Necati Doğru

Sözcü

Yunus Emreyi bile soydular!

Eskişehir'in Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköy'de (şimdi mahalle) 1705 yıl önce (1320'de) ölen Yunus Emre'yi mezarından çıkarıp soydular. Bir Hak aşığıydı. Ne varlığa sevinirim Ne yokluğa yerinirim Bana seni gerek seni Bu dizeleri yazan Allah aşığı halk şairinin adıyla devlet 2007 yılında bir vakıf kurdu. Vakfın kurucuları arasında o dönem Cumhurb

Sapancanın suyu!

Çok eskiden okumuştum. Finlandiyalı bir yazarın "Su Unutmaz"adlı kitabında; "suyun keskin bir hafızası" olduğu; İskandinavya'da bir köylü kız ile babasının ağzından anlatılıyordu. Şiir gibi yazılmıştı. Baba anlatıyor. Kızım! Su, buhar olur. Gökyüzüne çıkar. Yağmur olur. Toprağa iner. Çetin kış gelir. Su buz keser. Yazın güneş vurur. Buz suya dönüşü

2025e merhaba!

Giden yıl hüzündür. Gelen yıl umut. Yeni yılınız sağlıklı, güzel, umutlu olsun. Giden yıl; "Apo koklama" ile kapandı ve ölünceye kadar Cumhurbaşkanı kalma arzuları tüm çıplaklığıyla ortaya döküldü. Umutluyum. Yıl boşa gitmedi. 2024 yılı; biriktirdi, biriktirdi;"daha çok hesap sorun-her söylenene sakın kanmayın" diyerek bırakıp gitti. Böylece: Uyuş

Salla düşecekler!

Ceviz sepeti silkelenince; bir daralma, sıkışma, alan açılma başlar. Cevizler arasında gözle görünmeyen boşluklar kapanır, ceviz cevize yaklaşır, yapışır. En üstten başlayarak en alta kadar cevizler sıklaşır. Bakarsın! Sepette yer açılmış. Bir daha silkelersin. Sepet iyice ferahlar. Ceviz sepeti silkelenir, dut ağacı ise sallanır. Ağaca çıkanın ko

Dilim! Dilim!

Bir canlı fil ise uçmaz. Uçuyorsa fil değildir. Uçan filin, ne olduğu anlaşıldı. Her yılın son haftasında olduğu gibi yine "gelir dağılımı verileri" açıklandı. Zengin yüzde 5'in geliri, yoksul yüzde 5'in gelirinin 23 katına çıktı. Zenginler fil oldu. Uçuyor. Yoksullar zaten yerde. Bu kadar rastlantı ancak senaryosu kötü yazılmış filmlerde olur. Ze

Düşün! Düşün!

Asgari ücret artışını emekçiler, işçi sendikaları, emekçi aileleri, pazarcılar ile mahallenin kasabı, manavı, berberi, marketi, tuhafiyeci esnafı da beğenmedi. Düşün! Düşün! Ezdirmem dedi. Sözünü tutamadı. Ezdirdi. Oysa sözünü tutmak için bütün dünya ekonomi profesörleri ile tüm iktisat dehalarının bile şaşkınlıktan parmaklarını ısıracağı "koltukt

Şamgenden Devrime!

Sadece kimlik kartlarını göstererek; Belçika'dan Fransa'ya, Malta'dan Polonya'ya seyahat edebiliyorlar. Çat kapı! Gidip geliyorlar. Avrupa Birliği üyesi 27 ayrı ülke insanı; sokak süpüren çöpçüden ordu yöneten generale sınırları pasaportsuz, vizesiz geçiyorlar. Adına "Schengen" dediler. 14 yıl önce de Suriye'nin o günkü lideri Esad ile Türkiye'nin

Eli kelepçeli! Kalemi özgür!

TV ekranında öfke gösterisi yapar, izleyenin öfkesini almaya aracılık edersin, çok izlenirisin. Gazeteci Özlem Gürses, bu yolu seçmedi, öfke alma gazeteciliği yapmadı. Dedikoduları, iftiraları, karalamaları araştırmadan gerçek diye sunmak kolaycılığına kaçmadı. Gözlem topladı. Farklı bakış Deneyim. İzlenim biriktirdi. TV ekranında yaptığı programl

Tayyip zengininin yüz karası!

Aslında "kömür karasına" haksızlık etmek istemem. Kömür karası, beni bağışlasın. Benzetme yaparken müsrif oluyorum, müsrifliğime versin. Kömür karası, alın teri demektir. Tayyip Erdoğan dönemi zengini ise yine "yüz karası" ile gündem oldu. Şirketin adı: Limak. Ortakları da var. Desteklendiler. Kollandılar. Koltuklandılar Ve sonunda Cumhurbaşkanı'na

Şüphe!

Mısır'a giderken uçağın kapısında"Rabia işareti" yaptı. Türkiye'ye özgü onu anlatan bir işaret bulup da Mısır'a "yenilenmiş olarak"gitseydi, ilham verici olacaktı. Öncülük eden. Örnek alınan. İlham veren Türkiye! İşareti Rabia! Arap saçına döndü. Mezhepler, dinler, aşiretler, milis güçler, etnik silahlı ayrılıkçılar, vekalet savaşı askerleri; say