Misbah Eratilla

Yeni Asya

Tamamen değişen hayat

Mahmut Aydın, Bediüzzaman'ı ziyaret ettiğinde, Üstad karyolasında oturuyordu. Sırtına bir yastık koymuşlardı, üzeri yarıya kadar yorganla örtülüydü. Mahmut Aydın ve arkadaşı elini öpüp tahta zemine oturdular. Bediüzzaman, Mahmut'a:"Nerelisin, nereden geliyorsunuz, ne yapıyorsunuz" diye sordu. Mahmut Aydın, Lice'li olduğunu ve medresede talebelik ya

Bir kedinin irşadı

Hâfız Mehmet Gül, Risale-i Nur'la tanışmadan önce mahallesindeki camide fahrî imamlık yapıyordu. 1938 yılında Fihrist Risalesi'ni yazarak hizmete başlaması, onun için yeni bir dönemin başlangıcı oldu.Görev yaptığı camide Türkçe ezan okuyan Hâfız Mehmet Gül, bir gün oğlu Süleyman'a, "Oğlum, bu Türkçe ezanı ezberle. Bazen bana yardımcı olursun" diyer

Radyodaki sevab

Hamid Kuralkan, sanat okulundan mezun olduktan sonra Karabük'te sanat okulu öğretmeni olarak göreve başladı.1952 yılında ailesinin isteği ile nakil olarak Van sanat okuluna öğretmen olarak geldi. Özel yeteneğe sahip Hamid Kuralkan, Van'da ilk defa bir radyo ve elektrik tamir atölyesi açtı. Okuldan sonra atölyede radyo tamiri yaptı. Hamid Kuralkan,

Okula ilk adım ve dil engeli

Her insanın hayatında ilk günler unutulmazdır. Ancak bazıları için bu ilk günler, neşe ve heyecandan çok korku ve yabancılık duygusuyla hatırlanır. Serhat'ın okulla tanışma hikâyesi tam da böyleydi.Okulun açıldığı ilk gün, korkudan iştahı kesildiği için kahvaltı bile yapamamıştı. Annesiyle birlikte okul bahçesine adım attığında, bahçedeki kalabalık

Bir dost, bin umut

O yıl okulu bırakmayı düşünüyordu. Bir iş bulup anne ve kardeşlerine bakmak istiyordu.İl genelinde yapılan sınavda iyi bir derece almıştı. Anadolu Lisesi'nin hazırlık sınıfını bitirdiği yaz tatilinde babası, faili meçhul bir cinayete kurban gitmişti. Hayatının en büyük travmasını o zaman yaşamıştı. Uzun süre annesi, babasının yokluğuyla tek başına

Öğrenci sınıfta niye sıkılır

Süleyman bütün gün sınıfta sırasında oturdu. Oturmak onu çok yormuştu. Öğretmen ise gün boyu ayakta, tahtanın başında bir şeyler yazıp çizdi. Bazen de sınıf içinde gezinerek ders anlatı.Bazen de sorduğu sorunun cevabını yazan öğrencilerin yazılarına göz gezdirdi. Bazen de öğrencilerin dikkatini çekmek için espri yaptı. İlk dersten itibaren hiç hare

Onu tanıyamamıştım

Abdurrahman Yargın, Antalya'nın Gözene nahiyesinde jandarma olarak askerlik yapmaktadır. Asker arkadaşı Burdurlu Mehmet Onbaşı ona, "Burada senin hemşerin, derin bir hoca var. Sen onu tanıyor musun" diye sorunca, tanımadığını söyler ve ekler: "Askerden önce Said-i Kürdî diye birini duydum."Bir gün Abdurrahman, Karacaören köyüne görevli olarak gider

Nurs'taki huzur

Uzun yıllar önce ilk kez Nurs'a gitmiştim. O zamanlar yollar çok kötüydü, yol ayrımlarında yön levhaları yoktu.Tahminî olarak ilerleyip Pervari'nin köylerine vardım. Yolu bulamayınca geceyi Tatvan'da geçirmek zorunda kaldım. Sonraki Nurs ziyaretimde ise büyük bir heyecanla köye geldim; her karış toprağını hasret ve sevgiyle gezdim. Köyü gezerken iç

Korkma, korkma

1943 yılında Bediüzzaman ve Nur Talebeleri, Denizli hapsine getirilir. Ardından hafız, hoca, ehl-i Kur'ân, büyük İslâm âlimi Gönenli Mehmet (Mehmet Öğütçü) de cezaevine getirilir. Hapishanede, Bediüzzaman'ın yanına gider. Bediüzzaman:"Hoş geldin Muhammed Efendi, hoş geldin. Sen burada lâzımdın. Korkma! Korkma!" der. Gönenli Mehmet: "Korkum yok efen

Mürşid-i hakikî

Bediüzzaman, talebeleriyle birlikte güzel bir Nisan günü, badem ağaçlarının çiçek açtığı bir zamanda bağ ve bahçeleri tefekkür maksadıyla dolaşmaya çıktı. Barla'nın doğu tarafındaki Eğirdir Gölü'ne uzanan yamaçlarda gezinirken birdenbire şu ayetin meali hatırına geldi:"Şimdi bak Allah'ın rahmet eserlerine! Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiy