Şule Demirtaş

Karar

Othello'nun ülkesinde Iago'nun gölgesi

İnsanın iç dünyasında çoğu zaman adını bile koyamadığı bir yarık vardır. Gürültü çıkarmaz, kendini görünür bir biçime büründürmez. Kişi ne zaman kendi eksikliğine dokunsa o yarığın sessizliği belirir. Bu sessizliğin adı hasettir. Çünkü haset öfke gibi taşmaz, kıskançlık gibi telaşla kendini ele vermez. Suya karışan ince bir çizgi gibi içeri sızar v

Rakibiyle yüzleşmeyen yenilmeye mahkumdur

Türkiye bugün yalnızca siyasal krizlerden geçen bir ülke değil. Bu ülke kendi hafızasıyla ve korkularıyla hesaplaşmak zorunda olduğu bir eşiğin üzerinde duruyor. Yıllar boyunca siyasetin merkezine yerleşen kavramların ağırlığı azaldı. Düşünceyi taşıması gereken siyasal akıl yerini giderek daha çok tepkiselliğe bıraktı. İlke değeri taşıması gereken

İktidarın da solun da istemediği üvey evlat: Muhalif muhafazakârlar

Bu yazıyı, sol çevrelerin yayın organında yer alan "CHP'nin 'normalleşme' yolculuğunun son durağı: 2025 programında laiklik nasıl tasfiye edildi" başlıklı metnin diliyle ve bu dili besleyen eski seküler-devletçi algıyla hesaplaşmak için kaleme alıyorum.Öncelikle CHP'nin 2025 Programı lansmanında bulunan bir yazar olarak, söz konusu başlığın taşıdığ

Ayasofya'da ağır tonaj, gözlerde yaş

Ayasofya'nın içerisinde ağır tonajlı kamyonları gördüğümüz o fotoğraf, bu ülkenin yalnızca restorasyon pratiğinin değil, tarih bilincinin, kültürel görgüsünün, medeniyet iddiasının ve kamusal şeffaflık anlayışının ne denli örselendiğini bütün çıplaklığıyla gösteren eşsiz bir belge oldu.Hasbelkader basına sızmış fotoğraflarla gördüğümüz bu garabet v

Gerekçesiz siyasetin 'Hikmet Vardır' perdesi

Demokratik siyaset, özü itibarıyla açıklık ve şeffaflık üzerine kurulur. Yönetenlerin aldığı kararları toplumun bilgi alanına taşıması bir idari zorunluluktan ziyade yasal meşruiyetin en temel koşuludur.Sandık iktidarı verir fakat iktidarın korunması, yönetilenlerin bilme hakkına gösterilen saygıyla mümkündür. Bir toplum ancak kararların nasıl ve h

Tarih kimin hikayesini yazacak

Tarihte devletlerin en büyük yanılgılarından biri siyasi rakiplerini görünmez kılmanın onları etkisizleştireceği inancıdır. İktidar, gücün tek merkezde toplandığı dönemlerde toplumdaki huzursuzluğu bir kişinin üzerine odaklayarak bastırabileceğini düşünür. Suçlama listeleri böyle zamanlarda uzar. Bir insanın üzerine ne kadar çok yük bindirilirse de

Bir Hafızanın İstismar Anatomisi

Siyasette mağduriyet iktidar arzusunun başka bir biçimde anlatılmasıdır. İlk bakışta masum görünen bu dil, zamanla yarayı iyileştirmekten çok o yaranın etrafında örülen duygusal sadakati besler ve toplumu hakikat arayışından uzaklaştırır. Türkiye'de yıllardır tekrarlanan "mağduriyet" söyleminin böylesine etkili olmasının nedeni de budur.Muhafazakâr

Panoptikonun sessiz çemberi

"Gözetimin en büyük başarısı, artık kimsenin gözetlendiğine inanmamasıdır."Fakültedeyken mitoloji ve ikonografi derslerini büyük bir ilgiyle takip ederdim. Benim için bu dersler, geçmişin sembollerini çözmekten çok, insanın varoluşunu hangi imgelerle anlattığını kavrama biçimiydi. Tanrıların öfkesi, kahramanların yenilgisi, insanın korku karşısında

Mamdani kazanınca biz de kazanmış mı sayıldık

New York'a ilk gidişim 2015 yılındaydı ve şehrin üzerine sinmiş o ağır 11 Eylül gölgesinin hâlâ dağılmadığını hemen anlamıştım. İnsanların bakışlarında açıklanmayan bir mesafe, sokakların sesine karışmış bir teyakkuz hali, gökdelenlerin arasından esen rüzgârda bile geçmişin yarığına ait bir serinlik vardı.O yıllarda Obama'nın Beyaz Saray'dan yüksel

Post-mağduriyetin sessiz çöküşü

İnsanın en eski eğilimi Tanrı'yı taklit etmektir fakat bu taklit inançtan ziyade kudrette gerçekleşir. Güç yalnızca hükmetme arzusunu taşımaz, anlamın merkezine yerleşme tutkusunu da yanında taşır.Nietzsche, Ahlakın Soykütüğü'nde insanın güçle birlikte kendini erdemin kaynağı saymaya başladığını söyler. Bu yüzden her iktidar kendi varlığını bir ahl