İbrahim Aktaşcı

Yeni Asya

Av avlanmadan, tav tavlanmadan!

Vaktiyle, memleketin birinde, avcının biri nesli tükenmekte olan bir boz kartalı vurur, bir güzel pişirir ve mideye indirir. Avcı kürdanla dişlerini karıştırırken, Millî Park Polisleri adamı yakalarlar ve avcı mahkemeye sevk edilir.Uyanık avcı, mahkemede; "çok açtım sayın hâkim" der. "Günlerdir mideme tek lokma girmemişti." Avcının açlık ve zaruret

Yalnız hatıran kaldı, boş kalan çerçevede!

Vaktiyle, memleketin birinde, adamın biri lokantada bir çorba içer. Hesap gelince de garsona; "yanıma para almamışım, parayı sonra bırakayım" der.Garson, "elbette" der. "Şu bonoya borç miktarını yazınız ve altına imza atınız, biz de senedi bir çerçeve içinde şu duvara asalım. Siz de yarın gelir borcunuzu ödersiniz..." Öfkelenen adam, "yahu bir çorb

Sen onu benim külâhıma anlat!

Vaktiyle, memleketin birinde, adamın biri evlenir, geceliklerini ve eskiden yatarken başa giyilmesi âdet olan külahını giyer ve gelini beklemeye başlar. Bekleyen adam bir de bakar ki sedirin üstünde bir düzine kadar keçe külâh var. Hanımı gelince sorar: "Bunlar ne hanım"Gelin, "Haa, onlar mı" der. "Onlar rahmetli eşlerimin gecelik külâhlarıdır." Ad

Zekî, ama çalışmıyor!

Vaktiyle, memleketin birinde, bir gazetenin genel yayın yönetmeni, gazeteciler ve yazarlarla toplantı halindedir. "Sizden kısa yazılar ve haberler bekliyorum" diyen genel yayın yönetmeni sözlerine şöyle devam eder:"Böylece edebiyat parçalayan metin yazarlarına fahiş paralar ödemeyeceğiz. Bir de haberler kısa olunca yayına yetiştirmesi kolay olacak

Meclis'te beş minare, beri gel memur beri gel!

Vaktiyle, memleketin birinde, ömründe ilk kez minarede ezan okunduğunu gören küçük bir çocuk, ezan sesinden korkar ve minarenin etrafında telaşla dolaşmaya başlar.Etrafta kimseleri göremeyen çocuk bakar ki çare yok, şerefede ezan okuyan müezzine bağırır: "Boşuna bağırıyorsun amca, öyle bir yere çıkmışsın ki dalı yok budağı yok. Ben seni nasıl kurta

İade ve değişim yoktur!

Vaktiyle, Hoca Nasreddin camide vaaz ettikten sonra sarıklı fesini uzatıp cemaatten para toplamak ister.Hocanın fesi elden ele dolaşır. Ancak fes, sarığı kaybolmuş ve içi boş bir şekilde yine Hocanın eline gelir. Ellerini havaya kaldıran Hoca, "Allah'ım sana şükürler olsun" der. Cemaat hayretle sorar, "Hoca, sen neye şükrediyorsun" Hoca cevap ver

Sen de benim hatalarımdan birisin

Vaktiyle, memleketin birinde, hastalık hastası evhamlı bir kadın, gece yarısı doktorunu eve çağırır.Kadını muayene eden doktor, "Hanımefendi" der, "acilen uzaktaki akrabalarınızı arayın, sizi bir kere daha görsünler. Mahkemeye de şimdi telefon edin, bir heyet gelsin ve vasiyetnamenizi yazsınlar. Bir de haber gönderin, tabutunuzun ölçüsünü alsınlar.

İsrail'den Hadis, Riyad'dan nutuk!

Vaktiyle, memleketin birinde, bir Hıristiyan, kiliseye girer ve elindeki iki mumdan birini Hazret-i İsa tasvirinin altına, ikincisini ise Hazret-i İsa'nın ayağının altındaki boynuzlu adamın önüne diker.Bunu gören Papaz Efendi adamın yanına yaklaşarak, "Ne yapıyorsun sen efendi, resimdeki o boynuzlu adam şeytandır, yeri de Cehennemdir. Şeytan için m

Çete-leme, çitile!

Vaktiyle, memleketin birinde, meteliksiz bir adam zengin bir ahbabından yana yakıla ödünç para ister. Zengin adam arkadaşını kırmaz ve gönülsüz de olsa parayı verir.Öğleye doğru yarı boş bir lokantaya giren zengin adam bir de bakar ki sabah ödünç verdiği meteliksiz arkadaşı oturmuş hindi dolması yemektedir. Öfkelenen adam, dolmayı midesine indirme

Nasreddin bacağını uzatır!

Vaktiyle, memleketin birinde iki arkadaş tiyatrodan çıkarlar. Arkadaşlardan biri cüzdanından binlik bir banknot çıkarır ve vestiyere bırakır. Öbürü şaşırır, "Yahu ne yaptın sen, vestiyere o kadar para verilir mi"Arkadaşı cevaplar: "Az bile verdim. Adamın bana verdiği paltoyu görmüyor musun" Malumunuz, İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi 8 Ekim 2023