Ragıp Karadayı

Ragıp Karadayı

Türkiye
Yaşam 671 yazı 2 takipçi

Mevlâ görelim neyler Neylerse güzel eyler...

Bu, mübalağalı ifade gibi gelse de aslında Allahü teâlânın hikmetine, ilmine, hükmüne, kuvvet ve kudretine hamd edişimdir benim. - Bir gönül dostuna sormuşlar: "Sevmek mi yorar, sevilmek mi"- O mübarek zat da şöyle cevaplamış: "Allah için değilse ikisi de yorar!"- Burada büyük bir incelik var Tanju Bey. İlkin nefsimiz için olsa da bu evlilik bizi

Susmak bazen asalet, bazen de hakkı teslimiyettir...

Şayet konuştuğunda karşındakini incitmekten korkuyorsan, işte o zaman susmak edebî bir zarafettir. Tanju:- Okuduklarımın birinde de: "Fakir bir köylü kendi imkânlarıyla yetiştirdiği üzümlerden Sevgili Peygamber Efendimize sallallahü aleyhi ve sellem, ikrâm etmek istemiş. Tam olgunlaşmasını beklemeden de birkaç salkım koparıp huzura çıkmış. Efendimi

"Her şeyi bilmek kusurdur, Allah'ıbilmek ise huzur"

Önce ne demek istediğini anlayamadım. Kendi kendime "Her şey bilmek, niçin kusur olacakmış" dedim, çok düşündüm. Sohbetimiz bitecek gibi değildi. Bir ara çok kitap okuduğumdan bahsedince "Neleri okudun" suâli geliverdi, gayet tabii olarak. Ben de aklımda kalan cümlelerden aktardım Tanju Bey'ime. - Nereden başlasam Şöyle bir toparlayayım. Unutmadı

Huzur ve saadet yüklüdür yaz mevsimi...

Yaz müstesnadır. Her çeşitten meyveyi bulduğumuz gibi güzel hisler de yaşatır insana... Benim gibi sizlerin de öyle sevdalandığı, âşık olduğu zamanlar olmuştur mutlaka. O ayaklarımızın yere basmadığı zamanlarda malumunuz, kalbimiz pır pır eder, tarifsiz bir heyecan içinde kabımıza sığmaz, dolup taşardık. Sanki bütün dünyanın huzur dolu saadetlerin

Eski defterleri silerek geldim. Olup bitenleri bilerek geldim.

Çok şey diyecektim demedim, yutkundum. Sadece "GÜL KOKAN; HUZUR ve SAADETİN anahtarı, şehir ve tabiat iç içe..." diye fısıldadım. Sabah güneşinin kızıl huzmeleri, yeniden doğuşun, dirilip ayağa kalkışın, belki de sevgilerin arttığı bir hayatın habercisiydi. Uçsuz bucaksız maviliği, yangın yerine çeviren ve ateş rengine boyayan sabah güneşi, pamuk y

Dizimde bir titreme hissediyor ve gizlemeye çalışıyorum...

Tanju'yu bilmem ama ben huzur ve saadetimden, sevinç gözyaşları döküyordum. Hafif bir titreme geldi, ürperdim. Kamelyanın bitişiğindeki musluğu görünce içimden abdest almak geldi. Üşenmeden kalktım güzel bir abdest aldım, kıbleyi sordum, iki rekât şükür namazı kıldım. Başımı secdeye koydum ağladım. Tanju'yu bilmem ama ben huzur ve saadetimden, sevi

"Buyur evimin sultanı" deyince ikimizin de yüz çizgileri değişti

Korkarak geldiğim bu yerde, tarifsiz bir güzellikle karşılaşmıştım. İçimden "Erzurumlu şoför ne kadar haklıymış..." dedim... Bazen Tanju'dan ayrılıyor, yürüyüş yolundan çıkıp çiçeklerin arasına giriyordum. Etrafı dikkatlice inceliyor, hata kusur bulmaya çalışıyordum aklımca. Nerede Baktıkça hayranlığım artıyordu. Bu mini ormanın bazı yerlerine

Yorgunluk, telaş ve geç kalma korkusu aklımıza gelmiyordu

Zümrütten kocaman bir bahçe, konağın etrafını süslüyordu. Hafiften esen rüzgâr, yanık kalbimize serinlik veriyor, ferahlandırıyordu. Bunca zaman ayrı kaldıktan sonra yan yana yürümek heyecanlandırıyordu da... Akasyalar, manolyalar, zakkumlar, muhtelif büyüklükte çınarlar, ardıçlar, çamlar, meşeler, kestaneler, incirler... hülâsa; zümrütten kocaman

"Pot kırarsam kusuruma bakmayın, olur mu.."

"Hanım" derken heyecanlanıyorum... Düşünebiliyor musun aylar sonra ilk defa bugün bir hanımefendiye "hanım" diye hitap ediyorum. Jale:- İyi de öyle canım yanmış ki ne bu ifadeye, ne de ona verilecek cevaba hiç hazır değilim. Pot kırarsam kusuruma bakmayın, olur mu- Ben de zaten "hanım" derken hem heyecanlanıyorum, hem de şaşırıyorum. Düşünebiliyor

"Sorduğumsuâllerimin yarısı hâlâ cevap bekliyordu!.."

Nefise Doktor'umun Tanju'yla bu kadar yakın durmasına, kırk senelik ahbap muamelesine, sıkı dostmuşlar gibi olmasına mânâ veremiyordum! Jale: - Büyük idealleri, ulaşmak istediği hedefleri olan küçücük bir Sinek Kuşu varmış bir de onu kıskanan, işlerine mâni olan ve yüksek gayesinden vazgeçirmeye çalışanlar... Ne yapsa, hangi adımını atsa bir bahan

Doktorum durmadan konuşuyordu!..

"Kafanızda cevapsız bir şey kalmasın, hepsini de cevaplayacağım inşallah..." Şimdi diyeceksiniz ki bizim durumumuzla ne alâkası var Alâkası, bizim de Türk olmamızdan... Yani dolduruşa, başka bir ifadeyle gaza gelebilmede üzerimize yok. Bize söylenenin tersini yapabilmekte de ayrı bir maharetimiz var. Hostes ne yapıyor Meşhur emperyalist milletlere

Herkes nefesini tutmuş, doktorun vereceği cevaba odaklanmıştı...

Nefise Doktor önce şaşırsa da hemen "Ben de olsaydım ilk olarak böyle bir soru sorardım muhatabıma..." dedi... Niyet güzel olursa, sofra da kurulursa,Bol rahmetin sonunda, sular da durulursa,Ahbaplar muhabbetle, hayırda yorulursa,Evimiz ocağımız, hem de büyük davamız.Hararetten beridir, bizim serin yuvamız. Tebessüm eksik olmaz, o güzelim yüzünden