Sigaranın yeniden yükselişi

Bizim çocukluğumuzda bugünkü gibi bolluk olmadığı için gazoz kapakları, bilyeler ve sigara kağıtları ile oynadığımız oyunlar vardı. Sigara paketi koleksiyonlarımızla övünürdük, karton paketler daha popülerdi.

Her kâğıdın bir değeri vardı. Nadir bulunanlar çok daha kıymetli, hemen her köşede bulunabilenler daha az. Hatırladığım kadarıyla ortaya birisi değerli bir kağıt koyar, siz de ya aynı kağıdı ya da değeri toplamı kadar başka kağıtlar koyardınız. Üstünlerine bir taş konur, 10-15 metre kadar bir mesafeden atılan taşlarla bu taşı ilk vuran tüm kağıtları alırdı.

Varoşlara henüz reklam panolarının girmemişti ama ara sıra indiğimizde Ulus'un yüksek binalarının duvarlarında devasa sigara reklamları yer alırdı. Özellikle at üstündeki kovboy figürü hepimizi büyülerdi.

Çizgi filmlerde bile sigara içen karakterler vardı. Televizyonlarda, gazetelerde sigara neredeyse gündelik hayatın doğal bir parçası olarak sunuluyordu. Erkek çocuklar için sigara büyümenin ve "erkek olmanın" bir sembolüydü.

Benim ise sigaraya karşı hiç hevesim olmadı.

Babam da o neslin tüm erkekleri gibi "sigara bir yana, dünya bir yana" anlayışına sahipti. Doktorun "bırakmazsan akciğerlerin iflas eder" uyarısına verdiği cevabı yıllarca gururla anlatmıştı. Sigaraya veda ettiğinde ise iş işten çoktan geçmişti.

Çocukluğumuz duman altı odalarda geçti. Akşamları erkekler geldiğinde salonlar adeta bir kıraathaneye dönüşürdü. Yoğun bir duman tabakasının altında saatler süren sohbetler yapılırdı. O yıllarda pasif içicilik diye bir kavram yoktu. Oysa bugün biliyoruz ki çocukluk döneminde sigara dumanına maruz kalmak, yalnızca fiziksel hastalık riskini artırmakla kalmıyor; aynı zamanda ilerleyen yaşlarda bağımlılık davranışlarına yatkınlığı da yükseltiyor. Bağımlılık üzerine yapılan çalışmalar, erken yaşta maruziyetin beyin gelişimi üzerinde kalıcı etkiler bıraktığını ve ödül-duyarlılık sistemini değiştirdiğini ortaya koyuyor.
Ben aktif içici olmasam da uzun yıllar pasif içici olarak o dumanın içinde büyüdüm.

Zamanla Türkiye'de sigara, erkeklik göstergesi olmaktan çıktı. Sigara içmek toplumda giderek daha az kabul gören bir davranış hâline geldi. Nitekim Türkiye İstatistik Kurumu'nun Sağlık Araştırması (2019 ve 2022) verilerine göre 2000'li yılların ortasından itibaren sigara kullanımında belirli bir düşüş eğilimi gözlenmişti.

Ancak bu düşüş kalıcı olmadı.

Son verilere göre Türkiye'de 15 yaş ve üzeri nüfusta her gün tütün ürünü kullananların oranı yaklaşık %28 civarında seyrediyor. Erkeklerde bu oran %40'ın üzerine çıkarken, kadınlarda %15 bandında. Bu tablo, sigaranın hâlâ toplumun geniş bir kesimi için yaygın bir alışkanlık olduğunu gösteriyor.

Daha çarpıcı olan ise başlama yaşı.

Sigara kullanımının giderek daha genç yaşlara indiğine dair bulgular, bağımlılığın yeniden üretildiğini gösteriyor. Psikiyatri literatüründe ergenlik dönemi, risk alma davranışlarının arttığı, kimlik arayışının yoğunlaştığı ve sosyal kabul ihtiyacının belirginleştiği bir dönem olarak tanımlanır. Bu dönemde sigara, yalnızca nikotin ihtiyacını karşılayan bir madde değil; aynı zamanda bir aidiyet ve kimlik aracı hâline gelir.

Bugün gözlemlediğimiz tablo da tam olarak bu.

Üstelik bu kez koşullar farklı.

Sigara artık geçmişe göre çok daha pahalı. Paketlerin üzerinde caydırıcı görseller var, kapalı alan yasakları uygulanıyor. Buna rağmen tüketimin sürmesi, bağımlılığın yalnızca ekonomik değil; nörobiyolojik ve psikososyal bir süreç olduğunu gösteriyor. Nikotin bağımlılığı üzerine yapılan çalışmalar, bu maddenin beyindeki ödül sistemini doğrudan etkilediğini ve kısa vadeli rahatlama hissi yaratarak davranışı pekiştirdiğini ortaya koyuyor.