seküler ahlak bakımından savunulabilir olduğunu ifade etmiştim. Bu görüşlerim o günlerde ciddi eleştiriler aldı; birçok kişi geçmişte de benzer uygulamaların bulunduğunu söyleyerek kamu kaynaklarının keyf

Kara ütopyalar çağına doğru

Üniversitede ilk kez bilgisayar gördüğümüzde, mavi zemin üzerinde beyaz harflerle çalışan son derece basit bir programda yazı yazıyorduk. O günlerde bunun bize en büyük avantajı, daktilodan farklı olarak yaptığımız hataları kâğıt harcamadan düzeltebilmemizdi. Bugün sıradan görünen bu özellik, o dönem için adeta küçük bir devrimdi. Ardından Microsof