M. Latif Salihoğlu

Yeni Asya

Tereddüt nezlesi zatürreye dönüşür

Teşbihte hata olmaz; tereddüt geçirmeyi nezle olmaya benzetebiliriz.Sıradan insanlar hemen her konuda şüpheye düşebilir, vesvese geçirebilir, tereddüt yaşayabilir. Bu durumu, her mevsimde nezle olabilen, grip geçirebilen kimselere benzetmek yanlış olmasa gerek. Sıradan insanlar değil de, cemiyet içinde örneklik teşkil eden, yahut rehberlik iddiasın

Onlar "İslâm şehidi" oldular

GÜNÜN TARİHİ: 30 Mayıs 1960Demokrasiyi süngüleyerek vatana-millete ihanet eden 27 Mayıs Darbecileri, yüzlerce Demokrat şahsiyetin hayatını da zindana çevirdi. İleride darağacına gönderecekleri üç güzide devlet adamından önce, Ankara'da bir başka değerli şahsiyeti de katletmişlerdi. O şahsiyetin ismi Dr. Namık Gedik'tir. İçişleri Bakanıydı. Darbenin

Mukaddesat, dünyaya alet edilmez

Herkesin kendine göre mukaddes değerleri vardır. Cemiyetlerin, milletlerin de öyle.Meselâ, dini ve mukaddesatı olmayan bir millet yaşamaz, yaşayamaz. Velev ki, o din batıl ve hurafelerle dolu olsa dahi, milletler ve topluluklar yine de ona bağlı kalarak yaşayabilir. Misal: Hak din olan İslâmiyetin dışında ineğe, ateşe, güneşe, yıldızlara, put ve h

Rumeli'nin fethi

Günün Tarihi: 28 Mayıs 1352Rumeli'nin fethi, İstanbul'un fethinden yaklaşık yüz sene evvel başladı. Süleyman Paşa komutasındaki Osmanlı akıncılarının Gelibolu kıyılarına ilk geçişlerine dair 28 Mayıs 1352 tarihi başlangıç olarak kabul edilir. Biz de bu yazıda o dönemi anlatmaya çalışalım. Cenab-ı Hak, Kur'ân'a hürmetkâr bir hanedana mensup olan Os

Darbeciler hem zalim, hem yalancı

Bundan 65 sene önce (27 Mayıs 1960) bugün bir cunta tarafından hem orduya, hem demokrasiye darbe yapıldı. Ardından, Demokratlar cezalandırılıp katledildi. Bu hadise, yakın tarihimizin kanlı ve kara bir lekesidir.Darbeden 3 gün sonra (30 Mayıs gecesi), Ankara'daki Harp Okulu'nda İçişleri Bakanı Namık Gedik, işkence ile öldürüldükten sonra, okulun yü

Hakikî tarihin şahitliği

Değerli bir ağabeyimiz tarafından tarihle ilgili bize uzunca bir metin gönderildi. Ağırlıklı olarak Osmanlı tarihine dair; ama, yanlışlarla doğruların alabildiğine karıştırıldığı bir metin.Sahibi-yazarı belirtilmemiş olan bu karmaşık metnin okunup tarafımızdan gerekli değerlendirmelerin yapılması isteniyor. Biz de baktık, okuduk. Okurken canımızı s

Nur markasının özellikleri (5)

BU DAVADA KORKUYA YER YOKHz. Bediüzzaman 13. Mektup'ta bilâpervâ şunu söylüyor: "Bütün sergüzeşt-i hayatım şahittir ki, hak gördüğüm meslekte gitmeye karşı korku, elimi tutup men' edememiş ve edemiyor." Yani, evvelâ bu Nur davasında "beşerî korku"ya yer yoktur. Sâniyen, bu davanın kimseye bir zarar da yoktur. Yüz yıllık tarih, bu hakikatin bâriz bi

Nur markasının özellikleri (4)

Risale-i Nur'dan ilhâmen isimlendirdiğimiz "Nur markası"nın takdire şâyân bir özelliği de, takip etmiş olduğu "ikna metodu"dur.Evet, Risale-i Nur'a muhatap olan her kim olursa olsun, ya ikna, ya da ilzam olur. Üçüncü bir seçenek yoktur. Karşsında insî, yahut cinnî şeytan dahi olsa, netice değişmez. Çünkü, bu eserler Kur'ân'ın malı, hakikî bir tefsi

Nur markasının özellikleri (3)

Bu vatan ve millete ait olan "Nur markası"nın diğer bazı özelliklerini sıralamaya bugün de devam ediyoruz.Bugünün ana konusu "mübareze" meselesi. Mübareze, sözlüklerde ifade edildiği üzere çekişme, vuruşma, dövüşme ve düello tarzında kavgalaşma gibi anlamlara geliyor. Bakalım, Risale-i Nur müellifi Üstad Bediüzzaman, devlet ve hükûmet kuvvetleri il

Nur markasının özellikleri (2)

Telif ve müellifi itibariyle "NUR markası" patentinin sahibi Türkiye'dir. Biz de, bu vatandan çıkıp bütün dünyaya yayılan ve insanlık âlemini saran bu ulvî markanın bazı özelliklerini sıralamaya devam ediyoruz.HER HÂL VE ŞART ALTINDA MÜSBET HAREKET Nur Risâlelerinin müellif Bediüzzaman Hazretleri, hayatının her safhasında daima "müsbet hareket" met