Kâinat sarayının rehber bir muallimi

(Dünden devam)

Hem mümkün olur mu ki, bu kâinatı bütün esmasının kemâlâtını ifade eden masnuatla tezyin ederek seyir için garib ve ince sanatlarla süslenilmiş bir saraya benzetsin de, rehber bir muallim tayin etmesin

Hem hiç mümkün olur mu ki, bu Kâinatın Sahibi, şu kâinatın tahavvülâtındaki maksat ve gaye ne olacağını müş'ir tılsım-ı muğlâkını, hem mevcudatın "Nereden Nereye Necisin" üç suâl-i müşkülün muammasını bir elçi vasıtasıyla açtırmasın

Hem hiç mümkün olur mu ki, bu güzel masnuat ile kendini zîşuura tanıttıran ve kıymetli nimetler ile kendini sevdiren Sâni-i Zülcelâl, onun mukabilinde zîşuurdan marziyatı ve arzuları ne olduğunu bir elçi vasıtasıyla bildirmesin

Hem hiç mümkün olur mu ki, nev-i insanı şuurca kesrete mübtelâ, istidatça ubudiyet-i külliyeye müheyya suretinde yaratıp, muallim bir rehber vasıtasıyla onları kesretten vahdete yüzlerini çevirmek istemesin

Daha bunlar gibi çok vezaif-i nübüvvet var ki, her biri bir bürhan-ı kat'îdir ki, ulûhiyet risaletsiz olamaz. Şimdi acaba âlemde Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâmdan, beyan olunan evsaf ve vezaife, daha ehil ve daha câmi' kim zuhur etmiş Ve rütbe-i risalete ve vazife-i tebliğe ondan daha elyak, daha evfak, hiç zaman göstermiş midir Hayır, asla ve kat'a! Belki o, bütün resullerin seyyididir, bütün enbiyanın imamıdır, bütün asfiyanın serveridir, bütün mukarrebînin akrebidir, bütün mahlûkatın ekmelidir, bütün mürşidlerin sultanıdır.

Evet, ehl-i tahkikatın ittifakıyla, şakk-ı kamer ve parmaklarından su akması gibi bine baliğ mu'cizatından, hadd ü hesaba gelmez delâil-i nübüvvetinden başka, Kur'ân-ı Azîmüşşan gibi bir bahr-i hakaik ve kırk vecihle mu'cize olan mu'cize-i kübra güneş gibi risaletini göstermeye kâfidir. Başka risalelerde ve bilhassa Yirmi Beşinci Söz'de Kur'ân'ın kırka karîb vücuh-u i'câzından bahsettiğimizden burada kısa kesiyoruz.

Sözler, Onuncu Söz, s. 81

LUGATE: