Osman ZENGİN

Osman ZENGİN

Yeni Asya
Yaşam / Din 155 yazı 0 takipçi

Müfritane irtibat yolunda Doğu ve Güneydoğu seyahati

70'li, 80'li senelerde bizler, bunu çok yapardık. "Müfritane irtibat sevdalısı ve muhabbet fedâisi" prensiplerine göre yaptığımız bu nev'i seyahatlerde, Anadolu'nun çeşitli yerlerindeki kardeşlerimizi ziyaret eder, şevk alır, şevk verirdik.GEZİ: OSMAN ZENGİN emailprotected SEYAHAT NOTLARI O senelerdeki; uhuvvet, muhabbet, birbirine fânî olmak gibi

Türkiye Cumhuriyeti mi, Atatürk Cumhuriyeti mi

Bir defa, devletimizin ismi, anayasa maddesi ile de sabit olduğu şekilde; "Türkiye Cumhuriyeti"dir. Siz, bu ismi, nasıl değiştirmeye teşebbüs ediyorsunuzÜstelik de, o "değiştirilemez dediğiniz maddenin başında da bu yazmasına rağmen... Ve resmen de, suç işliyorsunuz... Hem de, anayasa suçu... Siz, nasıl olur da, koskoca bir milleti, bir şahsın peşi

İsmail Doyuk Ağabey vefat etti

Bundan on beş sene kadar önceydi. Birçok hizmete beraber gittiğimiz, rahmetli İhsan Paşalıoğlu, bir gün bana dedi ki; "Osman kardeş, burada (Bursa'da) eski bir ağabeyimiz varmış, hem de, Üstad'ın talebelerinden ve hizmet etmiş bir ağabeyimizmiş, haberin var mı" dedi. Haberimin olmadığını söylediğimiz o ağabeyimiz, İsmail Doyuk imiş.Kendisiyle, bir

Atatürkçüleri Koruma Kanunu: 5816'yı, kim kaldıracak

12 Şubat 2021 tarihli Yeni Asya'da; "Atatürkçüleri Koruma Kanunu: 5816" başlıklı bir makale yazmıştık. "Mahiyetinin bilinmesinin ehemmiyetine binaen" o makaleyi, tekrar nazarlarınıza arz ediyorum ve en sonunda da, başlıktaki suali soracağım:Evet, yanlış okumadınız! Bu, aziz milletimizin ensesinde boza pişiren meşhur kanun: 5816, "Atatürk'ü Koruma K

Ayşegül Günen kardeşime binler rahmet

KBB mütehassısı, Doç. Dr. Abdullah Günen kardeşimi, gıyaben tanıyordum.Ama esas tanışmamız, onun yirmi beş sene kadar evvel Bursa'ya taşınmasıyla oldu. "Hoş âmedî" için evini aradığımda kendisiyle değil, Ayşegül kardeşimle konuşmuştum. Abdullah kardeşi sorduğumda; "kızıyla, geziyorlardır abi" dedi. Meğer kendi MS hastası imiş, ondan dolayı, fazla d

İstanbul 6 Ekim'de kurtulmadı ki

Yakın tarihimiz, o kadar yalanlarla, sahte-kârlıklarla, ters yüz edilmelerle doludur ki; "gerçek kahramanlarla, sahte kahramanların" yer değiştirdiği birer ucubelerdir bunlar.İngilizlerin İstanbul'u işgal ve Osmanlı saltanatına son verme plânı için Çanakkale Boğazı'nı geçmek isterken, ecdadımızın o boğazı onlara nasıl mezar ettiğini biliyoruz. Sömü

Barla'da bir kilise...

"Barla'da Bediüzzaman var. Barla'da Risâle-i Nurlar var, Barla'da Nur'un saff-ı evvel 'Barla kahramanları' var. ' Barla'da bir kilise' de nereden çıktı" diyenleriniz olabilir.Evet, Barla'yı Barla yapan, Bediüzzaman Said Nursî Hazretleridir. Yoksa Üstad Barla'ya M. Kemal ve avanesi tarafından nefyedilmeseydi, orayı kim tanırdı kim bilirdi 1980 sene

Alvarlı Efe: Bu trende Asrın Müceddidinin talebesi var!

Alvarlı Efe'yi (Muhammed Lütfi Efendi) birçok kimse tanır.Hani, "Seyreyle güzel kudret-i Mevla neler eyler Allah'a sığın adl-i Teâlâ neler eyler" diye başlayan şiir ona aittir. Erzurumluların tabirince, "Efe Hazretleri" hem orada hem de çok yerde tanınan ve sevilen âlim ve fazıl bir şahsiyettir. Erzurum Hasankale'ye (Pasinler) bağlı Alvar köyündend

İlk ve son halifelerin tevafuklu vefat günleri

Hayatınızda birçoğumuz acaib tevafuklarla karşılaşmışızdır. Bazen bakıyorsunuz umulmadık yerden, umulmadık hadiselerle bu tevafuklarla karşılaşabiliyoruz.Geçenlerde bir takvimin 23 Ağustos günkü yaprağında ilk İslâm Halifesi Hz. Ebubekir (ra) ile son Halife Abdulmecid'in aynı günlerde vefat ettiğini gördüm ve çok şaşırdım. İçimden, "Fesubhanallah!

Bulutlara selâm söyleyin; "Bunlar Allah'ın misafirleridir" deyin!

Elli beş senedir, şu Nur mesleğinde hep;" muhabbet fedâisi ve müfritane irtibat sevdalısı" olduk, olmaya çalıştık elhamdülillah. Ve hep de "ayak olmayı baş olmaya" tercih edenlerden olduk.Üç günlük seyisliği olup da başa geçme sevdalıları gibi bir derdimiz olmadı. Mümkün oldukça, "İhlâs ve Uhuvvet Risaleleri" prensipleriyle hareket etmeye çalıştık.

Nârin'in, narına yanasınız!

Ey, Allah'tan korkmaz, kuldan utanmazlar! Ey, nefis ve şeytanın emrindeki zalimler! Bu küçücük çocuğa nasıl kıydınızOlmayan vicdanınızı hesaba çekmiyorum ama hiç mi titremediniz, sızlamadınız, gözünüzün pınarı kurumuştur, öyle tahmin ediyorum. Çünkü Kahrolası hırsınız, süfli hevesiniz, pis hazzınız, şeytanî intikam hissiniz, o gibi vicdanî hasseler

İkinci hâin 12

Bilmece gibi olan bu başlığı hemen açayım: Cumhuriyet tarihimizde, "12" rakamı zikredilince, aklımıza hemen "12 Mart 1971" ve "12 Eylül 1980" hâin ihtilâlleri gelir.Süfyanizmin bu milleti "dinsizleştirme" projelerin mütemmimi, tamamlayıcısı mahiyetindeki ilk hâin ihtilâl olan "27 Mayıs 1960" yapılamasaydı ondan sonra takip eden ihtilâllerin hiç bir