Ünal Bolat

Türkiye

Hikâyesi var...

"Biz avluda otururken mütevazı giyimli bir genç kız, hayvanını çeşmeye getirmişti..."Büyük kazanımlar senin ciddi çabalarınla değil, sen açık kapılarla öylece beklerken gelir. Bir arkadaşımla, ortak bir arkadaşımıza, yeni yaptırdığı evinin kendisine ve ailesine hayırlı olması dileğiyle ziyaretine gittik.Adrese geldiğimizde gördüğümüz hâl şöyleydi:B

Dost da biriktirmişsin

"Kimsin kimlerdensin derken laf arasında damadın ismi geçince dükkân sahibi şaşırmıştı..."Hatırama bugün de devam ediyorum...Büyük ağabey anlayışlı davranmıştı: "Gariplerin yuvasını kim yapacak Annesi, babası yok, diye evlenmesinler mi" dedi ve bu evliliğe onay verdi. Baba ve anne bu söz üzerine itiraz etmeden kabul ettiler.İki genç kısa bir sürede

"İnşallah olacak bu iş..."

"Uzun zaman gösterdiği çabadan sonra nihayet genç kızın dikkatini çekmeyi başarmıştı..."Doğduktan hemen sonra babası, 2-3 yaşlarında ise annesi vefat etmişti. Çok küçük yaşta yetim ve öksüz kalınca, amcası kendine sahip çıkmış, onun yanında ilkokulu bitirmişti. İlkokulu okuduktan sonra amcasına yük olmamak adına minibüslerde muavinlik yaparak çok k

Zor zamanda para isteyen adam!..

"Ona verirsem, bana çok az bir para kalıyordu kendim ve evimin ihtiyaçları öncelikliydi..."Hatırama bugün de devam ediyorum...Böyle küçük bir vilayette bu boş alanda bunca kalabalık, düşündürücüydü...Kalabalığın arasından biraz yürüdüm. 35-40 yaşlarında bir adam çıkageldi. Yürümesine engel yok. Elinde sigara, üstü başı yeni-eski değil. Kirli sakall

Yurt dışında üniversite hayalim

"Orada çok sayıda üniversitede teoloji üzerine ciddi çalışmalar olduğunu okumuştum..."Anlatacaklarım 1998 yılına ait. Olayların geçtiği yer Bartın vilayeti. 1998 yılında daha önce bazı başarılı imtihanlar sonrasına istinaden müfettişlik imtihanına girmeye karar verdim. Öncelikle eğitim fakültelerinin eğitim yöneticiliği bölümlerini bitirmek ve müla

O gece ezberledim

"Oto lastikçisi Yusuf Dede, sokağın başında göründü mü herkes bir yere saklanırdı..."Yaşlılar genelde "bizim zamanımızda" diyerek konuşmayabaşlar. Ben de öyle yapacağım. Çünkü geçmişini bilmeyen geleceği şekillendiremez. 1960'lı yıllardaki çocukluğumdan bahsedeyim... Mahallemizdeki akranlarımızla çok samimi veiçten arkadaşlıklarımız olurdu. Okul so

Karıncalar ve arılar...

"Ne yalan söyleyeyim çocukluğumdan beri karıncalara ve arılara saygı ve ilgi duymuşumdur..."Bazı insanların mazereti boldur. İş buyur sana akıl öğretsin.İnsanın kendini yargılaması, başkasının yargılamasından çok daha zordur. Çünkü bu ilim gerektirir.Ne yalan söyleyeyim, çocukluğumdan beri karıncalara ve arılar topluluğuna özel saygı ve ilgi duymuş

Mezarımda iki taş olsun

"Saray bahçeleri, köşklerde bulamadığım huzuru Orhan-ı Kebir medresesinde buldum..."Dayımla, hasta ziyaretine gittiğimiz Atilla Ağabeyin evinde dedesinden kalma Osmanlıca defteri okuyordum o da dinliyordu. Defterin sonunda sözü edilen ve vasiyet olduğunu tahmin ettiğimiz kâğıdı büyük bir merak içinde açıp okumaya başladık, Osmanlıca yazılı metin ge

Kim önce vefat ederse...

"Defter burada bitiyordu. Ama söylenen vasiyet ne olabilir, nerede yazılı olabilirdi"Dayımla, hasta ziyaretine gittiğimiz Atilla Ağabeyin evinde dedesinden kalma Osmanlıca defteri okuyordum o da dinliyordu...-Onun yorgun ama dikkatli bakışlarından gözlerimi deftere çevirdim:"Hakikaten hocamın dediği oldu. Orhan-ı Kebir'e düşman ayağı basmadı. Hocam

Ölmeden dedemi tanıyayım

"Evini terk edip buralara gelmişsin. Ya eşini getir ya da burada yeniden evlendirelim..."Hatıramı anlatmaya bugün de devam ediyorum... Elimdeki Osmanlıca hatıra defterinde sayfaları geçiyorum:"Evlendim. Eşimin istekleri bir türlü bitmek bilmiyor. Sürekli 'Burası küçük. Biz köşke taşınalım'diyor. Olmadık istekleri var. Komşu kızı beni üzeceğe benziy