Ümidin ya da aşkın kadarsın

CİMRİLİK

Önemli hastalıklarımızdan biri de cimrilik. Selâm cimriliğimizden sofra cimriliğine uzanır bu liste.

Cimrilik ve korkaklık; cömertlik ve cesaret beraber gezermiş; bu da hatırda dura! Aman kimseler görmeden geçip gideyim şuradan! Şunu tek başıma yiyeyim yalnızlığına, hırsızlama tavırlara atıyoruz kendi kendimizi.

Bu bizim dünyaya yapışıp kalmışlığımız, dünyayı ebedî sanışımız hayra alâmet değil..

Parasını pulunu yiyemeden, evini oturamadan, çulunu giyemeden bırakıp gidenler de pek ibret olmuyor demek ki!

O, her şeyi veriyor; buradan bize bir yol gösteriyor; biz saklıyoruz, biriktiriyoruz.

Dünyanın yarısı aç. Yoksulluk, açlık sınırında milyonlar var. Herkese yetecek, artacak yiyecek, içecek var da bu cimriler, bu israf, bu ben kazandım kibri var ya...

Bilenlerin de bu cimriliği, israfı -hele ve öncelikle devletteki dev israf- anlatacak cesaretleri mi yok, onlar da ilim cimrisi midir nedir! Ama olmaz ki... Hakikati saklamakta çok cömertiz, ha!

*

AŞK

Aşk; değil sadece gözden; gönülden de taşan şeye derler.

Aşkı (gönlünde) büyüt şimdi. Ki insanlığın nefesinin daraldığı demlerde yolu açacak, çölü geçecek, dağı delecek aşıklardır.

Dünya, aşkını kaybetti. Aşkı "makam" sandı. "Şöhret" sandı. "Mecazî cezbeler"den ne varsa "aşk" sandı. Hakikî aşk olmadan da yandı, bitti, kül oldu; o sanılanlar. "O aşk"ta yansa gül olacaktı.

*

ÜMİT

Şimdi çığlık çığlığa çöldeyiz. Şimdi dağlar gerildi önümüze. Cimriliğimizin cenderesinde sıkıştık kaldık. Bu cenderelerden ufka, maviliklere, dalgaları aşıp ötelere, sonsuzluğun derin, sade, sakin iklimlerine taşınmak için bir şeye ihtiyacımız var: Ümide...