Warning: session_start(): open(/var/lib/lsphp/session/lsphp74/sess_68oleaq3bu019g12kf91m3chlq, O_RDWR) failed: No space left on device (28) in /home/koseyazarioku.com/public_html/maincore.php on line 8

Warning: session_start(): Failed to read session data: files (path: /var/lib/lsphp/session/lsphp74) in /home/koseyazarioku.com/public_html/maincore.php on line 8
Ali Hakkoymaz Köşe Yazıları : koseyazarioku.com
Can't create/write to file '/tmp/#sql-temptable-336-9215d8-83ebc.MAI' (Errcode: 28 "No space left on device")Can't create/write to file '/tmp/#sql-temptable-336-9215d8-83ebc.MAI' (Errcode: 28 "No space left on device")

Ali Hakkoymaz

Yeni Asya

Önce eğitim[-ci eğitilmeli]

İ'TİZARDikenli, içimi ezen, yüreğimi burkan, keskin cehalet kokulu bir eğitim buketi (sunduğum) için üzgünüm; ümitsiz değilim; bir çıkış mutlaka vardır. Ümidim var ki bunları yazdım; susar otururdum bir köşede yoksa. « (Eğitim için arayış, teklif, tahmin, tesbit, tembih, tashih, tenkit, tasrih, hicv niyetİne...) « HOCA-CEMAAT/ÖĞRETMEN-ÖĞRENCİ Hocal

İnsanlık ülkesi'nin anahtarı

Dünya bir kandil, bir nur, bir aydınlık, bir kurtuluş, bir huzur, bir bahar bekliyor. Denemediğimiz yol kalmadı.Bütün yollar, bir saadetli yola/medeniyete çıksın istiyorsak Medine'deki misafirin kimliğini kimliğimiz eylemeliyiz. Yoksa kim'liğimize kimse bakmayacak; bakmıyorlar zaten. Dönelim o zaman Medine'ye... Medenîliğe yani... Şöyle tertemiz...

İnsanlık Ülkesi'nin anahtarı

Dünya bir kandil, bir nur, bir aydınlık, bir kurtuluş, bir huzur, bir bahar bekliyor.Denemediğimiz yol kalmadı. Bütün yollar, bir saadetli yola/medeniyete çıksın istiyorsak Medine'deki misafirin kimliğini kimliğimiz eylemeliyiz. Yoksa kim'liğimize kimse bakmayacak; bakmıyorlar zaten. Dönelim o zaman Medine'ye... Medenîliğe yani... Şöyle tertemiz...

Hastalık hastalığı ya da önce can tahlili

-Hasta mı; hastalık mı-Şuram ağrıyor, demeyegör! Kalemini, gözlüğünü çıkarıyor doktor; yazıyor da yazıyor. Ne yiyip içtiğini sormuyor. Önce bir hoş geldiniz, de! ay, kahve ve saire... ["Can tahlili" diye bir şey var; "Kan tahlili"nden önce.] * Doktorların ya kelimeleri yok veya konuşmaya mecalleri... Ya da bıkkın olduklarını düşünüyorum. Niye mi Bi

Sandığın içindekiler

Babam, nazlanıp (mızıkçılığı) uzattığımda, o meşhur sertliğini takınır: "İşi tadında bırak; işin tadını kaçırıyorsun, ha!" gibi kalıplaşmış sözleriyle çehresini eğerek son ikazlarını yapardı. Dünya susardı o ân.« Bak; defalarca İstanbul'u kazandınız ve halk emanetin adresini değiştirdi. Ne var bunda Daha bin yıl bu ara kapatılacak gibi gözükmüyor.

Çılgınların altın zinciri

Âkif'i seviyorsak; hürriyeti de seveceğiz.Bu işin aması, fakatı olmaz. Bizde hamaset; Âkif'te hakikat çığlıkları... Şairin mısralarını konuşmalarımızın süsü niyetine alırsak garbın medeniyeti garpta kalır. Kaldı mı; kaldı. Hakikat peşinde olsaydık şimdiki bu hayalî gündemlerle oyalanmazdık. Hamaset bir müddet sonra yorar ve menzilin kokusunu bi

İçtimaî ve Siyasî Sözlük (7) - Dünya fânî mi bâkî mi

Hürriyet bu öyle kolay kolay gelmez! Hürriyetsiz ölür insan da... ekmeksiz öyle kolay kolay ölmez!Evler, okullar, yollar hürriyete kavuşmadan; güleceği yok dünyanın. Dünya geliri üç beş kişi arasında dolaşıyor; geri kalanın eli ayağına... Allah'ın kulundan esirgemediği hürriyeti ve malı; kul, kuldan esirgiyor, alıyor, kaçırıyor, çalıyor çırpıyor.

(Hayat üzerine) hayatî sözler/Hayatı Kullanma Kılavuzu

HAYATocuklar gibi sevecen... Ölüm gibi sade... « ESKİ-DE-N YENİ-YE Eski gözyaşları yok. Eski alınterleri de... Ve eski mendiller de... Şimdi kuruyan gözyaşlarına; kâğıttan mendiller... İstasyondan sakince uzaklaşan trenlere sallanan mendiller o sandıklarda çürümeyi/lime lime olmayı bekleseydi de arada koklamaya gitseydik o naftalin kokularını... He

Yorgun zamanlar matinesi

Mektubuma başlarken... diye başlayan mektuplar; öldü.Bir samimiyet, bir ihlas, bir mahremiyet vardı o beyaz zarflarda. Bayram tebrik kartlarında... Bir içimiz vardı. Bir içim su gibi dostluklarımız... Sonra masum, çevirmeli telefonlar... Az katlı evler... Birdenbire yıkıldı yüzlerce yılın birikimleri. "Bir tatlı huzur almaya..." giderdik sem

Medeniyet üslûptur (Konuşmak ya da susmak)

Yoo, düşürün şu seslerinizin tonunu; susun hattâ; kuşların bestesini, çiçeklerin eleğimsağma seslerini dinlemek istiyorum.ok bağırıyorsunuz; karışık buruşuk ve dolgulu yüzlerinizle. Hınç alır gibi konuşuyorsunuz insanlıktan. "Tebessüm Şeytanı Sevindirir" cemiyetine/derneğine üyesiniz galiba! Galiba "ölüm" bile değilsiniz; yoksunuz, yok. Bu yüzden g