M. Latif Salihoğlu

Yeni Asya

Cehaletin "Sözcü"sü

Bahsini edeceğimiz hadiselerin üzerinden tam yüz senelik (1925-2025) bir zaman dilimi geçti.Buna rağmen, Şeyh Said ile Said Nursî'yi hâlâ birbirine karıştıran, iki şahsiyeti birbirine temas ettiren ve sanki birlikte hareket etmişler gibi hikâye uyduran cahiller var. Hatta, son zamanlarda cahillikte terfi almış olmalılar ki, listeye Seyyid Rıza'yı d

Haram kazanç kaybettirir

Kara parayla, yahut haram kazanç ile kurulan medyatik-mafyatik karışımı şirketlerde yaşanan krizleri, depremleri, tuhaf el değiştirmeleri ibretle takip ediyoruz.Mümkün olduğunca içlerine girmiyoruz; pencereden seyretmekle iktifa ediyoruz. Aynı şirketin bünyesinde daha evvel de birtakım sarsıntılar yaşandı. Ama, şu son deprem o kadar şiddetli oldu k

Dayatma, fikir fukaralığıdır

Dayatmacılık, her ne kadar zorbalık ve kabadayılık gibi görünse de, aslında bir tür fikir fukaralığı ve bilgi yetersizliğidir.Hani "Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunamıyor" ya. Aynı o hesap, dayatmacılar bilgi sahibi olamadıkları için, geçerli-tutarlı bir fikre de sahip olamıyorlar. Ol sebepten dolayı, kafalarındaki fâsid şablonu zorla ve day

Genç zihinler cayır cayır

Ekran bağımlılığı, çağın vebâsı hâline geldi. Üstelik, günden güne daha da yaygınlaşıyor.Az-çok herkes, ama bilhassa genç dimağlar bu vebâdan daha çok etkileniyor. İnternete bağlanan cihazların çeşitlenmesi, çoğalması ve hemen herkeste bir, ya da birkaç tanesinin bulunması, yaygınlaşan bağımlılığın dizginlenmesini ve kontrol altına alınmasını bir

Laf değil, icraat önemli

Âlimlerin sözünü, siyasîlerin icraatını esas almalı. Doğru ve ideal olanı budur. Bunun tersine gidildiği zaman, her şey birbirine karışır, her şey tersine dönmeye başlar.Meseleye tersinden bakan bağnaz tarafgirler, taraf oldukları siyasîlerin daha çok hayalî-hamasî sözlerini esas alırlarken, muhalif gördükleri siyasîlerin ise hiss-i zahiriye ters d

Âciz insanın dayanak noktası

Havadan kaptığımız bir virüs, bizi yataklara düşürebilir.İçtiğimiz su ile bedene giren muzır bir bakteri, bizi ateşler içinde kıvrandırabilir. Ciğerimize yapışan görünmez bir mikrop, bizi yere serip hayatımızı sonlandırabilir. Ve tehlike arz eden daha nice hastalıklar, âfetler, belâ ve musibetler. Bütün bunlar gösteriyor ki, insan nihayet derecede

Mazi sahrasından istikbâl dağlarına

Dağlar, rakım olarak sahradan yüksektir. Dağlar, zeminin direkleridir. Hayat kaynağı olan su, dağlardan akıp geliyor. Maden başta olmak üzere, dağlar birçok nimetin deposudur, mahzenidir.Sahra mâziye, dağlar istikbâle benzetilmiş. Dereler, ovalar sahraya arkadaştır. Yüksek rakımlı tepeler, platolar da dağlar ile omuz omuzadır. Bütün bu morfolojik y

Rüştünü ispat edenler

Yarım asırdır Nur Talebelerinin arasında bulunuyoruz. Bunu bir İlâhî lütuf ve mazhariyet olarak görüyorum. Bu mazhariyet, tamamen bir sevk-i İlâhî ile tahakkuk etti. Elhamdülillah.Bugün burada hayat ve hizmetini "tavizsiz istikrar çizgisi"nde idame ettirme başarısını gösteren sâdık Nur Talebelerini tebrik ve takdir sadedinde, bazı duygu, düşünce ve

Hakikî İsevilik zuhûr edecek

Papa'nın Türkiye ziyaretine dair yankılar devam ediyor. Bundan sonra da benzer ziyaretler olmaya devam edecek.Zira, ortada ciddî bir engel bulunmuyor. Mükerrer ziyareti gerektiren ihtiyaç ve sebepler ise, daha da yükseliş gösteriyor. Meseleye radikalce tepki veren ve bağnazca yaklaşanlara harcayacak vaktimiz yok. Onlar, varsın kendileri çalıp kendi

Bilmeyen ahkâm kesmesin

Ülkede ve içinde de yer aldığımız bölge genelinde liste başı iki gündem maddesi var: Papa'nın Türkiye ziyareti ve kırk yıl devam eden terörü sonlandırma çabası.Bu konuları herkes kendi çapında konuşuyor, konuşabilir. Fakat, her konuşan ahkâm kesmemeli. Demokrasilerde fikir ve kanaat hürriyet var. Bu koridor ardına kadar açık tutulmalı. Bununla ber