Ömer Erdem

Ömer Erdem

Karar
Kültür-Sanat 250 yazı 0 takipçi

Kendi elimle kesip yâre verdiğim kalem...

Felek denilen olguyu bir kader öznesine çeviren başka kültür var mıdır bilinmez ama sanki âlemin kat kat geçişkenliğinde ele geçirilemez ne varsa onunla karşılamaya çalışmışız. İnsanı sadece bir âlem değil âlemler arasında özge bir âlem diye görerek de hayli boyutlandırmışız bu içinden bir türlü çıkılamayan durumu. Öyledir de zaten insan ne kendi i

Ficus carica, erkek incir, gül makası...

Dalları her yaz pencereye dayanıyor. Asla vazgeçmiyor inadından. Fil yavrusu kulağı yapraklarıyla yöneliyor duvara. Kış geçip de bahar alttan alta yüz vermeye yeltendiğinde saklı kol düğmelerini göstermeye meraklı eski kulağı kesikler gibi bir mantı buklesini hatırlatan tırnaklı gövertilerle don değiştiriyor. Bahar sanki ilkin ona iniyor gökten bir

Gününe göre konuşmak...

Türkiye'de esaslı bir mesele kolay kolay tartışmaya açılmaz. Açıldığı andan itibaren de sulandırılıp çığırından çıkarılır ve şahsileştirilir. Tartışılacak konuyu çıkarıp bulmak nasıl yaratıcılık gerektirirse o konuyu enine boyuna masaya yatırmak irdeleyip genişletmek de düzey ister. Aktüalite çoğunlukla bizde kıvılcım görevi görür tartışma için. Ko

'Amcam Sokrat'* ya da yönetilemez yaratıcı düşünce

Victoria R. Holbrook ile ile hiç görüşmedik. Bazen, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde hocam Ali Alparslan'ın odasında karşılaşmış olabilir miyiz diye zihnimi yokluyorum fakat bir sonuca varamıyorum. Zaman tam oturmuyor. Ali Toy geliyor gözlerimin önüne. Başka başka isimler. Yine de Ali Alparslan ismiyle onun hatıratında karşılaşmak heyec

Kaybolup giden bazı erdemler üstüne...

İtlaf var!' duyurusu yankılanmıştı her tarafta. En uzak yerlere kadar ulaşan hoparlörler artık sadece insanları bilgilendirmiyordu. Taşların yosun tutan kuzey yanları, kurumuş otlar, bir bacağından uzun iple kazığa bağlanmış merkepler, cılız su yatağının kıyısına öbeklenmiş kum tepecikleri, hasılı 'duran ve kımıldanan' hemen her şeye ilân edilmişti

O büyük ve sonsuz aralık...

'Beni bırakma!' diye bir yön levhasıyla karşılaşmıştı. Akşam bir kızıl gazel yaprağı gibi kuruyup kıvrılmıştı günboyu saldıran sıcaktan. Andican şehri miydi orası Yoksa Tanrı Dağları'nı uzaktan gören kadın ve erkeklerin altın dişlerini göstere göstere dünyanın gidişine inat 'dem vaktı dem alırım' diye diye zamanı billur kasede eze eze altın tozuna

Pek çok şeyin hiçliği üstüne...

Sesi ve görüntüyü çoğaltabilen her cihaz insanın başına gelmiş en büyük afet niteliğinde artık. Sadece gerçeğe bağlı kayıtlar değil sanal dünyada üretilmiş olanlar da dahil bu felakete. Bir süre sonra silinip kaybolmaya yazgılı maddesellikler gerçekliği tehdit ediyor çünkü. Geçen günlerde dünyanın önde gelen bilim insanları diğer canlılarla gelecek

Günler gelip geçer insan göçüp gider... Ya bellek nereye gider

Menekşe, kolay unutulacak kadın değildi fakat gözden ırak olan gönülden de ırak olur sözünü doğrularcasına kısa sürede hatırlanmaz oldu. Sadece berrak güzelliğiyle değil huyu ve şefkati, biraz peltek dili en çok da o yeri kazarcasına bakışıyla hafızamda yer etti. Çocuklar büyüklerin dünya telaşıyla unuttukları her ayrıntının ölümsüz fotoğrafını çek

İlk haber...

Çocuğun o vakitte medyacı olacağı belli mi olmuştu Gerçi henüz medya kelimesi yoktu ortalıkta. Radyonun mucizelerle dolu bir mabed, televizyonun uzak ihtimal gazetelerin ise çarşaf çarşaf açılıp duvarlara, camlara yapıştırıldığı, her fotoğrafın her haberin özenle okunduğu hatırda tutulursa gazetecilik daha önde sayılırdı. 'Gasteci' de yoktu etrafta

Bayrama girerken...

1650 rakımlı Kayabeli Geçiti'nde taze çiçeklerden öz toplayan bal arısı göğsüne vuran gizli rüzgara aldırmadan Eflatunpınar'ına kadar uçtu. Yukarıdan aşağıya döne dolana inmek, helezonik vızıltıların tekrarıyla gönenmek ve alçaldıkça ısınan havayı minik bünyesinde duymak güven veriyordu ona. Hitit mirası pınara vardığında kana kana su içecek sonra

Benzemek mi ayrışmak mı

Şiirimiz adına sadece Tanzimat ile başlayan yeni dönemde değil daha eskide de bir dizi zihniyet ve estetik ayrışımlarına sahibiz. Şeyh Galib'in Hüsn ü Aşk'ına bakarak bile kimin nerede kimden ayrıldığını, kendi yolunu nasıl tuttuğunu görebiliriz. Nabi'nin başını çektiği 'dünya fani ahiret baki' mottosu da kendince hikemi bir yol geliştirmiş ve este

Ay ne zaman doğar güneş nasıl batar yıldızlar nereden görünür Ya da...

İğde dalları türküde olduğu gibi alabildiğine yerde. Tabiata, bahara secde edercesine vecd halinde o turuncu borulardan nefes saçıyorlar. Una bulanmış gibi donuk gri yaprakları zeytinlere özeniyor. Akasyalar sanki bin yıl yaşamış gövdelerinin sertliğine inat yumuşak kokularını alımlı bir dişinin küpe darbeleri gibi sağa sola bırakıyorlar. Şehrin ka